25 Ekim 2018 Perşembe

Ölüm geldi, şov bitti

Ölüm geldi, şov bitti

Sevgili dostlar merhaba
Konumuz hayatın tek gerçeği; ölüm. Ölüm gerçek, yaşam oyun.
Kısa zaman önce annemi yolcu ettik, göçtü gitti. Annem ailemizin bir döneminin büyüğü idi. Ailenin, dost çevresinin, arkadaşlarımızın da annesi, teyzesi idi, hanım ağası idi, gönlü geniş, sevgide, insanlıkta biriydi, “dünyaya annelik etti”. Allah rahmet eylesin, nur olsun, ışıkla ışıklara yolcu edelim.
Göçmeden son 9-10 aylık süreçte felç geçirdi, çok sıkıntılı, stresli, üzücü, kısıtlı, acılı bir süreçten geçerken, ben de kızı olarak sürece dahil oldum doğal olarak. Acısı, kısıtı, üzüntüsünü paylaştım.
Hiç kolay değildi. Acılı kısmının detaylarını sizleri sıkmamak, üzmemek adına uzatmayacağım.
Işık tutmak istediğim konu, “insanlık”.
Bu süreçte çok enteresan “insan” “manzaralarına” şahit oldum.
Hem kötüsüne, hem iyisine rastladım. Hem şeytanla hem melekle iletişimdeydik, annem de ben de. İlahi olarak, spiritüel olarak, dünyevi olarak çok farklı ruh hallerinde, davranış hallerinde, duygu iniş çıkışlarında oldum.
Ve bir yazar, bir şair olarak sizlerle tüm açıklığıyla bunları paylaşmak, ışık tutmak, deneyimi aktarmak adına benim yapmam gereken bir şey, görevim, misyonum bu.
Öncelikle kötüden başlayayım. Detaysız özetle.
Sonra iyiyle kapatacağım.
Çünkü son, her zaman iyinin gülmesi ile biter, ve ne diyorum bakın “biter” yani hiçbir şey olmadı zaten ölüm gerçeği ile “her şey biter.” O yüzden içimiz ferah, iyiyiz bu yüzden zaten hep bir sıfır öndeyiz, ekstradan içimiz ferah.
Öncelikle şunu söyleyeyim.
Vicdanen, insani olarak, bir evlat, bir kız çocuğu, bir kadın, bir insan olarak acıyı aldım kabul ettim, kendi kendime yaşadım, sevenlerimin desteğiyle de güçlendim o ayrı, yanısıra çok rahatım çünkü elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım, işime, çocuklarıma yansıtmamaya çalışarak, güçlü durmaya çalışarak sevgimi, ilgimi anneme akıtmaya uğraştım.  
Şöyle bir özet anlatım yapayım, kızımın bebekken kullandığım bebe fonunu annem için kullandım,  kulağım bebe fonda bir bebeğin takibi gibi annemin takibindeydim.
İşte dostlar olayın özeti bu, yaşamında ölümünde hayırlısı, iyisi, sağlıklısını diliyorum hepimize.
Benim derdim ve bulunduğum nokta burası iken, tüm bu süreçte eleştiriler, dedikodular, A yapıyorum, X yapıyor diye değerlendirmeler, sevgisizlikler, saygısızlıklar, anlayışsızlıklar… uçuşan “küçük bir grup” kişiler oldu. Ve bunlar çok da yakından, kandan, bağdan. Ek ve genel geçer bir not sıkıştırayım bu araya, kimse kimseyi sevmek zorunda değil, saygı duymak zorunda, özellikle düğün, doğum, hastalık, ölüm gibi özel, istisnai anlarda. 
Kırılıp, üzüldüğüm, bozulduğum, ben de insanım, kadınım, anneyim, evladım ve acı direkt benim, mücadele direkt benim, öfkelendiğim, istemediğim, istemediğimi sakin ya da öfkeli dile getirdiğim, davranışa döktüğüm “çok çok az” da olsa, bir tanesi annemi morga bırakıp geldiğimizin gecesinde idi, 1-2 de hadi bilemedim 2-3 de bakım sürecinde oldu desem, kendimi kaybettiğim, ben olmayan şekilde davrandığım oldu.
Genel olarak yaşamımda da gençlik, kan kaynayan zamanlarımda da ya da az daha erken yaşlarımda da, toplasan 2-3 tür, haksızlığa, saygısızlığa aşırı denebilecek tepkim, bana göre aşırı. 
Biliyor musunuz bu dönemler için ne düşündüm? Az bile yapmışım, terbiyeli ol, sakin ol, ahlaksızla saygısızla anlayışsızla bir olma diye diye, insan acısını yaşayamıyor. O kadar bu işlerin danışmanlığını yapıyoruz, bu süreçte dedim ki yahu bazen bırak, öfkeni göster, kırıldığını sesli dile getir, belirt, saygısızsın git de, ne bileyim işte.
Her ne ise, bu şovun az bir bölümünde ruhumdan porttuğum oldu. Kısa sürede yine danışmanlıklarımızda, anneliğimde, dostluğumda davranışa döktüğüm, düşündüğüm, inandığım, duygu ve düşüncelerime geri döndüm.
Bu dönüşe çabukça geçiş yapmama sebep olan, “kötülere” öncelikle “teşekkür” ediyorum, onları “affediyorum”, Allah’a, evrene, suya havale ediyorum, bırakıyorum.
Özellikle burası ışık tutmak istediğim kritik nokta;
“Yaşamdaki zamanı bıraktım, ölü evinde bile, cenaze sahiplerine anlayış, saygı, sevgi göstermeyen, dedikodusunu yapan” küçük bir grup için “sözün bittiği yer” dedim. Bu halleri hiç üstüme alınmıyorum. Neden mi? Çünkü ölü evinde bunu yapabilenler, tek gerçek olan ölüme, ölüye aslında saygısızlık etmiş oluyorlar. Ve kendilerine. Sen de yaratılmışsın ve sen de öleceksin, an da, senin anında, ölümün yaşandığı evde kirli duygu düşüncelerinle kendini kirletmiş oluyorsun.
Ve dedim ki; harika oldu. İyi ki oldu. Aydınlandım. Şükrettim, affettim, akışa geçtim. Teşekkür ettim çünkü tekamül sürecime katkıları oldu. Ve bugün ruh, duygu, düşünce halim öyle ki;
"Ölüm geldi, şov bitti."
Ve oyunun bu bölümünde benim rolüm bitti. Bence onların oyunu daha yeni başlıyor ve burası önemli “izliyor bile olmayacağım.” Çünkü kendimle, onlarla, dünyayla, acıyla tanıştım, barıştım, havale ettim, yolcu ettim ve akışa geçtim.
Konu içimde tamamen kapandı, şükürler olsun bu hisse. 
Ve acımı aldım kabul ettim, kendi kendime, dualarımdayım. 
Dost ve gerçek kişilerle paylaşımdayım.
 Kimi insanları tanıdıkça yalnızlığa sığınır oldum. Demiş Hz Ali
Ben de aksine kimi insanları tanıdıkça, sevenlerime, sevdiklerime, dostlarıma sanki yeniden kavuştum. 
Bir yenilendim. Bir arındım sanki.
Birçok dostum, gerçek kişi vardı hayatımda, meğer binçok kişi varmış. Büyük şükür ettim. Müthiş duygularım okşandı, nasıl da çok seviliyormuşum, öyle şahane duygu oldu ki benim için.
Acıda bunu hissetmek meğer ne kadar derin değerliymiş.
Ve dedim ki dostlar; ölüm gerçeğini iyi anla, manaya yaklaş. 
Yaşam oyunun da; "insan" olarak yaratılmanın "şansını" iyi değerlendir. 
Sevgi ol, sevgide ol, ışık ol, ışıkta ol.
Akışta ol, akışta kal. Ve bunları yaşarken mutlu olmak için dostu, gerçeği, insanı bil, anla, gör, kendini bil, anla, gör. Hiç bir şeyin ve hiç bir kimsenin sevgiden, ışıktan seni uzaklaştırmasına izin verme, gücünü eline al, sevginin gücü, iyi niyetin gücü, iyinin gücü dünyanın en büyük gücü.
Erzurum'da kış sporlarında tesadüfen tanıştığım bir sporcu büyüğüm demişti ki; "ben yaşlanmıyorum ve mutluyum, çünkü muhatap olduğum kitle; doğa, sağlıklı beslenirken yediklerim, 3-5 de gerçek dostum ve en önce kendim, bedenim, ruhum."
Şahane bir yaşam yaklaşımı. Aynı noktadayım ve fikirdeyim.
Ve dolayısıyla; "izlemiyorum bile", gözüm, kalbim, aklım; doğa ile, doğal ile, yuvam ile, yuvamdakilerle, yediğim içtiğim ve yediğimi içtiğimi içten sevgiyle paylaştığım dostlarla, sevilmenin, sevmenin gücüyle, kendimle, bedenim ve ruhumla muhatabım artık, öncesinde de buna yakındım, şimdi daha da öteye geçtim. 
Ve dostlar;
Ölüm geldi, şov bitti,
Ölüm gerçek, yaşam oyun.
Hepsini aldık kabul ettik.
Çünkü mecbur ve işte tek gerçek. 
İçten sevgimle,
Dilara Koç



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder