1 Haziran 2017 Perşembe

Çok yoğunum lafının dayanılmaz ağırlığı

"Çok Yoğunum" lafının bendeki dayanılmaz ağırlığı 🤔🙄😥😴😉

Ve en önemlisi "an" 
"Zamanı" bırak, "ana" bak. 
"İşim çok. Yetişemiyorum. Yoğunum sana dönemiyorum...."
Bu lafların, daha çok da "yoğunum" kelimesinin bende uyandırdığı derin acı. 😴😥🙄🤔
Dikkat ettim bende başka herkes ama herkes çok yoğun. Ama herkes. Evde işte okulda, büyük küçük çoluk çocuk genç herkes çok yoğun ve aynı zamanda çok sıkıntılı ve çok zor işleri. 
Dikkat ettim bir benim işim süt liman, sıfır sorun, birde feci kolay. 🙄
"Aaa tabii canım, Bakıyorum sosyal medyaya takılıyor, geziyor, tozuyor."
"Güzel kardeşim sosyal medyaya akşam, öğlen yenilen yemeğin resmini koyunca... Ha siz 7/24 çalışıyonuz yemek yemeden su bile içmeden peki ya tuvalet o da mı yok? vayhh canlarım. Artı hayatım yemeklerde ve molalarda geçmiyor tabii ki, paylaştıklarım işimin, özel hayatımın bir küçük parçası ki.😉" 
Örneğin bugün şu an Diyabakır'dayım yeni havaalanına girdim ve uçakta aksilik çıktı tahminen rötarsız minimum evde saat 01:00 de olacağım (gece) ertesi gün işe tekrar gideceğim. Bunu niye paylaşayım? Bu işimin sık sık yaşadığım bir olayı. Niye paylaşayım da yorgunluk, sıkkınlık, negatif yayayım? Niye? Neden? Niçin?
Yoğunsan yoğunluğun kafanda yarattığın sanal bir negatif enerji olmasın. Aklın var? Önceliklendirme? Zaman yönetimi? Peki ya "an" Geleceğim o konuya. 
Sadece mail yazarak, dizi izleyerek, lavabo hipolayarak da "yoğun" olabilirsiniz. Bu bir seçim olabilir mi?
"Size gelemeyiz, bugün temizlik yapacağım."  "İşte mesai yapmam şart." Şartsa yap, şartı değerlendirecek sensin. 
"Kafamı kaşıyacak vaktim yok." "Yoğunum" "işim çok zor."
Offff deliriyorum yeminlen, nasıl, anı kaçıran, anın değerini yitirten, yaşamın akışını engelleyen feci kötü  ve başarısız olan ve ne iş yapıyorsan eninde sonunda işini, yaşamını başarısız kılan bir mazeret. 
Sağlık sorunları dışında hiç bir ama hiç bir işin, konunun, olayın sıkıntılı, çözümsüz, zor ve yoğun olduğunu kabul etmiyorum.
Hiç kimse hayatının 24 saatini çalışarak geçirmez. Doğaya, insanın doğasına aykırı. Ben en azından tuvalet molamda annemi, çocukları ararım, bir sorarım. Hiç mi ayarlanamadım böyle yaparım.
Tuvaletimi yaparken annem annem olduğu için ayıp olmaz anlamaz bile hatta sağlığını sorarım, ihtiyacı varsa ya da benim konum neyse konuşurum kapatırım. Ayrıca evelallah aynı anda en az 2 iş yaparım. Kahve içerken rapor hazırlayabilirim, mail atabilirim, iş/özel konuşmamı yapabilirim. :) 

İşinizin sürekli ya da sık periodlarda yoğun, zor, çözümsüz sıkıntılarla dolu olduğunu düşünüyorsanız bunda büyük bir terslik vardır. Bu kısmı iyi düşünün, ciddi ve büyük bir terslik.
İş yapış şeklinizde, bakış açınızda, aklınızı kullanma şekli ve seviyesinde, psikolojide, işin kendinde...
Kişinin İllaki kendine, sevdiklerine, hobilerine... ayıracağı zaman vardır. 
Hayat... Kısa mı? Uzun mu? Her ne ise, kendine ve çevrene bunu zehir etmeye değer mi?
Ya da etmeyi tercih ediyorsan senin sorunun, lütfen benimle paylaşma.

Ha bir de başka zaman alıcılarında varsa benle hiç hiç hiç paylaşma. Ne gibi? Hırslar, dedikodu, kıskançlıklar gibi. 
Eve iş getirmek gibi. Hem işin kendini hem de işle ilgili söylenmeleri...
Aklın yok mu? Bu ayırımı yapamıyor musun? 
Çok kriz acil, kritik ayırımı yap, böyle olmadıkça işi işte bırak, iştede işine bak, işin odak noktasına konsantre ol, işini yap, yani işinin "anını" yaşa bak bakalım zaman mefhumun olacak mı? İş bitmiyor diye bir şey yaşayacak mısın? Kafanı kaşıyabilecek misin?😉
Boş zamanı, işten molası olmayan insan sağlıksız olur, depresif olur, parasıda olsa mutsuz olur.
"An"
İşte, özelde, çalışırken, eğlenirken "anı" yaşayan insanın en başta sahip olduğu şey sağlık, iç huzuru ve mutluluktur. 

"Bitap bırakan günlük yaşam, ancak bir aptalın karşılaşabileceği bir hayat krizidir. "
Anton Çehov

"Eğer boş zamanınız yoksa, ruhunuzu kaybediyorsunuz demektir." L.P. Smith

"Kalitenizin ölçüsü, boş zamanlarınızda ne yaptığınızdır. Medeniyetlerin kalitesi de insanlara sağladığı boş zaman ve bunun kalitesi ile ölçülür. "
Irwin Edmam

"Babam bana çalışmayı, fakat işin esiri olmamayı öğretti. Şimdi okumanın, hikaye anlatmanın, şakalaşmanın, konuşmanın ve gülmenin iş kadar; hatta ondan da önemli olduğunu biliyorum."
Abraham Lincoln

"Anı" yaşamanın dayanılmaz hafifliğini niyet ediyorum herkese. Bir sonraki yazım "anı yaşamak" ile ilgili biraz daha sohbet edeceğimiz bir yazı olacak.
Aynı konuyla ilgili yazdığım bir başka yazının linkinide ekliyorum, lütfen onuda okuyun, tabii "yoğun" değilseniz. 😉😀
Sevgiyle dostlar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder