31 Ağustos 2017 Perşembe

Gül düşün gülistan ol

Eveeet sevgili dostlar,
Bu yazımda her bireyin, ailelerin, ekiplerin, toplumların hayatını direkt etkilediğini düşündüğüm, hayatı cehenneme ya da cennete çevirebilecek ve her insanda var olan bir "güçten" bahsedeceğim, "düşünce gücü".
Gelin biz "pozitif/olumlu düşünce gücü" diyelim.

Öncelikle bir not; yazımda konuyu pekişterecek bazı alt başlıklarım olacak, bu alt başlıkları kısa kısa, öz bir şekilde yazıp geçeceğim, sizde bir ışık yaksın, fikir versin yeter diye düşünüyorum.

Bu alt başlıklar, düşünce gücü konusunu pekiştirecek konular, bunlara değinerek ana konumuz ile ilgili daha etkin ve verimli sohbet edeceğiz.

Evet, konumuza "plasebo etkisinden" bahsederek başlayalım.

Nedir "plasebo etkisi"?
Bir insan, hiç bir rahatsızlığı olmadan kendini hastalandırabilir mi? Peki ya aslında hiç bir etkisi olmayan ilaç görünümlü vitaminlerle kendini iyileştirebilir mi? Evet! Bunların hepsi plasebo etkisiyle olası.
Plasebo etkisi; kişinin aldığı ilaç (ilaç yerine verilen etkisiz ilaç) hakkında kendini iyileştireceği yönünde düşüncesi, bu inancına paralel fiziksel veya psikolojik iyileşmesidir. Bir bakıma, bireyin kendini iyileşeceğine inandırmasıdır. Alınan ilacın hiçbir etkisi olmasa bile kişi inandığı için meydana gelen hem fiziksel hem psikolojik olarak iyileşmesidir.

Şöyle de anlatmaya çalışayım;
kişinin hastalığı yoksa ve/veya hastalık takıntısı varsa örneğin şeker ver iyileşeceğine inandır, iyileşir.
Gerçekten hasta ise hekimin verdiği tedaviyle, ilaç ile yine iyileşeceğinin garanti olduğuna ikna et, inandır, yine iyileşir.

Düşüncesindeki immün sistemini etkileyen, iyileşmesine engel olan psikolojik, ruhsal blokajları kaldırmış oluyorsun.
(Bir çeşit olumlu düşünce gücü)

Burada tabii şuna çok dikkat etmek lazım.
Bir durum, sorun var diyelim; durum, sorun nevrotik  mi psikotik mi?
Yaşanılan sorunun, temelinde yatan biyolojik faktörlere bakmak lazım.
Tiroidi mi var, vitamin ya da mineral eksikliği mi var? gibi.

Nevrotik kişi günlük stresi, sıkıntıyı, hayattan beklentilerini alamadığının, takıntılarının, negatif halinin farkındadır ve yardıma açıktır, psikolojik ya da psikiyatrik destek alır, minimum akılcı, bilge, sevgi odaklı ve iyi niyetli bir dostu varsa paylaşır, fikir alışverişi yapar vs.
Psikolojik ise farklı tedaviler uygulamak lazım.
Bir de takıntılı kişiler vardır. Günümüzde 3 kişiden neredeyse 2 sinde en az bir takıntı oluyor.
Takıntılı, depresyona meyilli insanlar ölüm, iflas vb sorunlara karşı direnci düşük olabiliyor. gibi gibi.

Uzmanlardan, hekimlerden yardım almak gereken durumlarda da, gerekmeyen durumlarda da tüm yaşamımız içinde, sağlığımız başta olmak üzere, özel ve iş hayatımızı direkt etkileyen bir faktör düşüncelerimiz!

Tüm hastalıklarda stres ana sebeplerden bir tanesidir. Bunu tüm hekimler, uzmanlar söyler.
Olumsuz düşünce, stres vücudun savunma mekanizmasına blokaj yapar ve hastalıklara engel olamaz.

Düşüncelerinize yön verebiliyorsanız,
duygularınızı yönetebiliyorsanız işiniz tüm hayati konularda ciddi boyutta kolaylaşıyor.

Bu olaya kızdım, daha fazla kızmayacağım.
Şu kişinin yaptıklarına şimdiye kadar anlayış gösterdim, zarar görüyorum, kişiyle arama mesafe koyup, sonunda ölüm yok, konuyu da kapatacağım.

Şöyle düşünün; ne kaybedersiniz?  Olumlu düşünerek en azından kendinizi daha iyi hissedersiniz.
Ruhsal ve fiziksel sağlık açısından, kendiniz için çok faydalı bir şey yapmış olacaksınız.

Bakış açısı.
Bakış açımız çok önemli.
Bakış açımızı, akılcı ve sevgi odaklı yönlendirirsek, hayatımız, çevremizin hayatı, dünya değişir. O derece etkili ve önemli.

Tabii şöyle de bir şey var. Sadece olumlu düşünmek tek başına yetmez, olumlu düşünüp hem de konuyla ilgili yapılması gerekenleri yapmak gerekiyor.

Ne demiş Aldous Huxley "Oturarak başarıya ulaşan tek yaratık bir tavuktur."

İnsan psikolojisi özünde, yaşadığı olumsuzluklarla başa çıkmak için gereken savunma sistemlerine sahip.
Gelin bu gücü hayata geçirelim.
Bununla ilgili donanımlarımızı arttıralım.

Sadece kendimiz için yetmez, en az bir kişinin, en az bir başka hayata da dokunarak fark yaratalım. Olumluyu yayalım.

Babamın üniversitede matematik öğretmeni olduğundan sanırım, bu branşı inceleme, özünü anlamaya çalışma halim oldu. Öncelikle şunu söyleyeyim, matematik hayatın tam da içinde.
Babamın matematikteki alanı topoloji idi, çok küçük özetle uzay geometrisi. Ve çok küçük bir özetle incelemelerimden şu mesajı aldım; artı ile eksiyi topladığınızda hangi rakam büyükse o kazanır.
Yani? 😉
Hayatta negatifler çoksa hayatınızda negatiflik kazanır, hayatınız ağırlıklı negatif olur, pozitifler çoksa hayatınızda pozitifler kazanır ve hayatınız ağırlıklı pozitif olur. Nasıl? Ne dersiniz?

Şimdi ne yapmak lazım, nasıl yapıp yaşamımızdaki "olumlu" "şey" oranını, artı oranını yükseltebiliriz?

İnsan sürekli kendiyle konuşur, farkında olun olmayın bunu yaparsınız. İç sesimiz var ve iç sesimiz bizi sürekli eleştirir, ilginçtir ki bunu hayatta kalmak için yapar.
Bizi risklerden, değişikliklerden, bilinmeyenden korumak için yapar. Yapamazsın, edemezsin, başaramazsın der. Sizi tutar, engeller.
Bu arada ek bir not; iç ses her zaman olumsuz konuşacak diyede bir şey yok, iç ses nihayetinde yaşadıklarımızdan, deneyimlerimizden, gördüklerimizden yola çıkıyor, yine de korumak amaçlı negatif söylenme olasılığı yüksek.

Örneğin; ben uzun yıllardır insan kaynakları alanında çalışıyorum, çok karşılaştığım bir olay; iş görüşmesine girecek üç kişiden en az biri ya kabul edilmezsem söylemindedir.

Olumsuz iç sesi yönetmek için önerim; olumsuz cümleleri olumluya çevirmeyi deneyin.
Yukarıdaki örnek için; cümleyi olumluya çevirelim birlikte; "herkes kadar şansım var."
"Kabul edilmem için neler mümkün"
"Dünyanın sonu değil"
Nasıl?
Siz daha olay olmadan, gerçekleşmeden olumsuz düşüncenizle olayı gerçekleştiriyorsunuz, kendini gerçekleştiren kehanet işe kabul edilmiyorsunuz.
Bu tabii şu da demek değil, işe alındım dediniz ve bu yeterli, işe alındınız değil. Pozisyonun gerektirdiği eğitimi almışsınız, donanımınız, deneyiminiz asgari oranda pozisyonun ihtiyacını karşılıyor ve diğer adayların önüne geçebilecek bir özgeçmiş, iletişim vb haliniz var olmalı ve ek olarak olumlu, akılcı düşünmeniz gerekli. Gibi.

Düşüncenizi, duygunuzu yönetmenin çok basit bir yöntemi var.
Oyun gibi düşünün; "hiç bir olumsuz kelime kullanmadan bunu nasıl olumlu cümle haline getirebilirim?" diye sorun.
Ve her olumsuz cümleyi olumlu cümleye çevirin. Bunu yapa yapa bir bakmışsınız cümleleriniz olumlu, duygunuz, düşünceniz olumlu, yaşamınızdaki her şeyi olumlu hale getirecek davranışları, gereklilikleri yapmaya başlıyorsunuz ve yaşamınıza ciddi olumlu gelişmeler akmaya başlıyor.

Birkaç basit ama çok etkili önerim ise;
Dedikodu yapılan, sürekli şikayet eden, negatif insanların olduğu ortamlardan ve  bu tarz insanlardan uzak durmak şart.
Sürekli eleştiren, eleştiri olan ortam ve kişilerden, sürekli dert sıkıntı konuşulan ortamlardan uzak durmak önemli.
Bunlar eksileri, negatifi yayar. Şu demek değil, hasta yakınının yanında ol tabii, ölümde dostuna destek ol, arkadaşının derdini dinle... Demek istediğim sürekli sürekli, tekrar eden şekilde, çözümsüz ve akılsız bir yaklaşımla, aşırı olumsuz hallerden ve bu halde olan kişilerden uzak durmalı. Birde tabii çok çok önemli, cahilden, cehaletten.

Yine olumlu düşünebilmek için altını doldurmak lazım.
Bilgi edinmek, okumak, araştırmak, incelemek, gözlemlemek çok önemli. Yaşamı, doğayı, bilimi, tarihi vb.
Bilgili kişinin, bilge kişinin negatif düşünme, yaşamını olumsuza yönlendirme olasılığı ya çok düşüktür ya yoktur.

Olay şu aslında, bakış açısı şu;
"Olayların lehimize çevrileceği ya da daha hafif atlatma yollarını bulmak lazım."
Her şey güllük gülistan anlamında değil.
Yaşamda iniş çıkışlar elbetteki var. Tek düze olsa zaten iyinin, iyiliğin anlamını, önemini anlarmıydık ki?

Dilek, dualarımızı bile olumlu kelime içerecek şekilde yapmamız doğrusu.
Hiç bir sıkıntı yok diyelim, Allah sabır versin diyoruz. "Yani bir sıkıntı olsun da o sıkıntının sabrını versin." dilemiş oluyoruz.
"Allah'ım bu sınavdan başarısız olmayayım." yerine "Allah'ım bu sınavımda başarılı olayım." demenin kendinizde uyandırdığı hissi bir dinleyin, olumlu kelimelerle edilen duanın enerjisi çok daha farklı olur ve doğrusu odur.

Örneğin;
Savaşa hayır yerine, barışa evet
Vahşet yeter yerine, iyilikler güzelliklere hoşgeldin dersek enerjetik anlamda da, psikolojik anlamda da, gerçekleşmesi anlamında da hem daha güçlü, hem daha sağlıklı, hem ruhsal anlamda pozitif etkili bir enerji yaymış oluyoruz.

Çok kritik bir not ile yazımın sonuna yaklaşıyorum.
"Pozitif/olumlu düşünce gücümüzü" kullanarak kendimizden, yakınımızdan başlayarak, yayıla yayıla dünyayı değiştirebiliriz. !!!!!
Evet doğru! Bugün dünya güçleri kitleleri kontrol altına almak için bu güçten çokça yararlanıyorlar. Psikolojik oyunlarla ve bunu  gibi birçok teknikle düşünceleri etki altına alıp toplumları istedikleri gibi yönetiyorlar.
Aynı güç her insanda varsa, neden bu gücü korunmak, iyi olmak, yaşamımızı, hatta dünyayı kurtarmak için kullanmayalım.

Duyguların, düşüncelerin olumlu olması sağlıktır, sağlıklı zihinler, ruhlar, kalpler yaratıcı olur, hayalleri zengin, renkli olur, hayallerini yaratırlar, yarattıkları iyi olur, mucize olur, ışık olur, başarı olur, barış olur, birlik olur, iyilik olur. Bilim olur. !!!!!

"Her şey sonunda iyi olacaktır. Eğer iyi değilse, henüz sonu gelmemiş demektir." John Lennon

Bir özet toparlama yapalım;
Plasebo etkisi
Araştır, oku, bilim, bilgi
Matematik ve hayat
Dua ve dilekler
Sağlık
Akıl
Sevgi
Bakış açısı
Başka insanlara fayda
Ve bunları yayma
Olumlu düşün
Altını doldur, bir şeyler yap
Aklını kullan
İyiyi hayal et
İyiyi düşün
Kendini
Hayatını
Çevrenin hayatını
Dünyayı değiştir
Güç
Olumlu düşüncenin müthiş gücü

“En büyük işler, büyük hɑyɑl sɑhipleri tɑrɑfındɑn bɑşɑrılmıştır.” George William Russell

"Hayal edebilirseniz yapabilirsiniz. Her şeyin bir fareyle başladığını hiç aklınızdan çıkarmayın." Walt Disney

Mevlana noktayı koymuş.
Yazıma da noktayı koysun.

"Kardeşim sen düşünceden ibaretsin
Geriye kalan et ve kemiksin
Gül düşünür gülistan olursun
Diken düşünür dikenlik olursun." Mevlana

Nokta.
Dilara Koç Ağustos 2017

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder