22 Eylül 2016 Perşembe




"Leyli" romanımla ilgili, insanlıkla ilgili

Çok değerli Ahmet Niyazi Koç'un "Leyli" romanımla ilgili ve romandan yola çıkarak genel yaşama dair, insanlığa dair yorumlarını ve benim kendisine cevaben yazdığım yazışmaları buradada paylaşmak istedim. 
Buyrun, sevgiyle ve ışıkla.

Amcacım çookça teşekkürler benimle ilgili, yazdıklarımla ilgili tüm güzel değerlendirmeleriniz için. Ne de güzel yazmışsınız, yorumlamışsınız.  Bende çokça arıyorum o insanları, şükürler olsun az çok etrafımda var, daha fazlası ortaya çıksın diye yazıyorum yazıyorum yazıyorum. Hep umut doluyum, aksini hissedip düşünmek çözüm değil bari umut dolu olmaya devam edelim diyorum. Sevgiyle, ışıkla... 🙏👼💜🌷 Ahmet Niyazi Koç iyi ki varsınız, siz de bir "ışıksınız"

Ahmet Niyazi Koç
O GÜZEL İNSANLAR NEREYE GİTTİLER? Günlerdir etrafımda Dilara Koç'un LEYLİ'sindeki insanların benzerlerini arıyorum.Bulamıyorum. Meri,Behri,Zehra ana, ,Kamil Dayı,Rojina ve diğerlerinin nereye gittikleri ile ilgili bir ipucu bulabilirim diye dün gece kitabı yeniden okudum.

Sabaha karşı kitabı bitirdiğimde bu insanların izini bulamamıştım. Ama kafamda yeni bir soru belirdi: Bu güzel insanlar kendileri çekip giderken acaba güzel duygularını geride kalan insanlara mı bırakmışlardı? Bu sorunun peşinde bütün gün etrafımı araştırdım. 
Sordum soruşturdum, yok kalmamıştı. 

O güzel insanlar bu dünyadan çekip giderken o güzel duygularını da beraber götürmüşlerdi."Aşk?" dedim,"bir kaç tanesi kısa bir yaz mevsimine sığan bir masal" dediler. "Sadakat?" dedim "Hep aynı marka ruj kullanmak" dediler."Fedakarlık?" dedim,
"Yaşlılara sorun onlar bilebililr" dediler."Hasret?" dedim, "AVM'ye giderken evde unutulan akıllı tenofonun yokluğunun yarattığı acı" dediler.

Bir tek isimleri kalmış Dilara'nın kitabında. Sağol Dilara. Bu güzel insanların hiç olmasa isimlerini kitabında yaşattığın için teşekkürler.

Bu arada kitabı ilk  okuduğumda bir cümlenin altını çizmişim: yağmur yağarken bahçede çiçekleri sulayan Meri ile dalga geçene     Meri'nin cevabı:"Yağmur ayrı,ben ayrı.O da sulasın ben de." Kitabın en güzel cümlesinin bu olduğunu daha önce söylemiş miıdım?


20 Eylül 2016 Salı


Hayvan sevgisi (canlı sevgisi)


Çok değerli ve çokça sevdiğim bir ablam, dostum, kendisi derin bir hayvan dostu, besleyicisi ve seveni.
Benden hayvanlarla ilgili bir yazı yazmamı istedi. Sohbetimiz doğrultusunda ve kendi eklemelerimle seve seve geçtim klavyenin başına.
(teknoloji nelere kadir, aldım kalemi elime demek çokça gerilerde kaldı J hoş bu sayede daha çok ve hızlı yazıyoruz biz yazanlar, teknolojiyi iyiye kullanıyoruz yani. Bu notuda geçeyim araya. J )
Değerli ve sevgili ablamın çok derinden bildiği bir şey daha var ki; ben tüm hayvanlardan, yavru, büyük, hangi cins olduğunun hiç bir önemi olmaksızın tarifsiz korkarım, yaklaşamam, dokunamam.
Bulundukları yer özellikle kapalı alan ise orada bulunmak istemem, hayvan besleyen evlere bu halim o kişileri rahatsız etmesin diye mümkün mertebe gitmemeyi tercih ederim, beni anlayıp, sevgi ve saygı gösterenlere giderim, onlarda kedicikleri, köpekcikleri oturduğumuz alandan uzakta tutarlar sağolsunlar.
Sevgili ablacığım bunu bilir, bu fobime mi diyelim, elimde olmayan duygumamı diyelim, müthiş sevgi ve saygı gösterir.
Ama iyi bildiği bir şey daha vardır ki, ben hayvanları çok seviyorum, özellikle yavru olanlara karşı aşırı bir sevgim oluyor ya da ne bilim bazıları o kadar tatlı, dost canlısı, şirin ve güzel olur ki onlara bayılırım, ama platonik J uzaktan. Örneğin bazı köpeklerin öyle derin bakışları ve davranış biçimleri vardır ki, şaşkınlık ve hayranlıkla izlerim onları, çoğu insanda var olmayan sevgiyi, olgunluğu, düzgün davranışı izlerim bazılarında.
Takipçilerim bilirler, bizim sıkça yaylaya, dağlara, yüksek tepelere, yörüklerin yerleşim alanlarına, dağlık bölgelere, göller bölgelerine vb alanlara gezilerimiz çokça olur.
Buralarda ve yayla evimizde karşılaştığımız hayvanları bulunduğumuz süre kadarında besleriz, hatta beslerim.
Örneğin, yaz bittiğinde, insanlar, yazlıkçılar yayladan el çektiğinde, evimizin mutad kedi ve köpek ziyaretçi aileleri vardır.
Her yıl istisnasız gittiğimiz zamanlarda gelirler, ben onlara bir ağaç belirledim, o ağacın oraya yiyeceklerini koyarım, ben koyana kadar beklerler ve ben ağaçtan uzaklaşınca ağaca gider ve yemeklerini yerler.
Nasıl? Birçok insanla kuramadığımız empatik, sevgi, saygı ve güven dolu iletişimimiz kulağınıza nasıl geldi? 
Bazen köpek ailesi ile birden karşılaşırız, elimde tabak, karşımda aç hayvanlar, bazısı yavru, ne olur biliyor musunuz?
Anne köpek yavruları durdurur, benim ve kızımın yemekleri ağacın oraya bırakmamızı beklerler ve biz eve doğru yürürken, yollarını uzatarak orada bulunan eşimin atölye binasının arkasından dolaşır öyle ağaca giderler, çünkü kızım küçük ancak yürüyor yavrular onunla oyun oynamak istiyor anne köpek hemen müdahale eder ve yavruları binanın arkasından yemeğe yönlendirir.
Nasıl? Tekrar ediyorum, birçok insanda yok olmuş olan sevgi, saygı, olgun, anlayışlı tavır.
Bizim yayladaki evin bazı yerlerine, kışın kuşlar yuva yapıyor, özellikle elektirik saatinin içine yapanlara çok üzülüyoruz, çünkü elektrikçi geldiğinde vb sebeple kapak açıldığında yavrular düşüyor ölüyorlar vs vs.
Sofadaki florosandaki kırlangıç yuvamız meşhur, her şeyden önce doğa harikası bir inşaa, bence inşaat mühendisleri, mimarlar incelemeli.  İlahi düzenin mi diyeyim, evrenin mi diyeyim, müthiş bir mucizesi, evi inşa ederlerken de sonrasında içindeki yaşamlarını her yıl hayretime engel olamadan izliyorum. 
Evin büyükleri yemleri ağızlarıyla sabırla taşır, yavrular itina ile beslenirler, sonra yavrular büyüdükçe, uçuş eğitimleri vs derken göçerler, bizde yuvayı, boş yuvanın sofaya akması, dökülmesi, temizlik açısından temizleriz, gelecek yıl tekrar. J
Durum böyle olunca, eşim sağolsun, birden fazla kuş yuvası yaptı evin belli yerlerine yerleştirdi ki kışın oralara yuva yapsınlar, çünkü bazen fark etmiyoruz, örneğin sofayı yıkarken tahta arasına yapılmış görmediğimiz yuvalar oluyor suyla akıp gidiyor, yavrular ölebiliyor vs. 
Bu yıl kızımızın, tahta evinin yanındaki ağaca bir yuva yerleştirdik, kızımız kuşların beslenmelerini, uçuş talimlerini vb yaşamlarını inceleme fırsatı yakaladı.
Babasıyla, benim yukarıda bahsettiğim duygularımdan dolayı beceremediğim, köpekleri kedileri sevdirme konusunda kızımızı destekledi.
Bu arada korka korka, büyük kızıma bende zamanında aynını uygulamıştım, yüreğime taş basıp, bunu ancak hisseden yaşayan anlar, çok şükür bayılmadan J büyük kızımda yine çok şükür, kedi besleyebilecek seviyede hayvanlardan korkmuyor ve seviyor.
Eşim bir kümes yaptı, tavuklarımız oldu. Kızımız ve diğer dostlarımızın çocukları bizzat tavukların yumurtlamasını izlemenin ve yumurtaları alıp bize getirmelerinin zevkini yaşadılar.
Gibi gibiii. 
Gelelim şehir hayatına.
Ben dediğim gibi, hem korktuğum, dokunamadığım, hem de itiraf edeyim, lütfen hayvan severler ve evde hayvan besleyenler kızmayın, en azından saygı duyun, titizliğimden, kişiler ne kadar titizde olsa yeterince temizliklerinin yapıldığına inanmadığımdan,  bir de evlerin hayvanların yaşamaları için, doğalarına aykırı bir yaşam biçimi olduğuna inancımdan evde hayvan besleyemiyoruz.
Bahçeli evimiz olsa bir köpek belki isterim, ama bakan, ilgilenen, hatta iyi bakan, ilgilenen olması kaydı ile.
Bir de sokaklarda, apartman bahçelerinde, apartman altlarında beslenen kediler ve köpekler mevzuu var. Bizim apartman görevlimiz Duran Amca kedi ve köpek besliyor. Hemen bizim apartmanın girişinde. Çok memnun oluyorum, neden mi? Benim gibi korkan, panik olan insan neden mi memnun oluyor? 
Çünkü inanın daha bir kere bile kedilerin ve köpeklerin ne kokusuna, ne yemlerinin etrafa yayılmasına, ne tuvaletlerinin etrafa yayılmasına bir kere bile şahit olmadım. Hayvanlarla öyle güzel bir iletişim kurmuş ki, hayvanlar sokak hayvanları olmalarına rağmen, gayet terbiyeli ve titizler ve hiç bir şekilde rahatsız edici değiller. Duran Amca ne de güzel bir hayır işi yapıyor diyorum ve kendisini destekliyorum.
Duran Amca ve O’nun gibilere tepki gösterenlere şaşırıyorum, çünkü ben dediğim gibi korkan, bu işin titizlik hastalığında olan birisi bundan memnun olabiliyorsam,  tepki neden? Tepki yine aynı konuya geleceğim, sevgisizlikten. Kişinin kendi içindeki hırçınlık, hırs, kötü düşünce ve sevgisizliğinden. Hatta belki kendi ile bile barışık olmamasından.
Ben tepkiyi sadece şu durumda gösteriyorum, eğer hayvan benim yaşam alanıma, giriş çıkışıma, asansöre örneğin, sokağa, gezdiğim parkın yürüyüş alanına pislemişse afedersiniz ve sahibi bunu temizlememişse, kediye verdiği yemeği oraya buraya dağıtarak, birçok sayıda kedinin yiyecekleri etrafı pisleterek, benim geçtiğim yola kadar pisliklerin yayılarak sokağı, insanların geçiş alanlarını ve/veya yaşam alanlarını kirleterek bir besleme söz konusu ise, buna hayvan sevgisi diyemiyorum açıkçası. Çünkü bana, insana sevgi, saygı göstermeyip, e ben kedi besliyorum, hayvan sevmiyorsun da tepki gösteriyorsun karşılığını üzülerek kabul edemiyorum ve bu duygu ve düşüncemi medenice ifade ediyorum, ilginç midir bilmiyorum, medenice ifade ettiğimde karşımda hiç anlayışsız bir hayvan besleyen kişiye rastlamadım. Ve sonrasında bazılarını izledim, bu işe çare bulmuş daha bir temiz besliyor sokak kedilerini, köpeklerini.
Burada ki ana konu, insana, hayvana, bitkiye, özetle canlıya, doğaya, yaşam alanlarına, medeniyet, temizlik, sevgi, saygı koşulları altında “sevgi” göstermek.
Ahhh, ah. 
Biz insanlar neler yapıyoruz, yemeklere saldırıyoruz, sıra beklemiyoruz, birbirimizi itip kakıyoruz, yolda yürürken çarpa çarpa yürüyoruz, bir usul adap, olgun, sevgi, saygı, empatik bakış, tavır kaldı mı? Çoookça az. İçimiz, dışımız pislenmiş. Duygu ve düşüncelerimiz kirlenmiş. 
Hep ne deniyor? Aç olmadan yemek yemek isteyen, aç olmamasına rağmen yemek için zarar veren tek varlık insan. 
İşte bunun için yazıyorum. Bazılarının söylediği gibi belki dünyayı değiştiremeyeceğim, ama birçoğunun söyediği ve beni desteklediği gibi Jdeğiştirebileceğim ki değiştirdiğim, dokunabileceğim ki dokunduğum belli sayıda insanı kendime kar sınıyorum. Onlarında değiştirdikleri, dokunduklarını sayarsak, yayılarak ne kadar iyilik artarsa...
Tüm konu, doğamızda olan “sevgi”, bunu bir yakalayabilsek, içimizde dışımızda temiz olur.
İşte o zaman insana, hayvana, bitkiye, doğaya, yaşama tertemiz bakarız, tertemiz tutarız. İçimizi, ruhumuzu, duygumuzu, düşüncemizi ve davranışımızı tertemiz, pırıl pırıl tutarız.
Yukarıya yazdım, her şeyin bir çözümü, yolu, yordamı var, yeterki iyi niyetli ol, sev.
İşte o zaman masal kentlerde, masal evlerde, apartmanlarda, sokaklarda, parklarda, doğada, masal gibi bir dünyada tüm canlılar olarak hep birlikte mutlu mutlu yaşarız.
Bizde, hayvanlarda, bitkilerde, tüm canlılarda huzurla yaşar, masallardaki gibi.
İçinde kötü cadı, büyücü olmayan J, başı ve sonu güzelliklerle dolu, misler gibi çiçeklerle, sevgi dolu hayvan ve insanlarla dolu masallardan olsun dünyamız.
Sevgiyle kalın.
Dilara




17 Eylül 2016 Cumartesi

Koşan Adam

Koşanadam Kemal Özdemir, tanışmamıza vesile olan Fatma Çinçinoğlu. Dünyaya nadir gelen güzellikte insanlar. Bir maraton koşusu, Adana'da. Fatoş Hanım ile haberleştik. Adana'ya misafirler geliyor, e bizde Adanalıyız, ağırlamak gerekli, üstelik geliş nedenleri çok özel, önemli.
Üstelik "Koşanadam Kemal Özdemir" ile tanışacağız. Tanıştık, tanışmasınada, "Koşanadan Kemal Özdemir" in içinde bin tane "koşan adam", "muhteşem bir spor adamı", "muhteşem bir hoca, öğretmen, koç", "muhteşem bir adam" yaşadığını nereden bilebilirdik, bizzat gördük, tanıştık ve yaşadık.

Türkiye için, ülkemiz için bir şans, bir hediye, büyük bir değer. Hareketin, maratonun, koşunun, yüzmenin, özetle sporun sağlık, iyilik, güzellik, insanlık, medeniyet için ne denli önemli olduğunu bizlere öğreten, anlatan, ülkemizi dünyanın çok çeşitli yerlerinde şampiyonluklarıyla ve bu konudaki ve insanlığa dair duruşuyla temsil eden muhteşem bir kişi, rol model, örnek kişi.

Çokçada yardım, bağış konuları için koşuyor, yüzüyor, farklı etkinlikleri oluyor.

Bilenleri, tanıyanları çok, dünya çapında sporcumuz, ben bu yazımı özellikle aşağıya belirteceğim bağış koşusu için yazmak istedim, gözden kaçıranlar olmuştur, bağış yapmak isteyenler olur küçük bir hatırlatma yapmak için.

Şimdide Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği adına bağış toplanması için koşacak.
Ekte koşunun detayları ve bağış yapmak isteyenler için iban no vb bilgiler var.

Hocam, Kemal Hocam, önce sizi yaşamdaki güçlü, neşeli ve tatlı duruşunuz için, sonrasında "insanlığınız", yüksek başarılarınız, topluma büyük büyük büyük katkı, fayda ve yardımlarınız için ayakta alkışlıyorum ve derinden sevgiyle, saygıyla karşısınızda sizi selamlıyorum. Tatlı sohbeti özlemle. 😉🙏🌟💫🌟🏊🚴🏆🍀🌈💜🌷

10 Eylül 2016 Cumartesi

"Deliye" her gün bayram. 😉😊



Bu bayram yazı yazmak istemiyordum. Bazı dostlarım bekliyoruz, olmaz öyle şey diyip üstüne bir de yazılarımı okuyanlarınız bilir 😊😳meşhur Adanalı arkadaşım yine bana tehditler savurup "Bir Adanalı bayram bilir, Adana'nın yazarı olarak bayram yazısı yazmamak yakışır mı? Delirtme, lafı uzatma, yaz." diyince, ödüm kopar ve telefonu elime alır başlarım yazmaya. 

Bayram nedir? 
Sözlük anlamları;

bir olayı anmak ereğiyle yapılan gösteri ve eğlencelerden oluşan tören.

ulusal ya da dinsel yönden önemi olan, kutsal sayılan ve ulusça kutlanan gün

Cümle içinde kullanılan kelimeler; #anma #gösteri #eğlence #tören #ulusal #dinsel #önem #kutsal #kutlama 

Benim ekleyeceğim kelimeler;
#insan #deli #akıllı #birlik #beraberlik #sevgi #saygı #güven #elele #huzur #neşe #aile #dostluk #iyilik #gülmek #sevgiylesarılmak #sevgiyesarılmak #doğa #doğallık #dürüst #saf 
#öz #ol #an #safsevgi #güven #güvenlesarıl

Efendim "Deliye her gün bayram" 😉😊😍
"Deli" den kastım; bugün saf olan, kalbinde saf sevgi barndıran, dürüst olan, açıkça sevgisini dile getiren, dürüstçe fikrini (iyi niyetli olmak koşuluyla) dile getiren, güvenle kendini karşısındakine teslim eden, güvenen, güven veren, seven, sayan, açık olan, net olan (iyi niyetle tekrar edeyim) sevgiyle sarılalım, neşe dolalım diyen, aile/dostluk/sevgi bilen (lafta değil, gerçek, saf ve doğalında)  doğalında olan ve davranan "insan" olan kişiler artık azınlıkta olunca toplumda "deli" midir nedir? oldu bunlar artık. Tuhaf karşılanır oldular.  😉😍 Asıl akıllı olan deli oldu bugün. Hoş, içinde asıl mutluluğu barındıran, huzuru, neşeyi yakalayan, yaşamın, anın değerini bilen ve doya doya yaşayanlar onlar, eski akıllı bugün deli olanlar. 😉😊
İşte bu "insanlara", yaniiii delilere her gün bayraaamm. 👫👭👬👩‍❤️‍💋‍👩👨‍❤️‍👨💏👨‍❤️‍💋‍👨👯💃🏻 
Birde çocuklar var, tüm bu saydıklarımı doğalında bilen, hisseden, davranan, saf sevgi dolu, doğalında, derinden doğalında, derinden açık, net, dürüst, düz/koşulsuz/saf sevgi dolu, güven dolu. 👯🙏👼💜🌈🌟

Dileğim şudur ki; bu yazdığım anlamda dünya ve ülkemiz "delilerle", "çocuk saflığında insanlarla" dolsun taşsın ve her günümüz bayram olsuuunn. 
Mutlu mutlu, deli dolu, çılgınca neşeli , çocuk tatlılığında ve doğallığında bayramlaarr diliyoorummm. 🙏👼🌈🌟🍀💜🌷
Dilara 

1 Eylül 2016 Perşembe

Yaşam 2 gün, kıymetini bil, kıymet bil

Bugün çok enteresan 2 görüşme yaptım. 2 farklı kadının benimle dertleşmesi oldu. Benim için ortak özellikleri 2sinide tanımıyorum, otele geçtim yemek için arkadaşlardan haber beklerken bir kahve içeyim dedim, yer yoktu buyur ettiler masalarına oturdum. Masaya oturduğum anda ki sohbet şu idi, "annem" şarkısını dinleyemiyorum mahvoluyorum dedi birisi. Bana baktılar, sizi de sıkmayalım, baktım gözler buğulu ikisindede. "Vallahi dedim benimde çok hüzünlenip dayanamadığım şarkılar var, "annem" de onlardan biri. Lütfen siz devam edin hiç sıkılmam, kahvemi içip ben sizi rahatsız etmeden kalkacağım."
(Hep neşelendirmekten, neşeyi yaymaktan yanayım, bununla birlikte bugün biraz belki hüzünlendireceğim bazılarınızı ama beraberindede sahip olduklarımızın değerini anlamayı hatırlatmak adına yine belki ve bazılarınıza hatırlatma olacaktır. Tabii bunun için önce "senin söylediğin, yaptıkların, iyi niyetin, anlatmaya çalıştıkların karşı tarafın anladığı kadardır." Biraz içli, derin, içinde gerçek ve doğal sevgiyi barındırmak lazım yazacaklarımı anlamak için.)
Bu 2 kadının ortak özelliği 2 şer evlilik yapmışlar. Bende onlara katıldım. :) Az da olsa güldürdüm kısa süreliğine onları. Birisi 2. Dende ayrılmış, konu aldatma özetle. Benzer özellikleri; birisi çok yakın zamanda annesini, birisi evladını kaybetmiş. Benim şükürler olsun ki hayattalar. Allah hepimizin ailesini, anne, babasını, evladını başında kılsın. 
Tartışma şuydu; her 2 side son 3-4 yıldır bazı sorgulamalar içindeymiş, ben mutlu muyum, eşimden, işimden, bu insan ilişkileri nedir, bu nasıl bir güvensiz hayat, güvensiz insanlar vb vb. Hayattan, insanlardan yorulduk, isyanlar ettik, kavgalar ettik, savaştık vb vb. 
Annesini kaybeden hanımefendi annesini kaybedince, diğer hanımefendide evladını yitirince tüm bu sorgulamaları, savaşı bırakmış. Biri aldatmayı kabullenmiş olan eşinden hemen ayrıldığını, diğeri yuvayı toparlamaya çalışmaya başladım dedi. Şöyle bir düşündüm, evet dünya güvensiz olmuş, insanlık yok olmaya yüz tutmuş, böyle saf, iyi niyet barındıran, gerçek, doğalında duygu düşüncelere sahip insan, ilişki kalmamış. Hala benimde çook katedeceğim yol var "insanlık" "sevgi"
konularında. Hala hatalarım oluyor. 
Yine de hatalarımın içeriğinde hala bir saflık, iyi niyet var. Ama bu 2 kadın, yaşadıkları hisleri anlatınca, öyle bir silkelendim ki. Kendileri de çok yanlışlar yapmışlar bu süreçte, demişler ki madem dünya böyle bizde böyle olacağız. O süreçte hatalar yapmışlar, hatta bu yaşadıkları acıları bu yaptıkları yanlışların cezası diye düşünüyorlar. Ben kendimce teselli etmeye çalıştım ki ben kimim ki, benimde daha katedeceğim o kadar yol var ki. 
Birisi dedi ki "annem"şarkısını niye dinleyemiyorum biliyor musunuz Dilara Hn, girin internete bakın sözlerine şimdi;
Az çok hatırlasamda girdim, okudum.
Sadece 2 paragrafını ekleyeceğim, uzatmamak adına.
Rastlarsan gözleri yaşlı yavruna
Suçuna bağışla sarıl boynuna
Biz bize yaşarken geldik oyuna
Eller kadir kıymet bilmiyor Annem
Senin kadar kimse sevmiyor Annem
Bir yar için seni terkedip gittim
Vicdanıma bir sor ne acı çektim
Kendimi ben sana emanet ettim
Eller kadir kıymet bilmiyor Annem
Senin kadar kimse sevmiyor Annem
Son 3-4 yıldır, bende büyük kızımla ilgili dış etkenlerin etkisi ve benim elimin kolumun bağlı olmasından kaynaklı (hırsıma yenik düşüp, evladım zarar görmesin diye sessiz ve etkisiz davranmak zorunda kaldım) diyerek özet geçeyim, çok acılı günler geçirdim. Ailem içerisinde maddi, manevi, sağlıkla ilgili vb inişler çıkışlar yaşadım. Bende çok şeyi sorguladım. Aileleri, sülaleleri, dostu, düşmanı...Hoş ben savaşmadım, barış sağlamaya çalıştım ve/veya bazı ilişkileri kestim attım. Yitirmediğim tek şey kalbimdeki ve aklımdaki saf, doğal, gerçek, "neyse o" duygu ve düşünceler ve istisnasız iyi niyet içeren duygu ve düşünceler.
Bu 2 kadına şarkının sözlerini okurken başladılar ağlamaya, benide ağlattılar. Düşündümde o an, evet eller kıymet bilmiyor artık bu dünyada, kendini, iyi niyetini, sevgini, kalbini emanet ediyorsun, arkadaşlığını, dostluğunu, yardımını esirgemiyorsun, kavganı bile iyilik için, sevgi için yapıyorsun, eller anlamıyor, o derinlik, incelik, anlayış kalmamış bu dünyada. Dünya fiziksel, maddesel vb olmuş. Duygusal, düşünsel, paylaşımcı, iyilik içeren dünya yok olmaya yüz tutmuş.
Anneliğim beni hep neşelendirir, bugün çookça duygulandırdı ve hüzünlerdirdi, Zeynebimi aradım günlük mutad konuşmamızı yapmak için ağlamıyım karşısında diye zor tuttum kendimi, annem aradı "çok yoruldun son yıllarda, son haftalarda, (bir de arada bir ufak rahatsızlıkda geçirdim.) iyi misin, sağlığın nasıl, dinlen." Dedi.
Bu 2 kadın bugün beni mahvetti, beraberinde gerçek olan, saf olan duyguya sahip ailemde, çevremde kim varsa evlatlarım, eşim, annem, babam, dostlarım, ağabeylerim, ablalarım, yeğenlerim vb değerlerini içimde bin kat arttırdı.
Masadan kalkmadan onlara şarkıdan kopya şiir yazıp hediye ettim.
Rastlarsan gözleri gerçek bakana
Suçunu bağışla sarıl boynuna
Gelsende oyuna sen oynama oyunla
Bırak kadir kıymet bilmeyen eli Sen bil seveni
Vicdanına hep sor sevgiyi bul
Kendini emanet edeceğin yeri doğru bul
Eller kadir kıymet bilmiyorsa da sen kıymet bil sev seveni sever seni
Şart mı dedim dinlemeyin o şarkıyı, Allah kuvvet, sabır versin. Çok dertleştiler, duyguları o kadar derin ki size onları yazarak sıkmayacağım.
Sarıştık ayrıldık.
Yaşam 2 gün, neler var, neler var, kimler neler yaşıyor, Allah bizlere iyilikler güzellikler yaşatsın, iyiliklerle ve iyilerle karşılaştırsın, bence bu 2 kadın bugün benim için ilahi bir karşılaşma idi, onlarda benim için aynı şeyi söylediler, derin bir sohbetti:) bugün ki duam bu 2 güzel kadına huzur, sabır, iyilik, dünyaya saf sevgi, iyilik.
Sevgiyle kalın
Dilara

Doğalında


Bazı takipçilerim, hani nerede yazı, yazı istiyoruz diye arıyorlar, mesajlar atıyorlar. Ümit veriyor bu yaklaşımlar, demek ki hala okuyanlar var aramızda, bir ışık, bir umut var. 
E peki madem, bir iki satır sizlerle azıcık sohbet edelim bugüüünn. 
Ne mi konuşalım? 
Doğadan, doğallıktan, bu doğal doğal diyip duruyorsun, ne dır dır dır "doğal, doğal, doğal" başımızın etini yiyip duruyorsun? diye soranlarınıza öncelikli olmak üzere, bunun önemini derinden bilen kişilerlede konuşalım.

Birkaç bölümde;
Bölüm 1 doğal beslenme; 
Bugün az önce çok sevdiğim bir arkadaşım aradı, tesadüf benim ufaklık dolabın başına geçti, dolapta abur cubur tek tercih çikolata gerisi ev yapımı (şükürler olsun) yemek, çocuk işte çikolatamı yesem derken beraber "sana mis gibi bir tahin pekmez yapim üzerine çikolata ye, ne derdin?" dedim. "Süper fikir, yanınada kıtırık ehmek yap" dedi. Ehmek, ekmek oluyo anladınız sanırım, ekmek diyemiyor henüz. Arkadaşım ne yapıyorsun diyince bunu anlattım, şu an kıtırık ehmek ve tahin pekmez hazırlıyorum, " hayatımda ilk kez tahin pekmez isteyen bir çocuk duydum." dedi. 

Efenim şöyle ben dünyanın en mükemmel annesi değilim, öyle bir iddiam yok, amma velakin çocuğu özellikle belli bir yaşa kadar asitli içecek, özellikle kola, çeşitli abur cuburlarla tanıştırmadan mümkün olduğu kadar alternatif doğal ürünler sunarak yetiştirirsen ki birinci kural sende tüketmeyeceksin hiç olmadı yanında tüketmeyeceksin, çocuğun otomatikman o doğal lezzetlere alışır. Bu beslenme ile ilgili bölümümüzdü kısa kesiyorum çok uzun ama basit uygulanabilir bir hikaye. Mümkün olduğunca, mümkünlüğü kendin çabanla yaratarak.

Bölüm 2 müzik
Ne dinliyoruz? Dikkat edin, ne deriz?
Yabancı, yerli fark etmez. Eski şarkılarda bir başka. Neden? Çünkü doğalında, içli, samimi, aşkla, sevgiyle ve ilk hedef para ve popülarite olmadan yazılmış, bestelenmiş olmaları. Nasıl? Doğru mu düşünüyorum?
Kullanılan enstürmanlar daha bir elektronikten, teknolojiden uzak, büyük kısmı el yapımı. Doğru mu? Biliyor musunuz, müzik, musiki, klasik müzik eskilerde psiko terapilerde kullanılırken, bugün bazı müzik çeşitleri insanda depresyon, stres vb gibi ruhsal defektler oluşturuyor bunu biliyor muydunuz, hatta bazısı şu bazı savaşı, çatışmayı aşılayan çocuk oyunları gibi. Şeytan iş başında. Araştırın. Konumuzu toparlayalım, Şimdilerdede yok mu, haksızlık etmeyeyim var, amma velakin popüleri, daha hızlı tüketileni daha çok seviyoruz. Neden? 

Gelin 3. Bölümde bunun nedenine biraz değinelim. Giyim, kuşam, popüler kültür, marka, para vb
Neden? Çünkü daha kolay, daha hızlı, fast food gibi (bölüm1e katkı), bir de herkes dinliyor, herkes yiyor, herkes giyiniyor, herkes oraya gidiyor, herkes o arabaya biniyor. Bir araştırayım, sorgulayım, anlayayım, bedenime, ruhuma, duyguma, yaşam biçimime, kazancıma, işime uygun mu bir doğalımı gözümü kapatayım dinleyim bakayım uygun mu? Mantıklı mı, duygumu besliyor mu? Sormuyoruz. Sorumuz şu? O ne yapıyor, ne dinliyor, ne giyiniyor, nereye gidiyor vb vb? Popüler kültür! Bizi bizden, doğalımızdan, doğal yaratılmış olan ruh, beden, duygu, düşünce halimizden uzaklaştıran veee günümüzüz depresyon, maddiyatçılık, bencillik, tatminsizlik, mutsuzluk, cahillik, hatta vahşilik, sapıklık, kötülük vb hastalıklarına mahkum eden popüler kültür. Daha doğru deyişle kültürsüzlük, görgüsüzlük, akılsızlık, duygusuzluk, cahillik...
Bölüm çok son 2 bölümü birleştirerek ve kısa özet geçerek yazıma, sohbetimize ara vermek istiyorum. 

Bölüm 4-5;
Doğal ilişkiler, doğala doğaya bakış açısı;
Ben şahsen artık doğal olmayan, içten, samimi olmayan, dürüst olmayan kişileri özel hayatımda direkt bıçak sırtı kesip çıkarıp ışığa gönderiyorum, başka deyişle Allah'a havale... İş hayatında da mümkün olduğunca, becerebildiğimce mesafe koymaya çalışıyorum. Doğal olmayan her şey yorar, bozar, cips kola mideyi yorar bozar, kimyasal içeren sabun cildi bozar yorar, doğal yolla kazanılmayan para ruhu yorar, pisletilmiş deniz, toprak yorar, bozar, üzer, doğal olmayan ilişkide seni beni yorar, bozar. 
Ne gerek var, ne kadar yaşayacaksak şu yaşamda doğalında, doğal beslenelim, doğal müzikalitesi yüksek müzik dinleyelim, temiz toprağa basalım, temiz denize mis gibi bedenimizi bırakalım, ayacıklarımız denizin içinde yürüyüş yapalım, yeşile denize nazır taze çekilmiş kahvemizi limonlu suyumuzla içelim, doğalında dürüst samimi kahkahalarla sohbet edelim ki ki ki bu doğalın pozitif enerjisini dünyaya yayalımda şu şeytana güle güle diyelim. 

Ne diyoruz herkes kendi kapısının önünü temizlerse tüm mahalle, şehir, ülke, dünya yayıla yayıla temizlenir, aydınlanır. Bunu doğayı, doğalı severek ve özen göstererek herkes kendi alanında, yaşamında uygulayarak yaparsa, doğalın, sevginin pozitif enerjinin, iyiliklerin, güzelliklerin bizi bulması mümkün değil mi?
Hayatta neler neler mümkün?
Doğalında sevgiyle ve ışıkla
Dilara