30 Mart 2017 Perşembe

Yaşamını sen yaratıyorsun!

Ne dedik bir önceki yazımızda dostlar?
Bugün dünyada başımıza gelen tüm kötülüklerin temelinde;

1-Sevgi ve akıl eksikliği
2-Bunları anlayıp, bilmek, algılamak için araştırma, sorgulama eksikliği
geliyor.
Dedik.

Bugün ki yazımda bu 2 maddeyi irdeleyeceğiz, maddeleri pekiştireceğiz, belki de maddelere temel birkaç madde eklemiş olacağız. Bakalım nasıl olacak? İyi oldu bile. Her şeyden önce niyetimiz iyi.

O yazımızda yazdıklarımı pekiştireceğiz dedik, birlikte önemli bir bakış açısına mı diyeyim, çok değerli, önemli ve temel bir konuya değineceğiz.

Konuyu becerebildiğim kadar, mümkün olduğu kadar kısa ve anlaşılır anlatmaya çalışacağım. Konu çok çok önemli, çünkü konuyu ne kadar iyi anlarsak yaşamımızı, yaşamlarımızı, yaşamı o kadar iyileştirir, güzelleştiririz.

Doğru okuyorsunız, dünyanın yaşamını birlikte iyileştirebiliriz!!!

Ne demiştim  “....Koşulsuz Sevgi” kitabımda “dünyayı insan olan,seven insan, koşulsuz sevgi kurtaracak.” İşte bugün bu yazımda bunun nasıl olabileceğini size anlatmaya çalışacağım.***

Konuya insanın inanç sistemi ile başlayalım, sonrasında fizik, beyin, zihin, enerji vb konulardan konuşacağız.

Kur’an-ı Kerim’de Allah ne diyor. “Dua edin, kabul edeyim.”
Burada aslında derin bir mesaj var dostlar. Yüce Allah burada insandaki güce dikkat çekiyor. Ne gücü bu? Beyin gücü, düşünce gücü,  insan da beyin var, düşünce var ve beyin gücünü kullan iste vereyim diyor. İnsan beyniyle, inanca göre duasıyla, dileğiyle yaratabiliyor, iyiyi dilerse iyiyi, kötüyü dilerse kötüyü. Yani beyin gücünü kullanarak isteklerine ulaşabilirsin diyor.

Gelelim bilime;

“Barış ancak evrensel aydınlanmanın doğal bir sonucu olarak gelebilir.”
Nikola Tesla
Annelerimizin yemeği en sevdiğimiz yemeklerdir öyle değil mi? “Anneminki gibi olmamış ya da olmuş.” Demez miyiz? Aynı yemeği, aynı malzeme ile, aynı tarifle 2 kişi yapar, birisinin ki daha güzel olur. Sizce neden? Bunu yaşam içinde yaşarız, çok da üzerinde durmadığımız bir konudur. Bence üzerinde durulması gereken bir konu, birisi istekle, aşkla, severek, sevgiyle yapar, bunu yapan kişinin yemeği illaki daha güzel olur.
  “İçine sevgimi kattım.”
Hangi işi, davranışı, hareketi yaparsak yapalım, işin içinde istek, severek yapmak varsa o iş daha iyi, daha başarılı olur.
“İstemek, başarmanın yarısıdır.”

Niyet...Niyetin ne ise...Niyetinin içinde iyilik, sevgi varsa, yaptığın işin, maddenin moleküllerini değiştiriyorsun. Sonucunu değiştiriyorsun.
Su deneyini lütfen google dan bir araştırıp izleyin. Suya sevgiyle yaklaşım ışık dolu hoş bir görüntü oluşmasını sağlıyor, sevgisiz yaklaşım da koyu, kötü bir şekil hal oluşuturuyor suda. Detayını anlatıp burada uzatmayayım, lütfen internetten bakın.

Beyin dışarıdan aldığı tüm bilgilerin işlemesini yapan bir organımız. Bilgileri işliyor. Bilgi işleme biçimi olarak da sonsuz olasılığa sahip. Öyle bir yeteneği var.
Yani elimde ne kadar bilgi varsa o kadar var edebileceğim güç var.

Çalışan zekanı geliştirmek senin elinde, ne kadar çok bağlantı varsa o kadar var edebile gücün olur.
Dolayısıyla ne kadar çok bilgi edinirsen, beyni geliştirirsen o kadar hayal edebilirsin, yaratıcı olabilirsin, o vakit kontrolü eline alabilirsin.
Beyni pozitifle, bilim ile, iyilik ile, iyi düşünce ile besledikçe hayal ettiğin pozitif olacaktır ve hayal ettiğini de yaratacaksındır.
Tersi beynini negatifle, sürekli üzüntülerle, umutsuzlukla, kederle, üzüntü ile beslersen de hayal edemez hale gelir, kitlenir, kısıtlanır, yaşamınıda kısıtlar ve bu negatifleri yaratırsın.
Yani;
Beyin, zihin yaratıyor, seçim yapıyor, içinde var olduğumuz yaşantıları yaratıyor.
İnsan beyninin seçim kapasitesi çok çok yüksek.
Yani düşünce çok önemli, düşünce gücü mevzuu buradan çıkıyor.
Ne düşünüyorsam yaratıyorum. Yarattığım, olan şey, yaşam düşündüklerimizden oluşuyor.

“Düşünüyorum o halde varım.”
Descartes

Burada karşımıza çıkan konu şu;
“Bilim eğitimi çok önemli.”

Bilim ne diyor? Her insanın sonsuz kapasiteye yaklaşan bir  bilgi işleme mekanizması vardır. Beyin seçim yapar ve sizi siz yapan zihninizi oluşturur.

Genetiğinde ne varsa o oluyor diyoruz, buradada bir seçim yapmış oluyoruz, seçiyoruz.
İnsanı insan yapan yaptığı seçimler oluyor, kişiyi farklılaştıran yaptığı seçimler aslında.

Freud; “Başarılarımı anneme borçluyum.” Demiş. Neden biliyor musunuz?
Freud’un doğuştan bir doğum lekesi varmış ve annesi Freud’a  “Doğum leken var, sen özel bir çocuksun.” Demiş. Freud’a göre annesi Freud’a “özel” olduğunu kodlamış, inandırmış, özel olmayı seçmesini sağlamış.

Burada konuyu biraz daha pekiştirelim; bir üst bilinç daha aşağıdaki bir bilinci yönetebilir,
yani etkiliyoruz, etkileniyoruz.

Ailemizden, arkadaşlarımızdan, çevremizden...Öğretmenlerimizden!
En iyi zihin olşuturucular öğretmenlerdir denir. Öğretmenlerin bilimsel bilgilere sahip olması, pozitif enerji dolu, sevgi dolu, iyilik aşılama odaklı, bilime yönlendirici olmaları öyle kritiktir ki...

Hepimiz bütünün içinde bir parçayız. Tek başına bir algıya sahipte olsan, çevre o algıyı değiştirebilir, fiziksel etki oluşabilir.
Dolayısıyla kötü düşünce hakimse kötüyü, iyi düşünce hakimse iyiyi yayar.

Bugün toplumlarda ne var? Aşırılıklar, aşırı muhafazarlık, aşırı popülerite, aşırı maddeci, kötülük, savaş vb., bunlardan kurtulup iyilik yaratmak mümkün.
Aslında evrende seçenekler sonsuz, bu bilimsel olarak kantılanmış bir konu, dolayısyla iyi düşün, parayı iyilik için iste vb herkes bu maddi manevi iyi düşünceden faydalanır, herkes iyi olur, iyi yaşar.

Sonsuz seçenek dolayısıyla “herkesin” mutluluğu için kullanılabilir, “seçim meselesi” yukarıda dediğimiz gibi.

Hayal et,  iyiyi hayal et, düşün ve toplumsal iyiliğe dönüştür!!!

Toparlamaya çalışayım;

Hayatı düşünce oluşturur, hepimiz bir düşe inanırız, inandığımız şeyi hayal ederiz.
Düşünce düşten doğar, bu düşünceyi oluşturan nöro zihindir.

Hayal etmek bilimin temel taşıdır diyebilir miyiz? Diyebiliriz.
Yaşam algımız değişirse yaşamımız değişir mi? Değişir.
5 duyunun sınırlılıklarını aşar, 5 duyunun yetmediği yerde zihin devreye girer ve
zihnimiz bir gerçeklik yaratır.

Ortak zihinlerin bir araya gelmesi ile ortak yaşamı oluştururuz.
Yaşam bir zihin durumudur.
Bunu Mevlana, batıda da Spinoza çok güzel anlatmıştır. Lütfen Mesnevi’yi anlamaya çalışarak okuyalım. Mesnevi de zihinden, düşünce gücünden ve iyiyi, hoşgörüyü, pozitifi yaratabileceğimizden öyle güzel bahsediyor ki ...
Dikkatinizi çekmek isterim, ne dedik bilim! Ne diyorum Mevlana! Zihin ile evren arasındaki en iyi anlatımı yapanlardan biri Mevlana diyorum, bilimde bunu anlatıyor.
O vakit doğu, batı, inanç farklılıkları vb biz neyi tartışıyoruz dünyada? Tartışacak hiç bir şey yok.
Konu bu, konu zihin evren ilişkisi, düşünce ile yarattığımız yaşamlarımız...

Mutlu, pozitif bir varoluş için anlamamız gerekiyor, anlamak içinde bilime ihtiyacımız var.

Gördüğünüz gibi bilim ile binlerce yıldır söylenen şeyler, kadim bilgelikten günlük bilim buluşlarına ışık alırsak, bilimi, ilimi bir edebiyat bakış açısı ile okumaya anlamaya çalışırsak, düşünme sistemimiz, algımız, algı yönetimimiz bilimsel, bilge, akılcı olur ve yarattığımız dünya cennet olur.

“İçinde bulunduğumuz çözümsüz sorunları karşılaştırdığımızda tümünün materyal yaşamımızdan kaynaklandığını görürüz. Buna karşın gelişim süreci hiç de küçümsenmeyecek tehditlerin var olduğu risk ve tehlikeler ile yüklüdür ve bunlar bizim acı ve arzularımızdır.
Eğer atom enerjisini serbest bırakırsak veya daha ucuz bir yol keşfedersek sınırsız bir güce ulaşabiliriz. İşte o zaman küremizin her noktasına enerji götürebiliriz ama bunun aksi de olabilir ve insanlığa felaket de getirebiliriz.”
Nikola Tesla

Gelin biz düşüncemizi bilimle, pozitif verilerle besleyelim, geliştirelim, iyiyi, iyiliği, umudu, neşeyi, başarıyı, şansı, birliği, güzelliği hayal edelim ve yaratalım.

Bilimle,
Kadim bilgelik ile...
Pozitif düşünce ile...
Sevinç dolu bir yaşam yaratmakla...
Sevgiyle dostlar

Dilara Koç

25 Mart 2017 Cumartesi

Enerji, neşe, umut🌟☀️

Enerjinin tanımını yapalım.
"Maddede var olan ve ısı, ışık biçiminde ortaya çıkan güç."
"Organizmanın etkin gücü." 🌟☀️

Neşenin tanımını yapalım.
"Sağlıklı ve mutlu olmaktan doğan, dışa vuran sevinç."👯💜

Umudun tanımını yapalım.
"Ummaktan doğan iç erinci, güven duygusu."
🙏💜

1-Neymiş enerji bir güçmüş. 
2-Neşede ne var? Sağlık, mutluluk, sevinç.
3-Umutta ne var? İdealler, cesaret var.

Bir araştırmaya göre sık sık dram, korku, hüzün içeren şarkı, film, tiyatro oyunu, haber dinleyen, izleyen ve negatif, sağlıksız, mutsuz insanlarla çok vakit geçiren kişilerde ölümcül hastalıklar, depresyon, travma geçirme olasılığı ve iş-özel yaşamda başarısız olma olasılığı % 93 imiş. 

Neşeli, komedi, aşk vb pozitif duygu içeren şarkı, film, tiyatro oyunu, müzikal, dans gösterisi izleyen, dinleyen ve pozitif enerjisi olan, mutlu ve sağlıklı kişilerle çok vakit geçiren kişilerde ise iş-özel yaşamda başarılı olma, mutlu olma, sağlıklı olma olasılığı ise diğerinden daha yüksek bir oranda %97 imiş.

Enerjinin negatif içerikle işlenmesi, pozitif içerikle işlenmesi diyebilir miyiz?
Duygu ve düşüncelerin negatif ile veya pozitif ile işlenmesi diyebilir miyiz?

Peki şunu diyebilir miyiz? 
Düşüncemiz negatif ile işlenirse hastalığımızı, mutsuzluğumuzu, başarısızlığımızı kendimiz yaratmış olmuyor muyuz? Ya da tam tersi pozitif ile sağlığımızı, başarımızı, mutluluğumuzu...

Kardeşim sen düşünceden ibaretsin
Geri kalan et ve kemiksin
Gül düşünürsün gülistan olursun
Diken düşünürsün dikenlik olursun
Mevlana

"Abra kadabra" 
birkaç dilde farklı anlamlarıda olsa, ana anlamı "söylediğimi yaratırım." 🌟

***Ne düşündüğümüz, ne konuştuğumuz çok önemli.

Umutsuzluğa kapılırsak yaşamımızın gücünü kaybederiz. Tersi umutlu olursak yaşamımızı gücünü elimize almış oluruz.

Sorun varsa çözümü de vardır. 
Doğada olduğu gibi...

Neşe ve umutta büyük bir pozitif enerji vardır. Pozitif enerjide büyük bir güçtür.
Bu enerji kendini koruyan büyük bir kalkan oluşturur.💪👌🌟☀️

***Birde ne kaybedersin pozitif düşünüp konuşursan? Kazanacakların çok. 
Hiç bir şey bulamadın, için ferah olur. 

***Mantığını, aklını yine kullan, negatif gerçekleri bil. 
Bununla birlikte, konuştuğun, düşündüğün pozitif olsun ki, yarattığın, çoğalttığın, yaydığın pozitif olsun.

Evet, neşe ve umut çook önemli.
Veee çok güçlü. 

Buyrun enerji, neşe ve umutla ilgili neler söylenmiş. 

Azim paha biçilmezdir, çok zeki olduğumdan değil, sorunlarla uğraşmaktan vazgeçmediğimden başarıyorum.
Einstein

Evrenin gizemini anlamak istiyorsanız enerji, frekans ve titreşim cinsinden düşünün. 
Nikola Tesla

İnsan aklın sınırlarını zorlamadıkça hiç bir şeye ulaşamaz. Einstein

Hayat bu, bir bakarsın her şey bir anda son bulur. Hayat bu, son dediğin an her şey bir anda can bulur. Şems-i Tebrizi

Neşenin ve umudun gücüyle...🙏👼💜🌟☀️🍀🐞👯
Dilara Koç

20 Mart 2017 Pazartesi

*Sır😎😌 *Neşe içinde hüzün🙏👼💃🏻❤️ *Ve neden?


*Sır😎😌
*Neşe içinde hüzün🙏👼💃🏻❤️
*Ve neden?

Bu yazımın 3 ana başlığı var. 
1- Sizinle birkaç sırrımı paylaşacağım.
2- Neşe şart, hüzünleneceksek de...
3-İyi varken, neden kötü?

Buyrun muhabbetle;

Çok ilginç bir tesadüf yaşadım. Geçen aylarda bir arkadaşım bana "düşünce liderisin" demişti. Ne yalan söyliyim duygularım okşanmıştı, konu öyle orada kalmıştı. Aynı sıfatı bugün başka bir arkadaşım daha dile getirdi. Duygularım bu sefer katlanarak okşandı, aynı düşünceyi 2 kişiden duymak... Aynı zamanda da büyük bir sorumluluk tabii bu sıfatı taşıyabilmek.
Bugün ki arkadaşımın cümlesi; 
"Sen bir düşünce liderisin, lütfen bu hafta bir yazı yaz, bu sorumluluğu üstlen ve yaşam biçiminden, yaptığın ibadetten, yaşama bakışından biraz bahset, özelde olsa bunları anlatmalısın, madem ışık tutmak istiyorsun bunu yap. İnsanlar aynı anda inancını,  çağdaş yaşamı ve neşeyi nasıl hayatlarında yaşarlar ve doğrusu bu bir düşünsünler...."
Uzunca konuştu, konuştuklarımızın bu kısmı yeterli, çok zamanınızı almayayım.

Efendim ben Allah'a inanıyorum. Kimi enerji, kimi doğa, kimi Tanrı diyor. Ben Allah diyorum. Hayatımda çok çok az kişinin bildiği bir ibadet halim vardır. 
Öncelikle ibadet şeklime ışık tutan okuduğum kaynaklardan bahsetmek istiyorum. 
İncil'i ve Tevrat'ı 2 şer kere, Kur'an-ı Kerim'i ilk okuduğumda henüz ortaokulda idim. Kur'an-ı Kerim'i ilk okuduğumda yeterince anlamamıştım, şimdi 9. defa okumayı geçtiğimiz hafta bitirdim ve çok farklı bir anlayış noktasındayım.
Mesnevi'yi 4. defa okuduğumda ancak anladım, anladığımı sanıyorum, belki bir kere daha okusam farklı şeyler anlayıp, özümseyeceğim, bilmiyorum.
"Bildiğim tek şey, hiç bir şey bilmediğimdir."
Sokrates 
Felsefe, tasavvufla ilgili birçok kaynak okudum, okuyorum. 
Tüm bu kaynakların, biraz ailemin, biraz yaşamın bana öğrettiklerinden kendime, iş ve özel yaşamıma uygun olduğunu düşündüğüm ve bana çok iyi gelen bir ibadet şekli oluştu zaman içinde.
Son 11 yıldır her sabah sabah namazı kılıyorum. 42 yaşındayım, 15 yaşından beri her sabah ve yatmadan Kur'an ve bazı duaları okuyorum, okumadan evden çıkmamaya, güne başlamamaya ve okumadan yatmamaya çalışıyorum. 
Diğer hayır yapmak vs gibi ibadet şekilleri de var herkesin hayatında irili ufaklı, yukarıdaki detaylar size yeterli bir fikir vermiştir diye düşünüyorum.

Evet, bu yaşamımın bana özel kısmı idi, artık bana özel olmaktan çıktı. Çokça farklı detaylarımda var, bu kadarı yeterli. Arkadaşımı dinledim bakalım, hayırlısı. 
Yeter ki paylaşımım bir ışık tutsun. 🙏👼🌟💜

Gelelim, sosyal yaşamıma, efendim şükürler olsun, içimde bir çocuk mu dersiniz, genç mi dersiniz, bir kıpır kıpır, neşe var ki; örneğin öğlen arkadaşlarla yemeğe mi gidilecek tatlı heyecan, hafta sonu düğün mü var, çocukları tiyatroyamı götüreceğiz, meyhaneye mi gideceğiz ooff ne tatlı, bal tatlı heyecan, arkadaşım kahveye uğrayacak ayy şeker gibi bir heyecan... Böyle bir tipim. 
Bir taraftan da; herkesin bir hikayesi var, benimde var. İnişler, çıkışlar, dolayısıyla arada hüzünlenirimde, çok neşelide olsam

Bir
Aldırma Gönül 


Bir
Sessiz Gemi


Bir
Kırık Kalpler


Gibi parçalar çaldı mı? Tutamam kendimiii.
O neşenin içinde kısa süreli bir hüzün geliiir geçeerr, giderrr. 

Bir araya açıklama gireyim, tahminen 🤔 ailemin bir tarafında zamanın ulemaları denilen kişiler, din, ilim ve bilim adamları dolu, bir tarafımdanda köy ağası torunu kızıyım. Sanırım bu 2 çeşit kan birleşince benim gibi bir şey çıkmış. (Kitaplarımda acık bahsediyorum ailemden.😉😎😌)
Evet, ne diyordum, böyle bir tipim. 
Hoş aileye vs gerek yok, bunlar gayet "insani", "insan için", "insana has" konular, normal aslında.
Her insanın kendine özel inancı, yaşam biçimi, duygu, düşünce hali vardır. Benimkisi bir kısmıyla böyle.

Ve ve ve yaşamımdaki, ruhumdaki, duygumdaki, düşüncemdeki en en en önemli ibadetin "hiç bir koşulda hiç bir kimse için kötü düşünmeme halim", bana kötülük mü yaptı? Kısa sürede konuyu aşıp, kendimi korumam ve/veya uzaklaşmam gerekiyorsa yapılması gerekeni insani kalite sınırları içinde yapıp, nötr olurum. Ya da insanları severim. Yani ya nötr ya sevgi. Ve bunu da akılla, akılcı... Ya Allah'a havale, ya sevgi. Tekrar söyleme ihtiyacı duyuyorum akılla ve akılcı. Bence yaşamda diğer ibadet şekilleri tartışılır ama sevgi ve nötr olma hali her insanın olması gereken hal diye düşünüyorum. İçsel ibadet, ruhun terbiyesi diyelim. 

Ve dostlar söylemek istediğim özet bir ergen cümlesi ile; "Neyin kafasında bu dünya, neyi tartışıyor, neyin kavgasını veriyor?" 
Kıyafet, din, dil, ırk, cinsiyet, yaşam biçimi ne olursa olsun, "sevgi, saygı, güven" üçlüsü ile ve aklı da kullanarak yaşamımız neşe ile dolmaz mı? Herkes kendi tarzıyla neşesini yaşamaz mı? 
Ve bugün dünyada yaşanan, kötülüklerden, kötülerden, ayrıştırılmalardan, maddiyatın, çıkarın peşinde koşmaktan kaynaklanan üzüntünün, hüznün yerini illaki yaşanacaksa, hayata dair ise "neşenin içinde kısa süreli geliip, geçiipp, gideen tatlı hüzün" alsa iyi olmaz mı? 

Dostlar okuyun, araştırın, bakın, gören gözlerle bakın, sorgulayın. 
Yaşam 2 günlük, bu 2 günü kavga ile, savaş ile, kötülük ile geçirmek mi?
Huzur, neşe, iyilik ile kaliteli geçirmek mi? 

Sevgi dolu/nötr olabilmemin gücüyle ve akılla...
Dilara Koç

13 Mart 2017 Pazartesi

Hayatımız yaşamaya değsin.

Bugün dünyada başımıza gelen tüm kötülüklerin temelinde;

1-Sevgi ve akıl eksikliği
2-Bunları anlayıp, bilmek, algılamak için araştırma, sorgulama eksikliği
geliyor.

