30 Mart 2017 Perşembe

Yaşamını sen yaratıyorsun!

Ne dedik bir önceki yazımızda dostlar?
Bugün dünyada başımıza gelen tüm kötülüklerin temelinde;

1-Sevgi ve akıl eksikliği
2-Bunları anlayıp, bilmek, algılamak için araştırma, sorgulama eksikliği
geliyor.
Dedik.

Bugün ki yazımda bu 2 maddeyi irdeleyeceğiz, maddeleri pekiştireceğiz, belki de maddelere temel birkaç madde eklemiş olacağız. Bakalım nasıl olacak? İyi oldu bile. Her şeyden önce niyetimiz iyi.

O yazımızda yazdıklarımı pekiştireceğiz dedik, birlikte önemli bir bakış açısına mı diyeyim, çok değerli, önemli ve temel bir konuya değineceğiz.

Konuyu becerebildiğim kadar, mümkün olduğu kadar kısa ve anlaşılır anlatmaya çalışacağım. Konu çok çok önemli, çünkü konuyu ne kadar iyi anlarsak yaşamımızı, yaşamlarımızı, yaşamı o kadar iyileştirir, güzelleştiririz.

Doğru okuyorsunız, dünyanın yaşamını birlikte iyileştirebiliriz!!!

Ne demiştim  “....Koşulsuz Sevgi” kitabımda “dünyayı insan olan,seven insan, koşulsuz sevgi kurtaracak.” İşte bugün bu yazımda bunun nasıl olabileceğini size anlatmaya çalışacağım.***

Konuya insanın inanç sistemi ile başlayalım, sonrasında fizik, beyin, zihin, enerji vb konulardan konuşacağız.

Kur’an-ı Kerim’de Allah ne diyor. “Dua edin, kabul edeyim.”
Burada aslında derin bir mesaj var dostlar. Yüce Allah burada insandaki güce dikkat çekiyor. Ne gücü bu? Beyin gücü, düşünce gücü,  insan da beyin var, düşünce var ve beyin gücünü kullan iste vereyim diyor. İnsan beyniyle, inanca göre duasıyla, dileğiyle yaratabiliyor, iyiyi dilerse iyiyi, kötüyü dilerse kötüyü. Yani beyin gücünü kullanarak isteklerine ulaşabilirsin diyor.

Gelelim bilime;

“Barış ancak evrensel aydınlanmanın doğal bir sonucu olarak gelebilir.”
Nikola Tesla
Annelerimizin yemeği en sevdiğimiz yemeklerdir öyle değil mi? “Anneminki gibi olmamış ya da olmuş.” Demez miyiz? Aynı yemeği, aynı malzeme ile, aynı tarifle 2 kişi yapar, birisinin ki daha güzel olur. Sizce neden? Bunu yaşam içinde yaşarız, çok da üzerinde durmadığımız bir konudur. Bence üzerinde durulması gereken bir konu, birisi istekle, aşkla, severek, sevgiyle yapar, bunu yapan kişinin yemeği illaki daha güzel olur.
  “İçine sevgimi kattım.”
Hangi işi, davranışı, hareketi yaparsak yapalım, işin içinde istek, severek yapmak varsa o iş daha iyi, daha başarılı olur.
“İstemek, başarmanın yarısıdır.”

Niyet...Niyetin ne ise...Niyetinin içinde iyilik, sevgi varsa, yaptığın işin, maddenin moleküllerini değiştiriyorsun. Sonucunu değiştiriyorsun.
Su deneyini lütfen google dan bir araştırıp izleyin. Suya sevgiyle yaklaşım ışık dolu hoş bir görüntü oluşmasını sağlıyor, sevgisiz yaklaşım da koyu, kötü bir şekil hal oluşuturuyor suda. Detayını anlatıp burada uzatmayayım, lütfen internetten bakın.

Beyin dışarıdan aldığı tüm bilgilerin işlemesini yapan bir organımız. Bilgileri işliyor. Bilgi işleme biçimi olarak da sonsuz olasılığa sahip. Öyle bir yeteneği var.
Yani elimde ne kadar bilgi varsa o kadar var edebileceğim güç var.

Çalışan zekanı geliştirmek senin elinde, ne kadar çok bağlantı varsa o kadar var edebile gücün olur.
Dolayısıyla ne kadar çok bilgi edinirsen, beyni geliştirirsen o kadar hayal edebilirsin, yaratıcı olabilirsin, o vakit kontrolü eline alabilirsin.
Beyni pozitifle, bilim ile, iyilik ile, iyi düşünce ile besledikçe hayal ettiğin pozitif olacaktır ve hayal ettiğini de yaratacaksındır.
Tersi beynini negatifle, sürekli üzüntülerle, umutsuzlukla, kederle, üzüntü ile beslersen de hayal edemez hale gelir, kitlenir, kısıtlanır, yaşamınıda kısıtlar ve bu negatifleri yaratırsın.
Yani;
Beyin, zihin yaratıyor, seçim yapıyor, içinde var olduğumuz yaşantıları yaratıyor.
İnsan beyninin seçim kapasitesi çok çok yüksek.
Yani düşünce çok önemli, düşünce gücü mevzuu buradan çıkıyor.
Ne düşünüyorsam yaratıyorum. Yarattığım, olan şey, yaşam düşündüklerimizden oluşuyor.

“Düşünüyorum o halde varım.”
Descartes

Burada karşımıza çıkan konu şu;
“Bilim eğitimi çok önemli.”

Bilim ne diyor? Her insanın sonsuz kapasiteye yaklaşan bir  bilgi işleme mekanizması vardır. Beyin seçim yapar ve sizi siz yapan zihninizi oluşturur.

Genetiğinde ne varsa o oluyor diyoruz, buradada bir seçim yapmış oluyoruz, seçiyoruz.
İnsanı insan yapan yaptığı seçimler oluyor, kişiyi farklılaştıran yaptığı seçimler aslında.

Freud; “Başarılarımı anneme borçluyum.” Demiş. Neden biliyor musunuz?
Freud’un doğuştan bir doğum lekesi varmış ve annesi Freud’a  “Doğum leken var, sen özel bir çocuksun.” Demiş. Freud’a göre annesi Freud’a “özel” olduğunu kodlamış, inandırmış, özel olmayı seçmesini sağlamış.

Burada konuyu biraz daha pekiştirelim; bir üst bilinç daha aşağıdaki bir bilinci yönetebilir,
yani etkiliyoruz, etkileniyoruz.

Ailemizden, arkadaşlarımızdan, çevremizden...Öğretmenlerimizden!
En iyi zihin olşuturucular öğretmenlerdir denir. Öğretmenlerin bilimsel bilgilere sahip olması, pozitif enerji dolu, sevgi dolu, iyilik aşılama odaklı, bilime yönlendirici olmaları öyle kritiktir ki...

Hepimiz bütünün içinde bir parçayız. Tek başına bir algıya sahipte olsan, çevre o algıyı değiştirebilir, fiziksel etki oluşabilir.
Dolayısıyla kötü düşünce hakimse kötüyü, iyi düşünce hakimse iyiyi yayar.

Bugün toplumlarda ne var? Aşırılıklar, aşırı muhafazarlık, aşırı popülerite, aşırı maddeci, kötülük, savaş vb., bunlardan kurtulup iyilik yaratmak mümkün.
Aslında evrende seçenekler sonsuz, bu bilimsel olarak kantılanmış bir konu, dolayısyla iyi düşün, parayı iyilik için iste vb herkes bu maddi manevi iyi düşünceden faydalanır, herkes iyi olur, iyi yaşar.

Sonsuz seçenek dolayısıyla “herkesin” mutluluğu için kullanılabilir, “seçim meselesi” yukarıda dediğimiz gibi.

Hayal et,  iyiyi hayal et, düşün ve toplumsal iyiliğe dönüştür!!!

Toparlamaya çalışayım;

Hayatı düşünce oluşturur, hepimiz bir düşe inanırız, inandığımız şeyi hayal ederiz.
Düşünce düşten doğar, bu düşünceyi oluşturan nöro zihindir.

Hayal etmek bilimin temel taşıdır diyebilir miyiz? Diyebiliriz.
Yaşam algımız değişirse yaşamımız değişir mi? Değişir.
5 duyunun sınırlılıklarını aşar, 5 duyunun yetmediği yerde zihin devreye girer ve
zihnimiz bir gerçeklik yaratır.

Ortak zihinlerin bir araya gelmesi ile ortak yaşamı oluştururuz.
Yaşam bir zihin durumudur.
Bunu Mevlana, batıda da Spinoza çok güzel anlatmıştır. Lütfen Mesnevi’yi anlamaya çalışarak okuyalım. Mesnevi de zihinden, düşünce gücünden ve iyiyi, hoşgörüyü, pozitifi yaratabileceğimizden öyle güzel bahsediyor ki ...
Dikkatinizi çekmek isterim, ne dedik bilim! Ne diyorum Mevlana! Zihin ile evren arasındaki en iyi anlatımı yapanlardan biri Mevlana diyorum, bilimde bunu anlatıyor.
O vakit doğu, batı, inanç farklılıkları vb biz neyi tartışıyoruz dünyada? Tartışacak hiç bir şey yok.
Konu bu, konu zihin evren ilişkisi, düşünce ile yarattığımız yaşamlarımız...

Mutlu, pozitif bir varoluş için anlamamız gerekiyor, anlamak içinde bilime ihtiyacımız var.

Gördüğünüz gibi bilim ile binlerce yıldır söylenen şeyler, kadim bilgelikten günlük bilim buluşlarına ışık alırsak, bilimi, ilimi bir edebiyat bakış açısı ile okumaya anlamaya çalışırsak, düşünme sistemimiz, algımız, algı yönetimimiz bilimsel, bilge, akılcı olur ve yarattığımız dünya cennet olur.

“İçinde bulunduğumuz çözümsüz sorunları karşılaştırdığımızda tümünün materyal yaşamımızdan kaynaklandığını görürüz. Buna karşın gelişim süreci hiç de küçümsenmeyecek tehditlerin var olduğu risk ve tehlikeler ile yüklüdür ve bunlar bizim acı ve arzularımızdır.
Eğer atom enerjisini serbest bırakırsak veya daha ucuz bir yol keşfedersek sınırsız bir güce ulaşabiliriz. İşte o zaman küremizin her noktasına enerji götürebiliriz ama bunun aksi de olabilir ve insanlığa felaket de getirebiliriz.”
Nikola Tesla

Gelin biz düşüncemizi bilimle, pozitif verilerle besleyelim, geliştirelim, iyiyi, iyiliği, umudu, neşeyi, başarıyı, şansı, birliği, güzelliği hayal edelim ve yaratalım.

Bilimle,
Kadim bilgelik ile...
Pozitif düşünce ile...
Sevinç dolu bir yaşam yaratmakla...
Sevgiyle dostlar

Dilara Koç

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder