13 Ekim 2015 Salı

Nermin Börü Hanımefendi (bir prenses, nezaket, iyilik timsali, güçlü, başarılı, topluma hem özel hem iş yaşamı için başarılı bir rol model)

Nermin Hanımefendi ile ilgili sohbetimize başlamadan önce, gündem konumuz olan memleket meselelerinin sosyal medyada paylaşımları, paylaşım şekilleri ile ilgili kısa bir fikrimi paylaşmak istiyorum. Sosyal medyada yoğun bir şekilde, yaşanan olaylar, kişilerin yorumlarıyla beraber paylaşılıyor. Evet olaylar çok tatsız, korkunç evet, çokça talihsiz, “insanlığa” dair çok acı şeyler yaşanıyor. Tüm dünyada yaşanıyor. Ülkemizde son yıllarda çokça fazla yaşanıyor. Evet çokça üzücü, yıpratıcı, acılı ve endişe verici... Olayların detaylı bir şekilde paylaşılıp, halkın, kişilerin bilgilendirilmesi, aydınlatılması gerektiğine inanıyorum evet. Sadece negatif düşünceler, negatif paylaşımlar paylaşıldıkça çoğalır düşüncesine sahip birisiyim, paylaşılacaksa bile ki evet paylaşmalı, bilinmeli ki yapılabiliyorsa bir şeyler yapılmalı düşüncesindeyim. Acılı evet, ama acıyı paylaştık tamam, herkes bilgi sahibi oldu, aydınlandı, tabii ki çok çok üzüldük, üzülmeye de devam ediyoruz. Peki, sonrasında, devamında yapılan paylaşımların, acıyı çoğaltan değil, paylaşan, “birbirini yargılayıp, eleştirip, zaten bölünmüş olan toplumun bölünmemiş olan tarafını da ayrıca bölen” olmayan, yıkıcı olan değil yapıcı olan, çözüm önerilerini içeren, olayı akılcı ve çözüm odaklı analiz eden, yapıcı, ne yapılabilir onu tartışan ve umutlu paylaşımlar olması gerektiğine inanan birisiyim. Bu bizi birleştirir, güçlendirir diye düşünüyorum. Bize akılcı olmak, sevginin gücünü kullanmak, aklını çözüm için, sonucun faydası için kullanmak yakışır diye düşünüyorum.

Nermin Hanımefendi; bu anlamda, tüm yaşadığı acılara rağmen, sevgiyi güç edinerek, aklını kullanarak üretmeyi, çalışmayı güç edinerek, başarılı olmuş, tüm bunları güçlü bir duruşla yaşamına yansıtmış, aramızdan, yaşamın içinden çok iyi ve özel bir örnek.

Buyrun, kendisiyle yolculuğumuza çıkalım.

1946 Adana doğumlu. 17 yaşına kadar Adana da yaşamış, yaşamının kalan bölümünde Ankara’da yaşamış, yaşamaya devam ediyor, sağlıkla, huzurla, mutlulukla yaşasın. Anne ismi Makbulei baba ismi Ziya. 7 kız 1 erkek, toplam 8 kardeşin birisi. Çalışkan, sevecen bir insan ve bir anne, gani gönüllü, özel bir insan ve özel bir anne.

Başlayalım Nermin Hanımefendi ile yolculuğumuza...

Eski dönemlerde Adana’da Temir Ağa diye birisi yaşarmış. Kimmiş bu Temir Ağa? Nermin Hanımefendi’nin annesiymiş, kendisine Temir Ağa derlermiş. Baba İstanbul’da parti işleriyle uğraşırken, çiftçi aile, geniş araziler, anne çiftçilikle ilgilenirmiş. Bir anektod; Baba romantik, anne çiftçiliğe kendini kaptırmış. Bir gün tarladan eve gelmiş baba sormuş “Makbule bebek nerede?” Nermin Hanımefendi için, “aaa ben onu hendekte unuttum.” diyip koşarak gidip Nermin bebeği almış eve getirmiş. Temir Ağa, tüm çocuklarını “hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için” felsefesiyle büyütmüş.

Nermin Hanımefendi diyor ki; “Yaşadığım olayların altından kalkmamda ablalarımın, kardeşlerimin desteği büyük. Bu birliğimizin, temel taşlarını annemin oluşturduğunu düşünüyorum.” “Oğlumu hep beraber büyüttük.” Diyerek de devam ediyor.

O dönemlerde kız çocuğu okumaya gidemezken, Temir Ağa “ben orduya bile kızımı gönderirim” diyerek Nermin Hanımefendi’nin ablası, Ülkü Hanımefendi’yi okumaya şehir dışına, hatta yurt dışına göndermiş. Ülkü Hanımefendi idol olmuş ailede, örnek olmuş. Kendisinden iki önceki yazımda bahsettim.

Nermin Hanımefendi, Adana Kız lisesi’ni bitirdikten sonra, Sosyal Hizmetler Akademisi’ni okul 2.si olarak bitirmiş. Öğrenciliğinde; okul öncesi ile ilgili her konuya gönül vermiş, mezun olur olmazda çocuk- yaşlı toplum alanlarından çocuk kısmına gönül vererek, çalışmalarına başlamış. Ankara’da, dönemin ilk sosyal hizmet uzmanı olarak, kendi çocuk yuvasını açmış. “Temel ilkem; daima akademik bir anlayışla, binlerce çocuğun eğitimine yön vermek oldu. Bu alanda kabul gören tüm yeni yöntemleri, oynaya oynaya, sınaya sınaya öğrendim. Öğretmenlerime öğrettim, uyguladım.“ “Zaman zaman zorlandığım oldu tabii. Her türlü zorluğa rağmen, bu zorlu yolculuğu 45 yıl başarı ile sürdürebilmemin nedeni, çocuklara olan aşırı sevgim, aşırı güvenimdi. Kısacası 1969’dan beri süregelen meslek hayatımı, hep renkli ve akademik yaşadım. “ diyerek de devam eder sözlerine gözlerinin içi gülerek.

Gelelim Nermin Hanımefendi’nin özel yaşamına...

Özel yaşamında, üst üste trajik, acılı olaylar yaşamış. Kendi cümleleriyle sizlere aktarmaya çalışayım. “Yakışıklı, olağanüstü yardımsever, neşeli, canlı, aktif, insanlara ve çevreye duyarlı, saygılı, sevgili genç eşimi içinde benimde içinde bulunduğum araba kazasında, evliliğimin üçüncü yılında kaybettim. Evliliğim, şimdiki gözümlede baktığımda şiir gibiydi. Yüreğimdeki bu acı şoku sana kelimelerle anlatmam mümkün değil. O döneme bakıyorum bu acıma ragmen, işime ve yaşamaya can havliyle yapışmışım. Daha sonra acıdan kaçmak mıydı, hayata tutunmak mıydı bilemiyorum. Daha sonra oğlumun rahmetli babasıyla evlendim. Bu evliliğimin 2. yılında da hayat beni yeni bir ölüm yeni bir acıyla da tekrar sınadı. Kucağıma aldığım 3 aylık bebeğimi sabaha karşı ölü buldum. Beşik Ölümü! (Bizde albastı denilen) sebepten ötürü. Çok genç yaşta, hayat, bana ölümlerle çok zalim davrandı. Çok genç annemin, benim için çok özel olan Fatma ablamın, 31 yaşındaki eniştemin, sevgili ilk eşimin ve ilk bebeğimin ölümü. Şimdi tabii yıllar geçiyor, hayatımın anlamı dediğim, övündüğüm, gururlandığım bir oğlum var. Kendisi uzman hekim. Sağlıklılığı ve başarısıyla beni ödüllendiren oğlum gibi pek çok meslektaşım da okul öncesi eğitiminde ‘siz daima ilkleri uygulayan bir efsanesiniz’ diyerek beni ödüllendiriyorlar. Sevgiler Nermin”

Nermin Hanımefendi’de en belirgin olan özellik, gözlerinden dışarıya ışıl ışıl ışıldayan naif, narin, sıcak, samimi, içten sevgisi. Yaşama, doğaya, insanlara, olaylara anlayışlı, hoşgörülü, olumlu bakışı. Yaşama öğrenerek bakmış, öğreniyorum diye yaklaşmış. Yaşamdaki tekamül sürecinde, o kadar derin bir sevgi haline ulaşmış ki gözlerinden o ışığı çok açık görebiliyorsunuz.
O konuşurken ki narin, tatlı, sıcak, sevecen halin karşısında sizde sevgi ve saygı dolu, güven dolu olmalıyım diyorsunuz kendi kendinize, karşısında sevgiyle, saygıyla eğilmek istiyorsunuz. Sevgi seli sizi de içine çekiyor, huzurlu bir ilişki içinde hissediyorsunuz kendinizi. Ne kadar hoş, ne kadar tatlı bir seda. Günümüzde çok nadir yakalanan bir his.

Böylesine sevgiyi özümsemiş, kendisi “sevgi” olmuş tabiri caizse, böylesine “insan gibi insan” diyebileceğiniz, içtenliğiyle, doğruluğuyla, güzelliğiyle sizi rahat ettiren, güvende hissettiren insan o kadar o kadar az ki. Başarı hikayesine baktığımızda; Ankara’da, dönemin ilk sosyal hizmet uzmanı olarak, bir bayan olarak, ilk çocuk yuvasını açan kişi olup, bunu daha da ilerleterek birçok çocuğun bu günlere çağdaş, akılcı, sevgiyle yetişmesine, gelişmesine bizzat katkıda bulunmuş çok özel kişi kendisi. Mütevazı, çok mütevazı bir kişilik Nermin Hanımefendi. Peki büyük ve değerli başarı hikayesinin özgüveni yok mu? Tabii ki var, ama o kadar o kadar mütevazı ki “egoyla bürülü” değil “sevgiyle, ışıl ışıl saçtığı ışıkla” görüyorsunuz başarının izlerini yaşamdaki duruşunda. Bu duruş da birçok kişinin beceremediği çok özel ve değerli bir duruş değil mi? Tüm yaşadığı acılara rağmen, içindeki cenneti yaratmış, sevgiyle deneyimlemeye çalışmış yaşadıklarını, sevgisini arttırarak direnmiş acılara karşı, yılmamış, dik durmuş, güçlü durmuş. Sevgisiyle ve aynı zamanda da çalışarak, üreterek, topluma faydalı işler yapmaya çalışarak gücüne güç katmış. Sevgisini ailesi ve çevresine aktararak çoğaltmış, daha da güçlü kılmış kendisini. Çok takdire şayan bir duruş, öyle değil mi?

Yaşamda “sevgi”, “üretmek”, “çalışmak”, “topluma faydalı olmak” gibi konuların; kişinin hem kendisine, hem de çevresine, hem içinde bulunduğu topluluğa, ne kadar büyük fayda getirdiğinin çok derin bir örneğini sergiliyor Nermin Hanımefendi. Ben kendisine “prenses” diyorum, bu lakabı fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum, hatta az bile geliyor.

Nermin Börüler, Nermin Prensesler çoğalsa.
Sağol, var ol, nur ol Nermin Börü, Nermin Prenses.
Çok sevgili, çok değerli, çok güzel, güçlü kadın, her şeyden önce “insan”,
Sevgiyle, ışıkla Nermin teyzeciğim...