Yazılarımın çoğunda bundan bahsediyorum. 3. Kitabımda da yer yer bunlardan bahsettim. (Adım Dilara Soyadım İnsan Göbek Adım Koşulsuz Sevgi kitabımda)

Bugün sorgulamadan, araştırmadan, anlamadan çeşitli nedenlerle;

1-Tembellikten
2-Maddi çıkarlara yenik düşmekten
“Para para para” para için
3-Kariyer, statü, ünvanlar için
4-Kandırıldığımız için
5-Önemsememekten
6-Başkasının sözü ile .....

Kendi aklımızı kullanıpda araştırmadan bir ideoloji mi diyelim (buna ideoloji denirse) bir amaç, hedef doğrultusunda ilerliyoruz.
Bu tarz durumlarda genelde kısa vadeli kazançlar söz konusu olur.

“Gün olur devran döner.”
Ve “2 günlük dünya.”

Bu tarz hedefler, amaçlar; eğer sorgulanıp, araştırılıp,  sevgi ve akıl dengesiyle değerlendirilip, gerçek anlamı, işin özünün uzun vadeli gerçekleşeceği hal belirlenmediyse uzun vadede ilgili kişiye, yakın ve uzak çevresine vb tüm çevreye ciddi sıkıntılar, kötülükler olarak geri döner.

Örneğin; para diyor ve parayı elde etmek için “üretmeyen”  ve/veya  “kötüyü/kötülüğü üreten” bir halde isek ve bunun uzun vadede bize getireceği kötülüğün farkında değil isek vay halimize.
Sahip olduklarımızın da ötesinde para için, çıkarlarımız uğruna kendimizden, ailemizden, hatta ülkemizden, yaşamımızdan bir şekilde ödün verdiğimizin de farkında olmayız.

Bugün, önemsemediğimiz konuların, önemsenip önemsenmemesi gerektiğini araştırmadıysak ve bu konular gerçekte önem vermemiz gereken konular ise uzun vadede bize nasıl sıkıntılarla döneceğini de anlamamız imkansızdır.
“Cahillik mutluluktur.” Mutluyuzdur çünkü bilinmeyendeyizdir, bilinmeyen de olduğumuzu da bilmiyoruzdur. J
Bununla birlikte bugünden sonra kötülüklere maruz kaldığımız vakit, kötülüğü gayet iyi anlayıp, bilip, hissetme riski içerisindeyizdir, bunu da bilmiyoruzdur. J

Tüketimin, popülaritenin kölesi olmuşsak, bir şekilde üretmezsek, üretene destek vermezsek, bugün tüketmenin dayanılmaz hafifliğini hissederken, ileride üretsekde bu denli tüketim halini yakalayamayacağımızı bilmiyoruz. Halbuki üretsek, iyiyi, aklı, fikri, sevgiyi üretsek, iyi işler üretsek, faydalı işler üretsek zaten rahatlıkla tüketebileceğimizi, şimdikinden çok daha gerçek bir popülariteye sahip olabileceğimizi bilmiyoruz.

Öyle ise sevgili dostlar;

Elimizde telefonlar, teknik her çeşit cihazlar, internet, hiç bir şey bulamadık, bu araçları lütfen “sevgi ve akıl” bakış açısıyla değerlendirelim, araştıralım, sorgulamadan araştırmadan inanmayalım, iyice okuyalım, anlayalım, aklımızı kullanalım, içimizde sevgi ve barışın gücünü kullanarak...

Akıl ve sevginin gücünün büyük pozitif enerjisini birleştirerek büyük güce kavuşuruz ki;

O vakit para da, kariyer de, ünvanlarda, statülerde, popülaritede bizi bulur, hem de şimdikilerdeki gibi sanal ve kısa/orta vadeli olanları değil gerçek ve uzun vadeli olanları...

Sonra ne için içimizdeki savaş ve dışımızla olan bu savaş? Akılla, sakinlikle, makul düşünüp davranarak, çalışarak, üreterek,  iç huzurla ve dışarı ile barış içinde sahip olunanların tadı başka olmaz mı?

Dünya tarihinde hangi kötlükle, cahillikle, zarar vererek elde edilen paralar, statüler vb konular kalıcı olmuş? Bunların yok olmasının yanısıra, hiç olmadı ilgili kişinin bu dünyadaki vadesi dolmuş, göçmüş gitmiş, sahip olduğu çıkarları, parayı, statüyü götürebilmiş mi?

Sorgulayın, araştırın, sorgulatın, araştırmaya sevk edin dostlar...

Uzun lafın kısasını özetlemişler buyrun;

Bilgelik için tek anahtar devamlı soru sormaktır. Şüphe ederek bir araştırmaya başlarız. Araştırmakla da doğruya ulaşırız. Peter Abelard

Felsefe inanılanın inanılmaya değer olup olmadığını araştırmaktır. Peter Abelard

Eğer ne yaptığımızı biliyor olsaydık, buna araştırma denmezdi öyle değil mi? Einstein

Kesinlikle bilmek zorunda olduğunuz tek bilgi kütüphanenin nerede olduğudur. Einstein

Savaşmak istiyorsan kendi cahilliğinle savaş. Einstein

Biz cahil dediğimiz zaman, mektepte okumamış olanları kastetmiyoruz. Kastettiğimiz ilim, hakikati bilmektir. Yoksa okumuş olanlardan en büyük cahiller çıktığı gibi, hiç okumak bilmeyenlerden de hakikati gören gerçek alimler çıkabilir. Mustafa Kemal Atatürk

Cehalet yenilmesi gereken en büyük düşmandır. Mustafa Kemal Atatürk

Sorgulanmamış hayat yaşamaya değmez. Sokrates

Hayatımızı yaşamaya değer kılmanın tek formülü;  sorgulamak, okumak, araştırmak, anlamak, bunları yaparken yaradılışımızda olan, özümüz olan “sevgiyi ve aklı” kullanmak.

“Hayatımız yaşamaya değsin.”

Sevgiyle ve akılla...

Dilara Koç

9 Mart 2017 Perşembe

Ohh ne rahatlık, ne konfor...

Anlamak, anlaşılmak...
“İnsanca”, “sevgiyle”, safında, doğalında yaşamak ve paylaşmak.
Ohh ne rahatlık, ne konfor.
Ne rahattır, ne konforludur, insanın içini ferahlatır, aydınlatır:
-Alt yazı geçmeye ihtiyaç duymadan anlaşılmak ve anlamak
-İyiliğinin takdir edilmesi
-Kötülüğünün iyileştirilmesi için dostça, sevgiyle, saf sevgiyle yapıcı yaklaşılması
-Sitemsiz ilişkiler
-Anlayışlı ilişkiler
-Özrü bilmek (hem özür dilemeyi, hem özür dilendiğinde kabul etmeyi)
-İyi niyet, safında, doğalında iyi niyet
-Negatiften arınmak, duyguda düşüncede
-Bilinmek, başarılarının, ışığının, insanlığının, içindeki saf sevginin bilinmesi
İşim gereği çokça kişiyle irtibatta oluyor, iletişim kuruyorum, çok farklı şehirlerden, farklı kültürlerden, farklı yaşam biçimlerinden kişilerle... Son dönemde çokça “anlaşılmakla” ilgili sorun yaşayan kişilerin dertlerini dinledim, ilahi bir tesadüf olsa gerek bende aynı dertten irili ufaklı muzdarip oluyorum zaman zaman. Bazıları ile sohbetimizin ardından bu konuda da yazmamı rica ettiler, hemen ricalarına karşılık vermek istedim. Tüm bu sohbetlerden ve genel gözlem, duygu ve düşüncelerimden yola çıkarak konuya değinmeye çalışacağım, belki aynı sıkıntıyı yaşayanların yüreğine bir nebzede olsa su serper, ferahlatırım, hep birlikte bakalım.
Bazen insanın kim olduğunu, nasıl biri olduğunu, iyi niyetini, içindeki ışığı, başarıyı, pozitif enerjiyi, yüksek potansiyeli, yapabileceklerini, başarabileceklerini, her şeyden ve hepsinden önemlisi “saf sevgiyi” ve “saf iyi niyeti” net, açık ve yeterli seviyede anlamayan kişiler ile karşılaştığı zamanlar olabiliyor.
Hatta bazen “uzaklarda arama” derler ya, kişinin annesi, babası, akrabaları, yakın arkadaşlarından, yakın çevresinden bile kendisini anlamayan kişilerle karşılaştığı oluyor. Bazısı için en acısı da bu olsa gerek.
Anlaşılmak “nimet” anlayacak insanla karşılaşmak “kısmet” diye bir söze rastladım, bir araştırmam sırasında. J
Yanlış anlaşılma ihtimalinin olmadığı bir şekilde konuşmak mümkün değildir. Her zaman sizi yanlış anlayacak birileri olacaktır. demiş Karl Popper
Bu bakış açısıyla ki doğru buldum bu sözü, insan elinden geleni sevgi için ve sevgiyle yapıp, dahasında da elinden bir şey gelmiyorsa, “bu karşı tarafın sorunu olabilir, artık benim sorunum olmaktan çıktı.” Diyerek yoluna devam etmelidir, dediğim gibi “sevgiyle”...
İşin özü;
“Senin anlattığın karşı tarafın anladığıyla sınırlı” diye de çok beğendiğim bir söz var.
Ve aynı dilde konuşmak yetmiyor aynı yerden anlamak, aynı yerden bakmak gerekiyor.

Bakış açısı, nasıl bakarsan öyle...Kişiye de, olaya da nasıl bakarsan öyle, aslında kendi bakışını görüyorsun, tasavvuftaki öğreti gibi, kendini görüyorsun, kendi yansımanı görüyorsun.
Kalp gözünle bakmak diye bir şey var ya, öyle denir, kalbinde iyiyi yaşatırsan iyiyi, kötüyü yaşatırsan kötüyü görüyorsun.
Hepimiz insanız, zaman zaman öfkeli, sinirli, negatif enerji ile dolu olabiliyoruz, yanlış anlayabiliyoruz vb vb bazı negatif duygu, düşünce ve tutumlar içine girebiliyoruz, gönül ister ki bu hiç olmasın.
Ben şahsi bir çabam ile, bu tarz durumları aşmaya, çözmeye çalışmak için uğraşan birisiyim ve belli noktada da bu tarz durumlarımı iyileştirdiğimi düşünüyorum. Birçok konuda artık dingin, sakin, makul, akılcı olabiliyor ve davranabiliyorum.
Bununla birlikte bazen, çokça nadir, örneğin hesaplayayım bakayım, son 5-7 yıl içerisinde diyeyim toplamda 2 ciddi vakam oldu, ciddi vakam diyorum öyle öfke patlaması vb şeklinde demiyelim de, kısa bir negatif enerji, karşı tarafa negatif söylem, belki biraz sert çıkış, belki biraz sitem, yanlış anlama, yanlış düşünme vb (kendimce) sonrasında sakinleşip, kendimi dinlediğimde “haklı” olduğumu düşünmeme rağmen, kaldı ki haksız da olsam fark etmez, bir özür dileme, gönül almaya çalışma haline büründüm, son geldiğim şekil bu oldu ki dediğim gibi eski şimdinin diliyle “ergen, asi” haksızlıklara karşı olsun, bana göre saygısızlık, ahlaksızlık, kıskançlık vb konulara karşı olsun tutumum oldukça iyileşti.
Bu tarz durumlarda, tatlı bir çaba ile fikrini, duygunu ifade etme yoluna girdin diyelim, baktın ki olmuyor, olumlu, sevgiye doğru bir yola gidilmiyor, o vakit... 
“Anlaşılmak gibi bir derdimiz vardı ne zaman ki kendimizi anlatamadığımızı farkettik. İşte o vakit susmalar dostumuz oldu.” Mevlana
Susmak ve geriye çekilmek gerekiyor, ha bazen bu da anlaşılmıyor o ayrı. J
Bununla birlikte kendiniz vijdanen rahatlamış oluyorsunuz.
Pek tabii ki, kin, nefret, öfke vb hisler ile değil,  konuyu ve/veya ilgili kişiyi kendi içimizde kapatıp, Allah’a havale edip, ışığa gönderip, sevgiyle, sevgi dolu düşüncelerle yola devam ederek...
Konuyu, bir anımı anlatarak noktalamak ve konuyu bu anımın yardımı ile bağlamak istiyorum.
İş seyahatlerimin birinde, inanılmaz hastayım, yorgunum,dinlenmeye ihtiyacım var, akşamada çok öncesinden birkaç dost ile sözleşmişiz, görüşeceğiz, uzunda bir akşam olacak belli, ertesi günde çokça erken kalkıp tekrar işe koyulacağım.
Aynı şekilde buluşacağım dostlardan birinin çok derin bir acısı olmuş, acılı üzüntülü bir olay yaşamış ve o gün ve bir öncesi gün bunun acısı ile duygusal olarak mücadele etmiş.
Diğer buluşacağımız dostda ertesi gün bir nev’i bir iş seyahatine, bedenen, ruhen vb güçlü ve sağlıklı olması gereken bir seyahate çıkacak.
Dolayısıyla belki hepimizin uyuyup, kendimizi dinleyip belki daha sakin olacağımız bir ortamda bulunmamız gerekiyordu.
Ve hepimiz ortak bir fikirle, “birbirimize söz verdik”, “bu dostlarımız, dostluğumuz değerli” vb bakış açılarıyla buluştuk.
Buluştuk, sohbet geliştikçe acısı olan dostumuz konusunu paylaştı, hepimizi ağlama tuttu, acısını safında, doğalında paylaştık, hala yazarken bile şu an hüzünleniyorum, paylaşımım devam ediyor.
Seyahati olan dostumuz için iyi dileklerimizi, O’nun heyecanını paylaştık ve desteğimizi ifade ettik.
Ayrıca bir detay daha, buluştuğumuz grubun bir özelliği her kişi kendi alanında oldukça başarılı, hepsi ayrı birer ışık, bu konularla alakalı birbirimizi anladığımızı, destek olduğumuzu, anlamamız ve destek olmamız gerektiğini de sohbetler arasında söyledik, hissettirdik, paylaştık.
“Kıskançlıktan arınmış”, “egodan uzak”, “pozitif, saf sevgi, saygı, güven içeren bakış açısıyla”, “ışıkla” “olgun” “akılcı” “zekice” “insanca” ... “Saf”, “doğalında”, “kendiliğinden”...
Zaten bu grubu başarılı kılan şeylerin temelinde bu duygu ve düşünceler yatıyor diyebilir miyiz?
Ve mümkün olduğunca erken kalktık.
Bu denli saf sevgi, anlayış ortamında benimde halimin olmaması, hasta olmam aklıma bile gelmedi.
Sonrasında erken kalktığımız için dostlardan birisi “benim yüzümden negatife bağladık, erken de kalktık” diye tüm derinliğiyle ve inceliğiyle özür diledi, halbuki aklımın ucundan ki biliyorum diğer dostlarında aklının ucundan özüre gerek duyacak bir gram bile negatif bir sitem, duygu ve düşünce geçmemişti.
Çünkü dostlar, safında, doğalında, iyi niyetle kurulan her dostluk, safında, doğalında, iyi niyetle hissedilen her duygunun karşılığı anlayıştır, paylaşımdır, iç huzurudur, büyük konfordur, rahatlıktır, hatta neşedir, neşe getirir.
“Anlaşılmayan ruhlara “deli” demek adettir.” Peyami Safa
Varsın ben “deli” olayım, sevgide olayım, iyiyi, iyiliği üreteyim...
Varsın yaşamımda bu bahsettiğim ve benzer “deli” dostlar olsun, sevgiyle, derin derin, içim içim paylaşalım, neşemiz daim olsun.
Herkesin, hepimizin, yaşamlarımıza böyle “deli” denilen J, üreten, iyiyi, iyiliği, ışığı üreten, anlayan, anlaşan, yüreğinde saf sevgi taşıyan “insanlar” aksın niyet ediyorum.  Amin
Saf sevgiyle...
Dilara Koç


6 Mart 2017 Pazartesi

"Akıl ve sevgi" en yüksek enerji

Bugün 2 ana konuya dem vurmak istiyorum, beraberinde de ara konularla da yazımı beslemem gerekecek ve sonunda da asıl tüm olayın, dünyanın, insanlığın, yaşamın özü olan aslolan tüm konuların "ana" konusıyla da yazımı bağlamaya çalışacağım.
Kısaca, kıssadan hisse yapmaya çalışarak...
Mümkün olduğu kadar kısa...😉🤓

I.Konum;
Bugün bir kişi hakkında bir şey öğrendim ve memlekete demiyorum bence insanlığa zarar verecek ve kendi kesesini mi diyelim kendince kariyerini mi diyelim ki buna kariyer denirse, bunları doldurma yolunda egosuyla ilerleyerek, “insanlığa faydadan” uzak hatta topluma ciddi zarar verecek bir yolda ilerlediğini anlamanın dayanılmaz acısını hissettim, içimizden birilerinin bu denli “dışı başka içi başka”, akıldan uzak, sevgiden uzak, başka noktalarda ilerlediğini ve ben uzağındayım çok sınırlı ve dışıyla değerlendiriyorum, yakınındakilerin bunu görmemesi, görüyorsada prim vermesi ve bu kişilerin bir şekilde benimde uzak yakın çevremde olan kişiler olması konusu daha da sıkıntılı bir his yarattı bende, bunları görmek üzdü. Bu kadar bilgiden, sevgiden, akıldan yoksun, medeni çağdaş değerlerden uzak, bilimden uzak nasıl olabiliyoruz diye sorguladım. 
Ve...

Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil
Fuzuli

Doğruyu gördükleri halde düşüncelerini değiştirmeyenler, cahillikleriyle mutluymuş gibi yaşarlar.
Einstein

Cehalet ne güzel her şeyi biliyorsun.
Einstein

Manevi mirasım akıl ve bilimdir.
Mustafa Kemal Atatürk 

Dünya yaşamak için tehlikeli bir yer, kötülük yapanlar yüzünden değil, durup seyreden ve onlara ses çıkarmayanlar yüzünden.
Einstein

 Kıssadan hisse çıkarabilene...🌟
 II. Konum;
İşgüzarlar;  bilmişler, her konuya fikir beyan edenler, fikri dikte etmeye çalışanlar, sabit fikirliler ve iyilik, yapıcı, iyileştirici eleştiri değilde ben bilirim için söyleyenler için, bir de başkalarının başarılarını, yaptıklarını kıskanan, haset eden, fesat düşünenler için ve tüm bunlara karşılık işgüzarlık yapıp, kişiye karışan, kişi hakkında yorum yapan, arkasından konuşan vb vb bir şekilde "işgüzarlık" yapanlar için birkaç söz;

Zeki insanların en belirgin özelliği, her şeyi bilmenin mümkün olmadığının farkında olmalarıdır.
Einstein

Cehalet ne güzel her şeyi biliyorsun.
Einstein

Kaliteli insan işiyle, boş insan kişiyle uğraşır. 

“Aklın” 3 belirtisi vardır;
İyi düşünmek
İyi söylemek
İyi yapmak
Demokritos 

Akıllıysan...Değilsen tersini yaparsın...Öyle değil mi?😉
 Gelelim tüüümm konuların "ana", "temel" konusuna

"Akıl ve sevgi" 💜🙏👼🤔🤓🌟🌈

Bugün bireysel, sosyal, toplumsal vb yaşamımızda negatif ne oluyorsa "akıl ve sevgi" yoksunluğundan, pozitif ne oluyorsa "akıl ve sevgi" varlığından oluyor. 🤔🌟 

Einstein’ın dediği gibi “evrensel kuvvet Sevgi’dir”🌟🌟🌟🌟🌟
3. kitabımda (Adım Dilara Soyadım insan, Göbek adım koşulsuz sevgi) bende bu konudan bahsettim.
Temel konu "akıl ve sevgi"

Einstein’ın sevgili kızına yazdığı mektuptan bazı bölümleri alarak sizinle işin özünü özetlemeye çalışıyorum. 
Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok, ne güzel ifade etmiş. Bayıldığım bir ifade ediştir, paylaşmadan edemiyorum.

SEVGİ onu alanı ve vereni (seveni ve sevileni) aydınlatan bir IŞIKtır. 

Sevgi yer çekimidir, çünkü insanların diğerlerine doğru çekildiklerini hissetmelerini sağlar. Sevgi güçtür, çünkü sahip olduğumuz iyi şeyleri çoğaltır ve insanlığın bencilliğinin (EGOsunun) yok olmasını sağlar. Sevgi gözler önüne serilir ve her şeyi ortaya çıkarır. Sevgi için yaşarız ve ölürüz. Sevgi Tanrıdır ve Tanrı sevgidir.
......
“Dünyayı İyileştirecek Enerji = Sevgi x Işık Hızının Karesi” formülünü kabul edersek, sevginin evrende var olan en güçlü kuvvet olduğu sonucuna ulaşırız, çünkü sevginin sınırları yoktur.
İnsanlığın evrenin diğer güçlerini kullanmaktaki ve kontrol etmekteki başarısızlığından sonra, kendimizi başka türde bir enerji (sevgi) ile beslememiz acil bir durumdur. Türümüzün hayatta kalmasını istiyorsak, hayata anlam bulacaksak, dünyayı ve dünyada yaşayan her varlığı kurtarmak istiyorsak, tek çözüm sadece SEVGİ'dir.
Henüz "gezegeni harap eden nefreti, bencilliği ve aç gözlülüğü tamamıyla yok edecek kadar güçlü bir silah", sevgi bombası yapmaya hazır değiliz. Ama, her bireyin içinde "enerji salıvermeyi bekleyen küçük ama güçlü bir sevgi üreteci" vardır.
Sevgili Lieserl, bu evrensel enerjiyi (sevgiyi) almayı ve vermeyi öğrendiğimiz zaman, sevginin her şeyi fethettiğini, her şeyi aşabildiğini kabul etmek zorunda kalacağız, çünkü sevgi yaşamın özüdür.
Einstein

Dolayısıyla sevgili dostlar yaymamız gereken enerji "akıl ve sevgi" enerjisi. Ne için? "İnsanlık " için, "insanlığın" devamı için, "insan" gibi yaşamak için işte o zaman dünya öyle bir yer olur ki kıskanmana gerek olmadan sende kıskandığının daha iyisini üretirsin ve içinde -dışında cehennemi değil cenneti yaşar, yaşatırsın. Öteki cebini, güya "kariyerini" doldurmak için uğraşmaz çünkü "akıl ve sevgi" nin gücünün pozitif enerjisi herkese yetecek kadar maddi manevi bolluk, bereket, zenginlik, başarı, ışık yayar. 

Haydi bakalım hayırlısı, "akıl ve sevgi", aşk ile, ışıkla...
Dilara Koç