24 Ağustos 2015 Pazartesi

"Deneyim, deneyeyim" (İlk kitabımdan bir küçük parça)

Herkes için deneyimin anlamı farklı tabii. Kimisi yaşı ilerler, tamam ben oldum der. Tek kriter yaş mı? İçi ne kadar dolu yıllar? Kimisi ne kadar olumsuz deneyim, kötü, sıkıcı olay varsa yaşar, deneyim budur der? Peki iyi olanı bilmek, öğrenmek? Kimisinin tüm iş ve özel hayatı süt liman, tos pembe geçer? En deneyim benim deneyim der. Peki zorluklarla mücadele? Parayı yönetir, maliyetleri, kazancı yönetir ve gözetir? Deneyim budur der. Peki ya insan yönetimi? İnsanı yönetir. Asıl deneyim budur der. Peki ya, para, kazanç? Bu liste kişiye özel uzayabilir, kısalabilir. Çokça etken var deneyimi etkileyen; veriler, yaşanmışlıklar, bulunduğun ortam, yaşadığın ve/veya çalıştığın kişiler ve bu kişilerin kalifikasyonları, ne bilim kullandığın teknoloji gibi gibi gibi çok etken var. Bana göre hepsinin paçalıdır deneyim. Her deneyimin de bir diğer deneyime ek katkısı olur bana göre. Bu süreç hiç bitmez, yaşam sürdükçe sürer. Benim fikrim tabii. Siz ne dersiniz? Bazen konumla, görevimle alakalı sorular soruyorlar. Yanıt verirken, kendimi hem olumlu hem olumsuz bir anı, bir hikaye anlatırken buluyorum. Aynı soruya 2 farklı, belki daha fazla örnekle cevap, aynı çözüme götüren. Deneyimli insan halleri vardır. Eğer etrafınızda konuşulanlar fazla tanıdık geliyor, aslında vakti zamanında çokça konuşulmuş, üzerinde çalışılmış, elenmiş ipe asılmış bir durum söz konusu ise, eh bu bir deneyim kazanmış kişinin durumudur. Yukarıda kendisinden bahsettiğim, “Oturan Boğa”, kabile reisi. En kötüsü, deneyimli kişinin etrafında kendinden daha az deneyimli insan grubu ağırlıktaysa, aahh ah, çok sıkıntı, adamcağızın/kadıncağızın deneyiminin hiç bir hüküm sürmediği durumdur bu durum. Acısı fazla kaçmış, tadı tuzu gitmiş kebap durumu. Hiç yeme daha iyi. Amma velakin, hayatında bu denli deneyim şerefine erişmiş de çalışıyorsa, kendine göre sebepleri vardır. Çalışmayı seviyordur, boş oturmaktan hoşlanmıyordur, branşını seviyordur, imkanı yoksa imkanı olsun istiyordur, varsa imkanlarını iyileştirmek istiyordur, imkanları çok iyiyse daha da iyi olsun istiyordur, ne bilim idealisttir gibi gibi. Deneye, deneye, deneyeyim deneyeyim diye diyee, kimi bir beden küçük, kimi büyük gelir, kimi tam cuk oturur, dener dener devam eder, acı tatlı günler geçeerr geçeerr geçeeerr. Kimisi böyle benim gibi az deneyim, çok deneyim olduğu kadarıyla, “Oturan Boğa” olsam da olmasam da, oturayım da iki satır şu iş hayatından naçizane yaşadıklarımdan, gözlemlerimden bir kısım da olsa paylaşayım, azıcık da olsa faydası olur mu, azıcık da olsa keyifli vakit geçirilmesine sebep verir mi, azıcık da olsa ortak bir şeyler yakalarsak fena olma mı deer ve sizlerle buluşmaya yola çıkaarr.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder