2 Ocak 2019 Çarşamba

Enerji, evren, aşk, yaşam...

Atom veya zerre, bilinen evrendeki tüm maddenin kimyasal ve fiziksel niteliklerini taşıyan en küçük yapı taşıdır. 
Eski Yunan filozoflarına göre, gerçekliği, nesneyi oluşturan ve artık bölünemez, bozulamaz olarak tasarlanan en küçük, ana öğe.
Madde nedir?
Madde, uzayda yer kaplayan, kütlesi olan tanecikli yapılara denir. 5 duyu organımızla algılayabildiğimiz canlı ve cansız varlıklara denir. Maddenin en küçük yapı birimi atomlardır. Atomlar birleşerek maddeleri meydana getirir.
Atomların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan maddi oluşumların sahip oldukları enerji, evren içindeki boyutları da meydana getirmiştir.  
Evrende var olan herşey atomlardan oluşmuştur. Tabiri caizse boyutları küçük olan atomun, sahip olduğu küçük hacmin %99,9 u boşluktur. Geri kalan kısmı proton, nötron ve elektronlardan oluşur. 
Sandalye mesela büyük bir kısmı boşluktan oluşan atomlardan meydana gelmiştir. Katı madde sandığımız şey. Genellikle parçacıktan daha çok radyo dalgalarını andırırlar. 
Madde dediğimiz şey her ne ise, eğer varsa da çok az bir maddeye sahiptir.  
Maddeyi oluşturan atomlar boşluklardan ve enerji dalgalarından meydana gelmektedir.
Yani aslında madde dediğimiz şey, yoğunlaşmış bir enerjidir. 
Einstein’ın E=mc kare formülü, enerjinin yeterince yoğunlaştığında maddeye dönüşmesi anlamına gelir. Yani bir maddenin enerjisini yeterince arttırdığımızda o maddenin kütlesi enerjiye dönüşür.
Örneğin iki portakalı çarpıştırdığımızda yeni portakallar ya da değişik maddeler elde edebilir miyiz? Teorik olarak olabilir aslında. Bunun olamamasının nedeni, normal koşullarda enerjinin, maddeye dönüşecek kadar yoğunlaşmış durumda olmayışıdır.
Tasavvufa göre, kuantum fiziğine göre, ilime, bilime göre fiziksel varoluşun ruhsal varoluşun yansıması olduğu konuşulur. 
“Bu cihan, küllü aklın bir düşüncesinden ibarettir.” Mevlana
Eveetti yani?
Her şey enerji... Yaşadığımız evren, bizler, düşüncelerimiz bile..
Dolayısıyla yapılması gereken ilk şey sahip olduğunuz enerjiyi değiştirmek.Ne düşünürsek, enerjimiz ne ise o gerçekleşiyor. “40 kere söylersen olur.” Deriz ya, aslında bu söylem de enerjinin yoğunlaşmasıyla ilgili, negatif/pozitif ne düşünürsek ve ne sıklıkla düşünür söylersek gerçekleşir. 
 İnanan kişiler, esma enerjileri ile çalışırlar. Esmaül Hüsna ne demek? Bilmeyenler için. Esmalar Allah’a ait olan sıfatlardır. Allah’ın isimleri demek.
İnanca göre Allah’ın her bir ismi birer enerji kaynağı. Sağlıktan rızka kadar dünyada var olan her şey, tüm düzen esmalarla çalışıyor inancı var. 
İnanca göre; esmaları doğru oranda okuduğumuzda bu enerjileri yükselterek adeta kendimizde eksik bulduğumuz yönlerimizi şarj edebiliriz. 
Kelimeleri tekrar etme çalışmasıdır.
Bir anlatıma göre; Siz bir esmayı zikretmeye başladığınızda beyinde belli bir bölgede aktivasyon (aydınlanma) başlıyor. Belli sayıda tekrar etmeye devam ettikçe bu ışınlar beyinden dışarı doğru yansımaya başlıyor ve kendi ile aynı frekansı yakalıyor ve bağlanıyor. Burada zikir sizin DNA nızda olan kodları aktive ederek enerji açığa çıkarmanızı sağlıyor. 
Bir de konuya katkısı olacak bir şey de; kalbimizin temiz olması, niyetlerimizin her daim iyi olması, kalbimizde saf sevginin var olması ve bunlar ile başka tüm pozitif duygu ve düşüncelerle enerjimizin her daim (ya da mümkün olduğunca) pozitif enerjiyle dolu olması kendimize, çevremize ve evrene, yaptığımız her işe ve her ilişkimize yansıyan bir olaydır. Negatif duygu ve düşüncelerle kalbimizde blokajlar oluşturmamalıyız. Burada da biz yaratıyoruz. Yani saf aşk, saf sevgi, güven, saygı dolu ilişkileri bulduysak ve bu ilişkileri korumak, bu ilişkileri geliştirmek, bu ilişkilere sahip çıkmak ve bunları yaptıkça bu ilişkilerin pozitif yönde, mutlulukla var olması, büyümesi, güzelleşmesi bizim elimizde. Aksi de. 
 Konuyu bağlamaya çalışayım;
Evrende var olan herşey atomlardan oluşuyorsa, atomların bir araya gelmesiyle ortaya çıkan maddi oluşumların sahip oldukları enerji, evren içindeki boyutları da meydana getirmişse...
Atom, enerji, evren... Var oluşumuzda ve içinde bulunduğumuz evrende ki her iyi ya da kötü şeyi enerji ile yaratmış oluyor muyuz?
Neye inanırsak inanalım, inancımız ne olursa olsun, enerji gerçeği ile karşı karşıyayız. 
O vakit; sağlığımızı, aşkı, sevgiyi, işlerimizi, ilişkilerimizi, yaşamımızı ve bunların nasıl olduğunu sağlayan şey bizzat kendi enerjimiz olmuyor mu?
Son olarak; bir doğal ürün üreticisi olarak pozitif enerji sağlamaya destek olacak önerilerde bulunmak isterim. İbadet şeklimiz her ne ise, meditasyon, motivasyon araçlarımız her şekilde ise, bunları yaparken doğadan elde edilmiş, bitkilerden, bitkisel yağlardan faydalanabilirsiniz. Ben kendim evde kandillerde (şimdilerde burner dedikleri altı mumluk, üstü çukur yağlık) suya eklenmiş yağlarımı yakarken onları teneffüs ederek, kendimi daha iyi hissediyorum, bulunduğum ortamda negatif enerjiden, toksinlerden arınıyor. Bu hem benim inancım hem de doğanınbir gerçeği, ister inanın ister inanmayın. Örneğin adaçayının vücudumuzdaki toksinleri, ağrıları geçirici etkisi olduğu gibi, tavada yakılan adaçayının dumanının ortamdaki toksinleri de kötü kokuları ve negatiflikleri de arındırdığını hiç duydunuz mu? İşte şimdi duyuyorsunuz. JBu da bir çeşit enerji işi. 
Yani anlayacağınız dostlar; doğa, insanlar, ilişkiler, evlerimiz, işlerimiz, para bile varlığını, akışını, iyileşmesini, güzelleşmesini pozitif enerjiye borçludur.  
Negatifi hem çevremizden, hem de kendimizden suya bırakıp, yolcu edip, pozitif enerjiyle varlığımızı sürdürmemiz sağlıklı ve mutlu olmamız için çok temel bir olaydır. 
Dilara Koç



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder