20 Eylül 2016 Salı

Hayvan sevgisi (canlı sevgisi)


Çok değerli ve çokça sevdiğim bir ablam, dostum, kendisi derin bir hayvan dostu, besleyicisi ve seveni.
Benden hayvanlarla ilgili bir yazı yazmamı istedi. Sohbetimiz doğrultusunda ve kendi eklemelerimle seve seve geçtim klavyenin başına.
(teknoloji nelere kadir, aldım kalemi elime demek çokça gerilerde kaldı J hoş bu sayede daha çok ve hızlı yazıyoruz biz yazanlar, teknolojiyi iyiye kullanıyoruz yani. Bu notuda geçeyim araya. J )
Değerli ve sevgili ablamın çok derinden bildiği bir şey daha var ki; ben tüm hayvanlardan, yavru, büyük, hangi cins olduğunun hiç bir önemi olmaksızın tarifsiz korkarım, yaklaşamam, dokunamam.
Bulundukları yer özellikle kapalı alan ise orada bulunmak istemem, hayvan besleyen evlere bu halim o kişileri rahatsız etmesin diye mümkün mertebe gitmemeyi tercih ederim, beni anlayıp, sevgi ve saygı gösterenlere giderim, onlarda kedicikleri, köpekcikleri oturduğumuz alandan uzakta tutarlar sağolsunlar.
Sevgili ablacığım bunu bilir, bu fobime mi diyelim, elimde olmayan duygumamı diyelim, müthiş sevgi ve saygı gösterir.
Ama iyi bildiği bir şey daha vardır ki, ben hayvanları çok seviyorum, özellikle yavru olanlara karşı aşırı bir sevgim oluyor ya da ne bilim bazıları o kadar tatlı, dost canlısı, şirin ve güzel olur ki onlara bayılırım, ama platonik J uzaktan. Örneğin bazı köpeklerin öyle derin bakışları ve davranış biçimleri vardır ki, şaşkınlık ve hayranlıkla izlerim onları, çoğu insanda var olmayan sevgiyi, olgunluğu, düzgün davranışı izlerim bazılarında.
Takipçilerim bilirler, bizim sıkça yaylaya, dağlara, yüksek tepelere, yörüklerin yerleşim alanlarına, dağlık bölgelere, göller bölgelerine vb alanlara gezilerimiz çokça olur.
Buralarda ve yayla evimizde karşılaştığımız hayvanları bulunduğumuz süre kadarında besleriz, hatta beslerim.
Örneğin, yaz bittiğinde, insanlar, yazlıkçılar yayladan el çektiğinde, evimizin mutad kedi ve köpek ziyaretçi aileleri vardır.
Her yıl istisnasız gittiğimiz zamanlarda gelirler, ben onlara bir ağaç belirledim, o ağacın oraya yiyeceklerini koyarım, ben koyana kadar beklerler ve ben ağaçtan uzaklaşınca ağaca gider ve yemeklerini yerler.
Nasıl? Birçok insanla kuramadığımız empatik, sevgi, saygı ve güven dolu iletişimimiz kulağınıza nasıl geldi? 
Bazen köpek ailesi ile birden karşılaşırız, elimde tabak, karşımda aç hayvanlar, bazısı yavru, ne olur biliyor musunuz?
Anne köpek yavruları durdurur, benim ve kızımın yemekleri ağacın oraya bırakmamızı beklerler ve biz eve doğru yürürken, yollarını uzatarak orada bulunan eşimin atölye binasının arkasından dolaşır öyle ağaca giderler, çünkü kızım küçük ancak yürüyor yavrular onunla oyun oynamak istiyor anne köpek hemen müdahale eder ve yavruları binanın arkasından yemeğe yönlendirir.
Nasıl? Tekrar ediyorum, birçok insanda yok olmuş olan sevgi, saygı, olgun, anlayışlı tavır.
Bizim yayladaki evin bazı yerlerine, kışın kuşlar yuva yapıyor, özellikle elektirik saatinin içine yapanlara çok üzülüyoruz, çünkü elektrikçi geldiğinde vb sebeple kapak açıldığında yavrular düşüyor ölüyorlar vs vs.
Sofadaki florosandaki kırlangıç yuvamız meşhur, her şeyden önce doğa harikası bir inşaa, bence inşaat mühendisleri, mimarlar incelemeli.  İlahi düzenin mi diyeyim, evrenin mi diyeyim, müthiş bir mucizesi, evi inşa ederlerken de sonrasında içindeki yaşamlarını her yıl hayretime engel olamadan izliyorum. 
Evin büyükleri yemleri ağızlarıyla sabırla taşır, yavrular itina ile beslenirler, sonra yavrular büyüdükçe, uçuş eğitimleri vs derken göçerler, bizde yuvayı, boş yuvanın sofaya akması, dökülmesi, temizlik açısından temizleriz, gelecek yıl tekrar. J
Durum böyle olunca, eşim sağolsun, birden fazla kuş yuvası yaptı evin belli yerlerine yerleştirdi ki kışın oralara yuva yapsınlar, çünkü bazen fark etmiyoruz, örneğin sofayı yıkarken tahta arasına yapılmış görmediğimiz yuvalar oluyor suyla akıp gidiyor, yavrular ölebiliyor vs. 
Bu yıl kızımızın, tahta evinin yanındaki ağaca bir yuva yerleştirdik, kızımız kuşların beslenmelerini, uçuş talimlerini vb yaşamlarını inceleme fırsatı yakaladı.
Babasıyla, benim yukarıda bahsettiğim duygularımdan dolayı beceremediğim, köpekleri kedileri sevdirme konusunda kızımızı destekledi.
Bu arada korka korka, büyük kızıma bende zamanında aynını uygulamıştım, yüreğime taş basıp, bunu ancak hisseden yaşayan anlar, çok şükür bayılmadan J büyük kızımda yine çok şükür, kedi besleyebilecek seviyede hayvanlardan korkmuyor ve seviyor.
Eşim bir kümes yaptı, tavuklarımız oldu. Kızımız ve diğer dostlarımızın çocukları bizzat tavukların yumurtlamasını izlemenin ve yumurtaları alıp bize getirmelerinin zevkini yaşadılar.
Gibi gibiii. 
Gelelim şehir hayatına.
Ben dediğim gibi, hem korktuğum, dokunamadığım, hem de itiraf edeyim, lütfen hayvan severler ve evde hayvan besleyenler kızmayın, en azından saygı duyun, titizliğimden, kişiler ne kadar titizde olsa yeterince temizliklerinin yapıldığına inanmadığımdan,  bir de evlerin hayvanların yaşamaları için, doğalarına aykırı bir yaşam biçimi olduğuna inancımdan evde hayvan besleyemiyoruz.
Bahçeli evimiz olsa bir köpek belki isterim, ama bakan, ilgilenen, hatta iyi bakan, ilgilenen olması kaydı ile.
Bir de sokaklarda, apartman bahçelerinde, apartman altlarında beslenen kediler ve köpekler mevzuu var. Bizim apartman görevlimiz Duran Amca kedi ve köpek besliyor. Hemen bizim apartmanın girişinde. Çok memnun oluyorum, neden mi? Benim gibi korkan, panik olan insan neden mi memnun oluyor? 
Çünkü inanın daha bir kere bile kedilerin ve köpeklerin ne kokusuna, ne yemlerinin etrafa yayılmasına, ne tuvaletlerinin etrafa yayılmasına bir kere bile şahit olmadım. Hayvanlarla öyle güzel bir iletişim kurmuş ki, hayvanlar sokak hayvanları olmalarına rağmen, gayet terbiyeli ve titizler ve hiç bir şekilde rahatsız edici değiller. Duran Amca ne de güzel bir hayır işi yapıyor diyorum ve kendisini destekliyorum.
Duran Amca ve O’nun gibilere tepki gösterenlere şaşırıyorum, çünkü ben dediğim gibi korkan, bu işin titizlik hastalığında olan birisi bundan memnun olabiliyorsam,  tepki neden? Tepki yine aynı konuya geleceğim, sevgisizlikten. Kişinin kendi içindeki hırçınlık, hırs, kötü düşünce ve sevgisizliğinden. Hatta belki kendi ile bile barışık olmamasından.
Ben tepkiyi sadece şu durumda gösteriyorum, eğer hayvan benim yaşam alanıma, giriş çıkışıma, asansöre örneğin, sokağa, gezdiğim parkın yürüyüş alanına pislemişse afedersiniz ve sahibi bunu temizlememişse, kediye verdiği yemeği oraya buraya dağıtarak, birçok sayıda kedinin yiyecekleri etrafı pisleterek, benim geçtiğim yola kadar pisliklerin yayılarak sokağı, insanların geçiş alanlarını ve/veya yaşam alanlarını kirleterek bir besleme söz konusu ise, buna hayvan sevgisi diyemiyorum açıkçası. Çünkü bana, insana sevgi, saygı göstermeyip, e ben kedi besliyorum, hayvan sevmiyorsun da tepki gösteriyorsun karşılığını üzülerek kabul edemiyorum ve bu duygu ve düşüncemi medenice ifade ediyorum, ilginç midir bilmiyorum, medenice ifade ettiğimde karşımda hiç anlayışsız bir hayvan besleyen kişiye rastlamadım. Ve sonrasında bazılarını izledim, bu işe çare bulmuş daha bir temiz besliyor sokak kedilerini, köpeklerini.
Burada ki ana konu, insana, hayvana, bitkiye, özetle canlıya, doğaya, yaşam alanlarına, medeniyet, temizlik, sevgi, saygı koşulları altında “sevgi” göstermek.
Ahhh, ah. 
Biz insanlar neler yapıyoruz, yemeklere saldırıyoruz, sıra beklemiyoruz, birbirimizi itip kakıyoruz, yolda yürürken çarpa çarpa yürüyoruz, bir usul adap, olgun, sevgi, saygı, empatik bakış, tavır kaldı mı? Çoookça az. İçimiz, dışımız pislenmiş. Duygu ve düşüncelerimiz kirlenmiş. 
Hep ne deniyor? Aç olmadan yemek yemek isteyen, aç olmamasına rağmen yemek için zarar veren tek varlık insan. 
İşte bunun için yazıyorum. Bazılarının söylediği gibi belki dünyayı değiştiremeyeceğim, ama birçoğunun söyediği ve beni desteklediği gibi Jdeğiştirebileceğim ki değiştirdiğim, dokunabileceğim ki dokunduğum belli sayıda insanı kendime kar sınıyorum. Onlarında değiştirdikleri, dokunduklarını sayarsak, yayılarak ne kadar iyilik artarsa...
Tüm konu, doğamızda olan “sevgi”, bunu bir yakalayabilsek, içimizde dışımızda temiz olur.
İşte o zaman insana, hayvana, bitkiye, doğaya, yaşama tertemiz bakarız, tertemiz tutarız. İçimizi, ruhumuzu, duygumuzu, düşüncemizi ve davranışımızı tertemiz, pırıl pırıl tutarız.
Yukarıya yazdım, her şeyin bir çözümü, yolu, yordamı var, yeterki iyi niyetli ol, sev.
İşte o zaman masal kentlerde, masal evlerde, apartmanlarda, sokaklarda, parklarda, doğada, masal gibi bir dünyada tüm canlılar olarak hep birlikte mutlu mutlu yaşarız.
Bizde, hayvanlarda, bitkilerde, tüm canlılarda huzurla yaşar, masallardaki gibi.
İçinde kötü cadı, büyücü olmayan J, başı ve sonu güzelliklerle dolu, misler gibi çiçeklerle, sevgi dolu hayvan ve insanlarla dolu masallardan olsun dünyamız.
Sevgiyle kalın.
Dilara




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder