11 Mayıs 2021 Salı

Yüksel insan🙏

 

“Bence” sonsuz varlıklarız 

Ve eni sonu ve sonsuz ışıkta, ışığız, şu an da bu dünyanın tadını ne kadar çok çıkarırsak kar. 

Bunun içinde frekansımızı yükseltmeliyiz ve diğerin de frekansının yükselmesine elden geldikçe yol göstermeliyiz ki dünya asıl güzelliğini korusun, biz de huzurla şu zamanlarımızı geçirelim. 

Ülkemizde, dünyada tüm olanların tek bir sebebi var. Frekans/enerji düşüklüğü. 

İnsanın frekansı ne kadar düşükse; 

o kadar vicdansız, kötü, aptal, yönlendirilmeye, kandırılmaya, oynatılmaya, yönetilmeye, köleliğe müsait, kıskanç, fesat, haset, başkasının acısından, başarısızlığından...mutlu olur (mutlu olduğunu sanar, sanrıdır bu, gerçek değildir). İnsanlar ölüyor göbek atıyor, birinin işi bozuluyor yüzüne ahh geçmiş olsun diyor e canım n’apalım Allah bizi korusun diyor, kimi kimini annesiyle, babasıyla, evladıyla, işle, parayla terbiye etmeye çalışıyor, başarısızlığı kıs kıs gülerek izliyor, vahşete sessiz kalıyor vs vs. En mini özelden, dünya geneline bu işin özeti bu. Frekans yükselmesi şu demek; 

vicdanda, sevgide, ışıkta, birlikte, kendini, insanı, dünyayı, doğayı korumakta, her şey, herkes ve ben hep birlikte iyi, sağlıklı, mutlu olabiliriz “bilişinde”, odağında, çabasında olmakta... olan demek. 

Şükreden, sahip olduğu en az 1 şey için şükredip, diğerle paylaşımda olmak demek. 

Ve dostlar; frekansın acilen ve anda, artık ve bundan sonra yükselmesi için,  her 1 yüksek enerjideki, iyi, saf, öz, temiz akıldaki, kalpteki kişinin, becerisince, elinden geldiğince maddisini, manevisini, aydınlığını, ışığını paylaşması gerek. “Herkesin, bunun için en az 1 şeyi vardır.”

“Dünya ışıklara, aydınlıklara kavuştu bile” duası ile.

Dilara Koç



30 Nisan 2021 Cuma

Saf sevgi nedir?

 Bana çok sorulan sorulardan bir tanesi; koşulsuz sevgi, saf sevgi nedir? Öncelikle şunu söyleyeyim; daha önce bir çok yazımda da söyledim, sevgi bir duygu değil.

Sevgi; duygu ve düşünce ötesi bir olay.

Saf sevgi; bir deyişle, farklı bir bilinç, mutluluk için hiç bir şeye ihtiyacın olunmadığı bir bilinç hali. Bencil olmamak hali. Olduğu gibi olmak hali. Kendini ve diğeri “bilmek” hali. 

İşe önce kendinizi bilerek, severek başlamanız gerekiyor. Dışardan herhangi bir şeye ihtiyaç duymadan, olduğun halinle, kendini bilmek ve sevmek. Dışardan değil, içerden. 

Ve diğeri bilmek, sevmek konusunda da; akıttığınız sevgi karşılığında herhangi bir şey beklerseniz, asıl kendinizi seviyorsunuz veya kişiyi kullanıyor olursunuz bir şekilde. Saf sevgi, bencil olmamak hali. Ailenizden, çevrenizden veya hayattan diyeyim herhangi birinin size karşı olan herhangi bir “negatif” tutumuyla karşılaştığınızda, olayı “anlayıp”, anlayışa geçip, konuyla ilgili gerekirse kendinizi ifade edip, olaydan öğrenip, akışa geçmeniz hali gibi, nötr olma hali gibi. Herhangi bir bebeği kucağınıza aldığınızdaki haldeki gibi; tüm kalbinizin pır pır etmesi, O nu korumak güdüsüyle dikkatli olmanız, içinizin ışıkla dolması ve karşılığında O ndan hiç bir şey beklememeniz... Gece denize vurmuş ay ışığını gördüğünüzdeki, sabah doğarken güneşi gördüğünüzdeki, ansızın bir çiçeğin kokusunun rüzgarın esmesiyle burnunuza ulaştığındaki hisleriniz gibi... Siz güneş, ay, çiçek, rüzgardan o an bir şey istemediniz, onlar da sizden bir şey beklemeden “oldukları” “hali/sevgiyi” size akıttılar, akıtıyorlar. 

Bu “bilişe” geçtiğin an frekansın, enerjinin yükseliyor ve büyük bir güce sahip oluyorsun. 

Dilara Koç 

20 Nisan 2021 Salı

Zenginlik

 


Yoksunluk, yoksulluk, yalnızlık; para içinde de olur, kalabalıklar insanlar içinde de olur. Zenginlik, mutluluk para ile ve kalabalıklar, “çevremde bir sürü insan var” ile ilişkili değildir. 

Nitelik, nicelik meselesini iyi anlamalı. 

Para çokluğu, insan çokluğu, mutluluk sanrısı, oyunu, yapaylığı değil bahsettiğim, bahsettiğim

 “gerçek olan zenginlik” “gerçek mutluluk”

Algılanan gerçek, objektif gerçek farkını da fark ederek;

Yani 

gerçek sevgi, sevgi sanrısı

Gerçek akıl, akıl sanrısı

Gerçek insan, insanlığının gerçekliğinin sanrısı gibi. 

Dostum;

Hayata ve olaylara ve kişilere ve kendine karşı,

sorgulama, öğrenme, anlama, iyi insan olma çabasında, yolunda isen ve bunları yaparken,

hayata ve olaylara ve kişilere ve kendine karşı, bakış açın, 

objektif, nötr, sade, iyi niyette, yapıcı, pozitif, akıl ve sevgi yönünde ise, 

Gözün, gönlün sevgide ise,

Gözün, gönlün akılda ise,

Gözün, gönlün sade ve sadelikte ise,

Gözün, gönlün ışıkla dolu dolu ise,

Gözün, gönlün tok ise, 

Zenginsin. Mutlusun. Çook da tatlı ve güçlü his.

Çok şükür. 🙏😇

Dilara Koç

12 Nisan 2021 Pazartesi

Gerçek

 

İnsanlar, sizi çözemedikleri zaman ön yargılarını kullanır. Demiş Dostoyevski

Katılıyorum ve ekliyorum. İnsanlar önyargılarla davranmaya “devam ettiklerinde” anlaşılıyor ki, kişileri ve olayları çözemiyorlar. Yani, anlık öfkeden çıkıp, devam eden öfke, anlık kalıplı inançlardan, devam eden kalıplar gibi. Olayların ve kişilerin “gerçeğini” analiz edebilmek için; niyetin hep sevgide konuşlanması, öğrenmeye gelişmeye niyetli ve heyecanlı olunması gerekir. Bunun içinde; kişinin, 1-yine kalıpları olan, şu andaki konforundan, konfor zannettiği durumundan, çıkması için *cesaret ister, 2-kendisinin de gerçek *sevgide ve ışıklı *aydınlık, gerçek *akılda olması gerekir. Önyargılarıyla başkalarını yargılarken kendini güçlü ve doğru sanrısı içinde hissetse de, özel ilişkilerinde de, dünyadaki genel yaşamında da “başarılı bir köledir”. Ve Bir türlü tam bir huzur ve rahatlık hissedemez, geçici hazları mutluluk sanması dışında hep bir telaş, arayış, mücadele içindedir, içinde de dışında da. 

Hayali gerçek (kendinin veya başkasından etkilendiği hayali), 

görünen gerçek (o an için, tek taraflı, kalıplarıyla gördüğü veya gösterilen), 

bu 2 şekilden asıl gerçeği algılamak için, yargılardan arınmak için, tekrar edeyim, niyetin hep sevgide konuşlanması, öğrenmeye gelişmeye niyetli ve heyecanlı olunması ve aklı doğru ve iyiye yönelik kullanması gerekir. Aslında konu başkası gibi görünse de, kendisidir. Çünkü Asıl gerçeği görmek, bilmek, yaşamak büyük bir güç, ferahlık, rahatlık ve gerçek mutluluktur. Müthiş histir.

Dilara Koç


2 Nisan 2021 Cuma

Sorgula sonra kahveni al

 

Paranoyaya varmadan🥰🤭😁, benim gibi kaç yaşından sonrada değil🤦‍♀️😁, jeton emojisi bulamadım 🥰🤦‍♀️, olsun, fark etmez, hayatın hangi aşamasında isen; hayatı, olayları, kişileri sorgula, şüphe et yahu🤔🧐. Bak ne gerçekler çıkıyor, gerçek ne, gerçek sevgi ne, gerçek akıl ne? Senin hatan var mı? Hataların varsa neler? Niyetine bak, içine bak, olaylara bak, hatta dünya, ülke olaylarına da bak, analiz et. Hayatını iyileştirmek istiyorsan.

Bunlardan benim öğrenmem gereken ne? sor.

Sonra amaaann boşveerr, neyse ne, banine be de, bi içki, kahve koy, rahatla. 🥂☕️🍹

Şaka tabii.😁🥰 

Şüphe et, sorgula, araştır, oku, izle, bak, analiz et, gör, derken, bir noktaya geliyorsun, buraya şu not önemli; sen öğrenirken senden daha önce ve fazla öğrenenlerden feyz al ve senin gerinde kalanlarda olacak, bunlar çok yakınında özelinde de olabilirler, toplumun içinde de yer yer olabilirler, sen kendine odaklanmalısın, sevdiklerine de yansıtmak görevin, alan alır, almak almamakda onların sorumluluğu, senin bu dünya için görevin enerjini hep yüksek tutmak, bu notuda ettik ve geldiğimiz nokta diyordum;

en azından 1-algın açılıyor, fark etmeye başlıyorsun 2-fark ettikçe kendini gözetmeye başlıyorsun ve her geçen an daha da daha da sevgiye geçiyorsun ve buraya da bir not “sevgi” sevgi pıtırcığı şeklinde bir şey değil, sevgi “duygu düşünce ötesi” bir şey, yani Mevlana gibi ne olursan ol gel değil tam olarak, “kötülüğünü anlıyorum, benden dolayı değil, çünkü ben iyiyim (kendimi biliyorum), senin içindeki konu ne ise senin sorunun, anlıyorum, kabul etmek zorunda değilim, sana şefkat üflüyorum ve uzaklaşıyorum gibi.  3-eni sonu neyse ne, sonuçta gerçeği görmeye çalış, özel ve dünya ile ilgili, gör, öğren ve şu dünyadaki anımı, hayatımı, insanlığımı iyi niyetli, iyi, gerçek sevgide, kendime, çevreme, topluma iyi bir şeyler üreten, bir “insan” olarak yaşamanın huzuru yeter diyorsuunn. 

Hıh şimdi al kahveni. 🥂☕️🍹😉☺️🥰

Dilara Koç


24 Mart 2021 Çarşamba

Lavantasın, buna odaklan

 


Lavanta, mordur, mis gibi kokar, antidepresandır, hatta bit haşere kovucu özelliği vardır. Herkes bunları hissedemez, göremez, bilemez, hatta bazısı inkar eder, reddeder. Kendine odağını, dikkatini vermelisin.  Sen kendini reddetmemeli, kabul etmelisin. Başkasının onayına ihtiyacın yok. İnsanlar seni reddediyorsa, seni tanımıyorlar demektir, kim olduğunu bilmiyorlar demektir. Seni tanıyıp, bildiklerinde seni severler. Çünkü sen olduğun gibisin ve değerlisin, birçok güzel, iyi özelliklerin var. Odağın, dikkatin kendinin ve başkasının iyi, güzel özelliklerinde olsun. Tabii ki zayıflıkların, hassasiyetlerin, gelişim alanların vardır, ama tüm bunlar geçicidir, çünkü öğrenim sürecindeyiz, ne diyorum hep; “göçene kadar çekirgeyiz, öğreneceğiz.” Ama gücün, iyiliğin her zaman, sonsuz sendedir, senin doğalındır. Odağını zayıflıktan güce, iyiliğe çevirdiğinde, içini analiz ettiğinde, ne kadar güçlü, tatlı, sevgi biri olduğunu en önce kendin farkedersin. Kendini keşif yolculuğunda, ne kadar güzel, sevgi dolu olduğunu fark edersin. Ve seni ne kadar kişi redderse etsin, fark etmezse, beğenmezse beğenmesin o onların sorunudur. Sen bunu dikkate almadığında, iç gücün, iç güzelliğin öne çıkar ve sana ve dünyana yansır. Tek önemli şey; değerli olduğunu bil, birilerinin bunu bilmesine ihtiyacın yok. Bu onların sorunu, buradaki mis kokulu çiçeği, pırıl pırıl doğal taşı, huzur gizem endam dolu denizi görememek. Sen kendini kabul edip, kendine odaklandığın an, dünyan, dünya değişmeye başlar ve “tüm” kendiliğinden kabule geçer, tüm konular kapanır. “Tümün” içindeki her “bir” lavanta. “Lavanta olduğunu bilip, büyüleyiciliğinin, huzur vericiliğinin, güzelliğinin keyfini sürmeye ve sadece buna odaklandığı an” tüm konular şifalandı ve artık ve bundan sonra sonsuz sevgide ve ışıkta olduk bile.

Dilara Koç

23 Şubat 2021 Salı

Gıda bahçeleri, parkları✨

 


Food Forest projesi daha önce Seattle’da gerçekleştirilmiş. Aslında yurdumuzda da bunun çokça örnekleri var hatta şehrimizde Adana da tüm sokaklarımız turunç ağaçlarıyla dolu değil mi? Apartman altlarında limon Kamkat mandalina ağaçları görülmüyor mu? Yaylalarımızda yollarda yürürken yol kenarları böğürtlenlerle, kuş burunlarıyla dolu değil mi?

Dünya kaynaklarını tüketiyoruz, bazı ülkelerde yok olmaya yüztutmuş durumda kaynaklar.

Adanamız örnek olsun istiyorum iki yıldır belediye başkanlarına ulaşmaya çalışıyorum.

Geçtiğimiz yıl yine yineledim ulaşma çabamı. Ve müthiş bir tesadüf ile benimle aynı fikirde olan, hatta bir şekilde bu işi hayata geçiren permakültürle uğraşan doktor Cemal İncedere ile tanıştım. Ve sunduğum proje daha da kuvvetlendi Düşüncesine girdim. Dün projeyi tekrar belediyeye ilettim. Bu sefer daha kuvvetli bir el ile permakültür uzmanlarından bu konuyla ilgili belediye ile ortak çalışabiliriz mesajı ile. Düşünebiliyor musunuz, öyle heyecanlıyım ki, parklarımızda bahçelerimizde cevizler bademler Kirazlar limonlar Portakallar belki Sebzeler bilmiyorum ben arzu ederim, düşünebiliyor musunuz? Bu hem ihtiyacı olan aç olan kişilere bir imkan, ağaçtan koparıp cevizi yiyecek, hem ilerde kıtlık için belki bir ön çalışma. Bir şekilde gıda üretimine, tarıma bir ışık ne dersiniz? Sonuçta özellikle Adanamızda toprağımız ve iklimimiz çok elverişli, parklarımız bahçelerimiz var, o parklar bahçeler ağaçlandırılıyor, çiçeklendiriliyor, bu ağaçlara destek meyve sebze badem ceviz fındık ağaçları neden ekilmesin? 

Belki diğer illere, hatta ülkelere de ışık oluruz.

Çok heyecanlıyım heyecanla belediyeden kabul cevabını bekliyorum inşallah. Ve sonrasında da permakültür uzmanı doktorlarımızın belediyemiz ile ortak çalışmalarını heyecanla izleyeceğim günleri bekliyorum.

Üretmenin, paylaşmanın, “birliğin” ışığıyla dostlar

Dilara Koç