28 Ağustos 2018 Salı

Sadece kötü yok, iyi de çok

Eskiden mektup arkadaşları olurdu.
Dünyanın çeşitli yerlerinden. 
Heyecanla mektupların dönüşünün beklendiği, gelince mutluluktan  uçulan. Şimdiki gibi "e-posta yavaş, whatsapp tan hızlıca haberleşelim" gibi bir dünya yokken bunu başarabiliyorsak...
Benim mektup arkadaşım Danimarka'dandı, sonrasında tanışarak da yazıştıklarım oldu, Libya'dan, İngiltere'den (Manchester'dan, Londra'dan)...
***Bu mektup arkadaşı mevzuunu, dil gelişimi için kurgulamışlardı. Kurgudaki incelik ne? Akıl (dil gelişsin) ve sevgi (arkadaşça, dostça olsun) ile üretilmiş, ışık dolu bir olay. Güven ilişkisi için; kaydoluyosun, eğitim, aile vb bilgilerinle en önce iyiliğin, saflığın, iyi niyet, temiz insan halin resmedilirse, dahil oluyorsun, senin gibi tüm dünyadan kurguya dahil olanlardan seçtiklerinle irtibata geçiyorsun, hangisi ile anlaşır, mutlu olursan mektup arkadaşlığın başlıyor ve arkadaşınla artık başbaşasın. 1987 yılından bu yana asıl mektup arkadaşımla, sonradan tanıştıklarımla 1993 yılından beri hala yazışıyorum, teknolojiye uyduk, e-posta ile.😌🙏💕
Sonuç;
Saf sevgiyle yazışılan, her özelin paylaşıldığı, güvenle.
Tek yapılması gereken kötüyü kov, iyiyi sar, sev, koru, aklını kullan, aklını sevgiye, ışığa, sevgiyle, ışıkla kullan. 
"Dünya hepimizin"
"Dünya iyilerle dolu" 
Evet dünyada sadece kötü yok, iyi çok.
Sen de iyi ol, iyiyi destekle, iyiyi üret. 
Nokta.😎
Dilara Koç👩‍🎤❤️

16 Ağustos 2018 Perşembe

Asrın hastalığı, şeytanlığı.

“Schadenfreude”
Çoğu kişide görülen, bence asrın hastalığı, şeytanlığı. 

Schadenfreude, Almanca bir kelime. Almancada kötü olay, durum anlamına gelen “schade” kelimesiyle, sevinç anlamına gelen “freude” kelimesinin birleşmesinden ortaya çıkıyor ve kısaca: “başkalarının mutsuzluğundan, başına gelen kötü olaylardan mutlu olma durumu” 
"Başarısından, iyiliğinden, mutlululuğundan mutsuz olma, istememe duygusu" 

Arthur Schopenhauer bu duygu için ne demiş:
“Kıskançlık hissetmek insancıldır, birinin zarar görmesinden mutlu olmak, bunun tadını çıkarmak ise şeytancıl.”

Bence kıskançlık insana dair tanımlansada ben onu da sağlıksız ve şeytani buluyorum ki öyle.

Çoğu kin tutan, kıskanç, başkasının mutsuzluğundan mutlu olan bunu başarılı şekilde gizler, itiraf etmez. Bunada “geheime schadenfreude” deniyor Almancada.

Bu duygu “n’aber”, “keyifler nasıl”, “okul nasıl gidiyor?”, “işler güçler nasıl?”, vb. sıradan soruların arkasında da saklı olabiliyor. 
Ve ilginç sizin iyi niyetle bu soruları sorduğunuz çoğu bu duygudaki kişiler cevap olarak; süper, bomba gibi, çok iyi gibi abartılı olumlu cevap verirler. 😎😀 Olura kendileri gibi sizde bir mutsuzluk, eksiklik varsa mutlu olursunuz diye.

Sözde bu kişi hal hatır soruyor gibi görünür, ancak olur da ortaya olumsuz, sıkıntılı bir tablo çıkarsa, “oh be benim durumum kötü ama onunki benden daha kötü” diyerek içten içe sevinip kendini düzlüğe çıkarmaya çalışır.

Ek bir not;
Osmanlıca “şematet” kelimesi aynı anlama gelmektedir, bu da bu duygunun bizlerde de çok görüldüğünün ispatıdır.
Şematet: Birinin başına gelen felâketten dolayı sevinme, sevincini gösterme demek. 

Bu duyguyu yaşayan insanlar bunu asla belli etmezler, açığa vurulan, gösterilen bir duygu değildir.

Kaza yapmış iki araçtan, ölü bedenler ve yaralılar çıkarılırken içinizden “iyi ki benim başıma gelmedi” diye geçirmeniz bile schadenfreude’nin bir türevidir.

Dilimizde yaygın bir duygu-durum olduğunu “gülme komşuna gelir başına” antitezine duyulan ihtiyaçtan da anlayabiliriz.

schadenfreude durumunun en hafif masum örneği, düşen, kafasını çarpan vs. arkadaşınıza aşırı seviyede, dalga geçerek gülmektir. Hani gülebilirsiniz belki hafif komikçe düşüşlere ama zarar görmüş kişiye de gülenlerimiz var.
Ben mesela şu kaza şaka programlarının aşırı zarar görenlerin olduklarını izleyemem kötü olurum, bazısı kopacak seviyede kahkahalarla izler. 

Bu duygu egonun (ego niye olur, en az bir şey eksikse olur, duygu, düşünce, akıl, sevgi, deneyim, insani kalite vb vb eksikse...), ezikliğin, sağlıksızlığın, başarısızlığın, cahilliğin sonucudur. 
"Eksik" hisseden de olur. 

Sevgilisinden ayrılır, kilo alır, aşırı zayıflar, notu düşük alır, yarışı kazanamaz, işten atılır, tatile gidemez, dükkanı iş yapmaz, iş yeri kapanır, iflas eder, boşanır, saçının rengi tutmaz, saç modeli yakışmaz, resmi bir toplantıda üstüne kahve dökülür, sınıfta kalır... gibi gibiii mutlu olur. 
Ya da ters tüm bunların pozitifinden mutsuz olur.
Aman Allah'ım
Çevremiz bunlarla dolu. 
Yazık, ezik, eksik... Aşağı çeker.
Halbuki bilse ki, bu sağlıksızlıktan arınsa, başarıyı, iyiyi, mutluluğu desteklese kendine de yansır ve ondan ona mutluluk yayılır.
Şu an yayılan bu gibilerin bu hastalığı olduğu için "herkes" mutsuz.

Konuyla ilgili En önemli cümlem: 
Bu duygudaki kişinin yaşadığı şey aslında başlı başına "mutsuzluk", kendi "ezik, eksik, sağlıksız ve MUTSUZ ki" 

Hay insan evladı; bir kendinle mutlu ol, yahu bırak başkasını kendine bak, kendini sev ve herkesi sev, başarıyı destekle, mutluluktan mutlu  ol da, mutluluğu birlikte yayalım, şu güzel dünyanın sefasını sürelim. 
Dilara Koç 👩‍🎤❤️