8 Kasım 2019 Cuma

Lotus çiçeği ol


“Lotus çiçeği ol”
Ne olursa olsun, ne olursan ol,
asıl “Lotus çiçeği ol”.
Lotus çiçeği; ruhsal temizliği simgelemektedir. En temiz çiçek olma özelliğini taşır. Neden mi? Lotus çiçeği kirli sularda yetişir. Bulunduğu sular bulanık ve koyu renklidir. Bataklıklar ve sulak alanlar yetişme alanlarıdır. Ancak Lotus en temiz bitkidir ve kirlilikten “etkilenmez”. Yapraklarının yapısı gereği toz tutmaz ve en ufak bir yağmur damlası ile bile kendini temizleyebilir. Lotus çiçeğinden esinlenerek yapılan dış mekan kaplama sistemleri ve boyalar vardır. Bu yapılar kendi kendilerini temizleyebilecek şekilde dizayn edilmişlerdir. Aynı lotus çiçeğinini doğal yapısı gibi…
Lotus çiçeği ve insan arasında derin bir bağ vardır. Bilhassa Hinduizm ve Budizm’de insanın kendini bulma süreci ve ruh dünyasını temizleme sürecini simgeler.
Saflığı temsil eder. Manevi mükemmelliği, aydınlanmayı simgeler.
simgeler. Kırmızı lotus sevgi ve tutkuyu yani kalbi temsil eder. Merhamet, şefkat gibi anlamları vardır.
Dünyanın ve insanın; tüm vahşeti, kötülüğü, kirliliği, dedikodusu, iftirası, yalanı, rüşvet, üçkağıdı, aldatması, kandırması...na rağmen “sen, içini, dışını temiz, saf, sevgide ve akılda tutmalısın”. Kendine karşı da, başkasına karşı da. Yargısız, yargılamadan, birlik, sevgi odaklı. Duygu ve düşüncelerini yargılarla kirletmeden (kaybettirir, önce kendini ve sahip olduğun maddi manevi her “şeyi”), odağın kendin, iç dış güzelliğin, ruhsal gelişimin, kendine ve topluma/dünyaya/tüm canlılara akıttığın sevgin, ışığın, aydınlığın olmalı, tertemiz. 
O vakit/an gerçeksin, o vakit/an insansın, o vakit/an asıl varsın, o vakit/an huzurlu, mutlu, sağlıklısın. 
Ne olursa olsun, ne olursan ol,
asıl “Lotus çiçeği ol”.
Dilara Koç👩‍🎤❤️

7 Kasım 2019 Perşembe

Konu sade, insan=sevgi+akıl

Yeni trendler... Uğraşılar, arayışlar... Her dönem farklılaşıyor. Bence manaya, öze doğru ilerliyoruz. Umutla bu yorumdayım.🥰🤷‍♀️
İnsanoğlu soruyor. Neden? 
Niçin yaşıyoruz? Bu  soruya bilimden cevap bulmaya çalıştı bir süre. Ne dedi modern bilim. Önce görmediğinize inanmayın, deneylerle ispat edilmeyene inanmayın dedi. Spirütüeli açıklayamadığı için inanmayın dedi. Sonra ne oldu? Tatmin edici cevaplar bulamadı. 
Bugün post materyalizmden bahseder oldu insanoğlu. Bir ilgi oldu, özünü bilen anlayan da, bilmeyen anlamayan da. Çünkü yazı sonunda açıklayacağım, olay çok sade, “öz”, “saf”. Ki bugün aslında onun da sonuna geldik. Gerek sinir bilimleri, gerek kuantum fiziği vb konuları inceliyoruz ve hiç bir şeyin doğrusal bir nedensellik üzerinde ilerlemediğini gördük aslında. “Her girdinin birbirini etkileyebildiği çok etkenli bir dünya var artık.” Ve artık açıklamalar yetmemeye başladı ve dolayısıyla dünya “aşkın bir alemin varlığının” olasılığını, manevi olanla tanışma gerekliliği ile yüzleşmeye başladı.
Ve dostlar; aslında olay/konu/insan sade, saf, saf sevgi ve akıl, “gönül ve akıl”. İbni Arabiler, İbni Rüşdler, çoğu filozof, Victor Hugolar, Dostoyevskiler, Toltstoylar, Yaşar Kemaller, Mevlana... hepsinin aslında anlattığı tek ortak “şey”, özümüz bir, safımız sevgi ve akıl, “tüm”/çiçek böcek deniz gök insan...bir ve insan=gönül+akıl. Entellektüel kişi bunu idrak etmiş kişi, zaten “Entellekt aklı aşan bir şey, ruhen duyu ve iradeden ayrı olarak düşünülen bilme yetisi demek” yani sevgi/gönül gözüyle aklın birleşimiyle öteye geçmiş bir idrak. Ve bu noktaya gelmek demek işte “insan” olmak demek. Yoga, meditasyon vb “uygulandığı düşünülen” “her şeyin” “ötesinde” bir şey var, “insan olmak”, işte o vakit zaten tüm bunlara ihtiyaç duyulmayacak ve tüm “dünya” “bir, tüm, tam, var” olacak. Işığını, safını, özünü bulacak. “İnsan=Akıl+sevgi” Ve tüm ve bir. 
Saf aşk, saf sevgi, saf akıl.
Dilara Koç👩‍🎤❤️


16 Ekim 2019 Çarşamba

Onurlu yaşam mı? Onursuz mu?

Onurlu bir yaşam mı? Onursuz mu?
“Zirve” nedir? Kim/ler zirvede? 
Hayat yarış mı? Barış mı? 
Mutluluk “birlik”de mi? Bölünmüş, gruplaşmada mı?
Zirvede kartallar da, bulunur yılanlar da. Biri sürünerek,diğeri süzülerek zirveye gelmiştir. Demiş Cenap Şahabettin.
Öncelikle şunu söyleyim; bence “zirve”=kendin=kendini bulmak=konunun kendin ve tekamül sürecin olması=iç huzuru=sevmek
Ve bu noktada ve Şahabettin’in dediği gibi;
Zirveye giden yolun nasıl olduğu da önemli.
Önemli olan zirvede olmak değil, oraya nereden nasıl geldiğin de önemlidir.
Nasıldan kastım; değerler. 
Etik değerler, manevi değerler.
Gerçek mutluluk duygu düşünce davranışında etik değerleri içeren bir ruhda olur, doğru mu? 
Örneğin onur, vicdan, özgürlük değerlerimiz dersek. Bunlar yaşamdaki başarının, mutluluğun kriterleri midir?
Bence onurlu bir yaşam (içinde hatalar, başarısızlıklar dahi içerse), onursuz bir yaşamdan iyidir. 
Liyakatle değil de, yaranmayla bir pozisyona gelme mesela. İftiralarla, yalanlarla başkalarını arka plana atmaya çalışmakla, başkalarının başkasını sevmemesi için oyunlar oynamakla, ali cengiz oyunları, ayak kaydırma, iftirayla imaj zedeleme vb yollarla “başkasının kötülüğünden” kendine toplumda “iyi imaj çizmeye” “para, statü vb çıkar” sağlamaya çalışmak halleri, “sadece” para ile statü sağlama vb vb haller mesela, Hangisi iyi?
Bu onursuz konum, toplumda yer etme, para statü elde etme bana göre, ben onurlu yalnızlığı ve çalışmayı emeği tercih ederim.
“Bağımlılığa dayalı” bir ilişki yerine, “seçilmiş bir yalnızlığı” tercih ederim. Ki şöyle de bir gerçek var. Onurlu ilişkiler uzun vadeli, yaşam boyu, sonsuz, gerçek ilişkiler akıtır insanın yaşamına ve aslında yalnız olan onursuzdur, kalabalıklarda yalnız olan onursuzlardır, aynı grubun içinde olsalar dahi, her biri ayrı bir yalnızlık yaşamaktadır. 
Onurlunun hali; birlik içinde özgürlüktür. Yani sevilen, seven, “bir” olan topluluklar içindedir, eş zamanlı “kendi” özgürlüğünün de tadını çıkararak. 
İlişkilerde; cesaret, samimiyet, dayanışma çok azaldı. Kazık atmalar, ihanet var, saygı yok. “Hadsizlikler” “had” safhada. 
Dizilerde bile, izlediğimiz programlarda bile daha sert yapılar, ilişki yapıları sunuluyor. Saygısızlık var, kabalık var. Entrikalar, oyunlar. 
Tabii dünyanın, tüm yaşamın ölüm ilanını vermiyorum, iyi tarafta yaşıyor, hala var, bundan ümidimizi yitirmedik. Hatta her geçen gün kendi çevrem dahil, iyilerin, “gerçek” kişilerin çoğaldığını izliyorum. Sadece “kötüler hep grup halinde olmaya ihtiyaç duydukları için çoklarmış gibi görünüyorlar, kötü tek ayakta duramaz, desteğe ihtiyaç duyar, boşluktadır çünkü, zayıftır da.” 
“İyiler kendi öz iradeleriyle, öz saygı, öz sevgileriyle, kendilerine yetendirler ve güçlüdürler.”
Burada şu konu önemli; kötülerin daha da artmaması için bunları konuşmalıyız. Saygısıza saygısızlığını, hadsize hadsizliğini ifade etmeliyiz örneğin. Saygıya çağırmalıyız.
Aslolan erdemlere, değerlere dayanan toplumsal statü daha güçlü. Bunu anlatmalıyız.
Modern dünya da Al Capone başarılı, güçlü, idol. Öyle mi sizce? Çalışma arkadaşının başına toplantı sırasında herkesin gözü önünde beyzbol sopası ile vuruyor, adam sanırım beyin kanamasından ölüyor. Kahraman addediliyor.
Dallas dizisini hatırlayanlarınız vardır. Herkes dizideki JR karakterine hayran. Adam uzulsüz, kötü, ihanetle bürülü diyeyim özetle bir yaşam biçimi, davranış biçimi içerisinde, bizler adamı rol model yapıyoruz. Başarılı buluyoruz, çünkü zenginliğe giden yolda her şey mübah tabiri caizse.
Sizce onurlu mu? Başarı mı? Gerçek mi?
Yani sevmek, iyi olmak, aydın, aydınlık olmak tek başına yetmiyor.
Sistem, ülkenin, şehrin, ailenin gelişim hali, ruh hali, birlik hali, aydın mı cahil mi, içi temiz mi kirli mi, kıskanç mı başarıyı iyiyi destekçi mi, psikolojik etkenler, kültür seviyesi, kafalar üretime, pozitife, çalışmaya vb pozitif şeylere yönelik mi?
Değerler sistemi, ailede iyi, okulda iyi, çevrede iyi,şehirde iyi, ülkede iyi olması, gelişim odaklı olması gerekiyor.
Ve bilinmeli ki bazen, sevgi, aydınlık karşılık bulamayabiliyor. Aferincimiz kendimiz olmalıyız. Kendimizi bilmeliyiz ve içimizdeki saf sevgiyi, aklı korumalıyız. Konumuz kötü, şu bu olmamalı, kendimiz olmalıyız. Işık tutmalıyız sevgi için o ayrı.
Para, bencillik, kıskançlık, hadsizlik, mutluluk, başarı gibi bir denklem yoktur.
Mutlulukla; başarı, onursuzlukla kendi çapında zirvede olmak arasında da bir bağ yok. 
Şirazi’nin dediği gibi;
Ne kadar bilirsen bil, bilmediğin haddinse, bir hiçsin.
Bildiğimizi de, bilmediğimizi de biliriz, şükür haddimize, çokuz biriz varız.
“Bu hayattaki birinci amacımız, başkalarına yardım etmek. Eğer yardım edemiyorsanız, en azından canlarını yakmayın.” Dalai Lama
Ve ne kadar seversen o kadar mutlusun, o kadar başarılısın, o kadar ışık, o kadar aydınlık, aydınsın. 
Dilara Koç👩‍🎤❤️



10 Eylül 2019 Salı

Anla ve inan ve dünyayı kurtaranlardan ol

Sabah kahvem benim için bir nev'i meditasyon, tek içiyorsam özellikle.🙏👼☕️💜🔮✨ Bir içime dönerim, sakinlerim, kendimi dinlerim, hayatı dinlerim geçmişten bugüne, geçmişi, geçmiştekileri, geçmişteki kendimi affederim, unutmam öğrenirim, arınmaya çalışırım, kendim, çocuklarım, eşim, hayatıma kalbime evime girmiş herkes için, dünya için güzel dileklerde bulunurum, sahip olduklarım için sağlığım, nefesim, anım, dua ettiklerim, benim için dua edenler için, sevdiğim ve sevildiğim için, bunları size yazdığım telefonum, aklım, yaratıcılığım, becerilerim, dostluklarım, saf sevgim ışığım, iyi niyetim, vicdanım, içtiğim  ve yıkandığım su için, TV pek izlemem ama film belgesel sanat gezi vb programları bazen izliyorum TV için, Adana nın 45 derecelerinde klimam için, okuduğum ve anladığım için...❤️ şükrederim ve teşekkür ederim. 🙏👼Bundan daha iyi nasıl olur? Ve bazen de derim ki, bugün öyle oldu yine, yaz, hem bunları, hem kendimi iyileştirmek hem de dünyayı hayatı iyileştirmek "her insanın" insanlık görevi, bu konuda sohbet et. Dün sevdiğim bir kardeşimle kısa sohbet ettik, dünya, çocuklar, kadınlar, insanlar için üzüldüğünü artık umudunun kalmadığını, ne yapacağını bilemediğini söyledi. "Her insan" "kendi bildiğince" "en az 1 şey" yapabilir ve "en az 1 kişiyi" insanlığa, ışığa, sevgiye çekse kardır. Hiç bir şey bulamadı, bu işlere baş koymuş öyle kaliteli, başarılı, saf sevgi, ışık kişiler ve organizasyonlar var ki, onlara maddi manevi, "imkanınca" destek olabilir.  Örneğin benim yakından bildiğim @ucimorgtr @biz_de_variz Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği gibi. Daha çokça da sayabiliriz. Kötü çok, "iyi de çok."
Yani evet dostlar, bunu iyi "anlayalım ve inanalım"; "Dünyayı saf sevgi kurtaracak." Dilara Koç



26 Ağustos 2019 Pazartesi

Kapı


Ne düşünüyorum dostlar, artık "insan" ayırıyorum. Öncelikle ve tabii ki "vicdanı olan, sevgide, saygıda, güvenli olan" temel "insani" saf özellikleri taşıyanlar ilk madde. Bunların en az biri yoksa zaten "tamamen ele" modum bu. 
Bir de "kendin olma ve kendine yetme" olayına takığım. 🤷‍♀️ Bu yoksa da belki elemesem bile beraber olamıyorum böylesiyle. Dünya melaikesi olsa olmuyor. Niye mi? Kısa açıklamaya çalışayım.
Kendi olan, kendini dinleyen, arayan, anlayan, kendini meşgul edecek, kendine ve topluma faydalı en az 1 şey yapıyor, üretiyor. Yemek, el işleri, yazmak, resim, müzik, ağaç işi, elektrik işi, bahçe işi, çiçek bakımı, spor, sanat dallarından herhangi biri, hiç bir şey bulamadı kitap okuyor. Ve böylesi kişinin, "kendiyle iletişimi ilişkisi" de , başkalarıyla olan iletişimi ilişkisi de müthiş dengede, sevgide, saygıda, güvende oluyor ve adı üstünde üretiyor, ilişkiyi de iletişimi de üretiyor, hayatı anı renkli, huzurlu, güvenli kılıyor. "Kendi yaşam alanının, anının, ruhsal fiziksel duygusal alanının, anının ve sağlığının önemini" o kadar biliyor ki, başkasınınkine de önem ve değer veriyor. Bu da bir sevgi, saygı, güven meselesi.
Kendiyle de mutlu, dengede ve saygıda sevinç dolu beraberliklerde de mutlu. 
Aksi olunca neler oluyor?
"Sürekli", "sık sık", "çoğunlukla", başka birisine, birilerine ihtiyaç duyuyor, kendi anını yaratamıyor, ağırlıklı başkalarıyla olmayı tercih ediyor, kendi ve başkasının anını, alanını tüketiyor, farkında olarak olmayarak, zamansız ve her an ve habersiz ve sormadan başkalarının anına, alanına giriyor. Farkında olarak olmayarak başkalarının konfor alanına izinsiz müdahale etmiş, aslında sevgisiz ve saygısız ve bencil bir davranış içine girmiş oluyor. Bazen alanına anına girdiği başkalarının "o andaki yanındakilerin de alanına anına" saygısızlık etmiş oluyor. Bu durumda karşılıklı sevgide olsa, karşılıklı ilişki iletişim tükenmeye, yıpranmaya başlıyor, çünkü üretim üzerine değil tüketim üzerine kurulmuş bir ilişki iletişim hali oluyor, tek taraflı, izinsiz, empati içermeyen. Adil olmuyor.
Bunlar aslında gelenek göreneklerimizde nasıl ince işlenmiş. Birlik, beraberlik olması şart denmiş, bununla birlikte nezaket, sevgi, saygı, anlayış içerme, özenme üzerine kurulmuş eski ilişkiler, öyle değil mi? 
Örneğin; Eskiden büyükler derdi ki;
Saat sabah 10:00 a kadar, akşam saat 22:00 dan sonra acil bir konu yoksa kimse aranmaz.Kardeşinin bile evine arayıp, "müsait misiniz?" diye sormadan çat gidilmez.Belki misafiri var, belki misafiriyle paylaşımı özel, belki değil "misafir misafiri sevmez", belki işi var, belki ruh hali, sağlığı uygun değil, belki canı istemiyor, her şey olabilir. Kardeşle bile evlenildikten sonra özellikle her an, her gün görüşülmez, herkesin bir kendi düzeni, ev hali, yaşam biçimi, hayatı vardır.
Bu bir örnek. 
Sonuç olarak; insan kendiyle mutluysa, üretiyorsa, kendine sevgisi, saygısı varsa, başkasını da seviyor, sayıyor ve ilişkilere, ana, yaşama özeniyor. Yaşam herkesin, bu bir hak ve adalet içeriyor, ortak yaşamanın sevgisini, saygısını, empatisini, birliğini, bunların dengesini insan kurmalı. Yoksa denge şaşıyor, halbuki yaşam bir "denge" 
İnsanın "kendi öz dengesi" ve "toplumsal yaşam dengesi". Sonuç mutluluk.
Dilara Koç👩‍🎤❤️







11 Ağustos 2019 Pazar

Bana her gün bayram


Bana her gün/an bayram.😉
Deli de sayılırım, modern dünyada saf sevenler, akıllılar oldu deli, sevgisizler çıkarcı, dedikoducu, iftiracı... özetle vicdan, sevgi, akıl, bilgi, bilinç "eksikleri"/"cahiller" oldu akıllı. 
Ve sürü psikolojisi, kollektif bilinç oluştururlar..? Bir kere cahil cahil olduğunu bilmez, müthiş bir enerjileri vardır ve toplumu etki tesir güçleri yüksektir. Kolay yalan söylerler, iyi oyuncudurlardır. Zihinsel odaklı, bilinçli, daha derin insanları bile domine edici bir enerjileri vardır. Çeşitli sebeplerden; çıkar, bana dokunmasın da, akılcı sorgulamama,  bazen güçlü ve konforlu hissettirir, bazen de akıl ermez kanarsınız🤷‍♀️ vb. Cahil cesaretinden ve bu bahsettiğim cahilin gücünden korkmak gerek, bunun büyüklüğünü kabul etmek gerek. Sevgi, bilgi, akıl, saf temiz bilinç olmadan harekete geçer ve sen saf sevgi, akıl, iyi niyet, vicdan sahibi olarak bir bakarsın sürüden ayrılmışsın ya da zarar görmüşsün vb. 
Sonuç; modern dünyada "bayram", bayramların ana ve asıl konusu ibadet de içerdiğine göre, bayram? "Bayram kime bayram?" Bence bayram ibadet edene bayram, her gün/an ibadet edene, yani "vicdan sahibine, saf sevene, akıllıya, iyi niyetliye..."
Bayram; Şükretmek
Nefese, Aşa, Sağlığa, Güvene, sevilmeye sevmeye...
Hayat oyun, oyunu iyi, iyi niyetle, sevgiyle, ışıkla oynarsan bayram sana bayram. 
Yunus özetlemiş
Mal da yalan, mülk de yalan, var biraz da sen oyalan. 
Maharet güzeli görebilmektir, sevmenin sırrına erebilmektir. Cihan, alem herkes bilsin ki şunu; en büyük ibadet sevebilmektir. 
Bu duygu ve akılla; babamla bir bayram yemeği yedik, "başbaşa yiyelim, kafam kaldırmıyor kalabalığı" dedi, "başım gözüm üstüne" dedim. Çoluk çocuk, eş dostada zaman ayıracağım inşallah. Önce babanın gönlünü alayım, rahatını da organize edeyim. Herkese yeter zaman da, bayram da, an da, yeter ki sev ve niyet et, iyilikle... 
Nefes yetene, göçene kadar...
Cahilin enerjisi sürüyeyse, biz sürü değil, hem kendimiziz, hem biriz, sevenin, sevilenin, güvenin, aklın, vicdanın enerjisi kendine de dünyaya da yeter, şükür. 👍💪🙏👼☺️✨💜🔮
Yani; "Mutlu bayramlar/anlar dostlar, sağlıkla, iç huzuruyla, sevinç dolu..."☺️💜
Bayram duası ile; "Tüm dünya iyileşsin ve yaşamlar boyu saf aşkla, saf sevgiyle dans edelim. Şarkıdakine benzer (dance me to the end of love) ..." ☺️😎💃❤️🕺🙏👼🔮💜

Dilara Koç👩‍🎤❤️

29 Temmuz 2019 Pazartesi

Saf sevgi, akıl, güç

Bugün birkaç dost şu soruları sordu;
-Peki iyi olalım, kalbimiz temiz, saf sevgideyiz, bu noktada olmayanlarla ne yapacağız? Ben o insanlarla olmak istemiyorum, onlarla olanlar da benim güvenimi kırıyor, yapamıyorum, ne yapmalıyım? 
-Mecbur oluyorsun, ailenden oluyor, yakının ya da iş yerinden olunca. Çözümü var mıdır ki?
Sevgili dostlar;
Yine tekrar edeyim, "benim şimdiye kadar öğrendiğimce, benim doğrumca ve saf sevgiye, saygı ve güvene en yakıştırdığım şekliyle"
Adı üstünde "saf sevgi ve akıl", kalbimiz temiz, niyetimiz net ve saf iyi. Bu durumda aksi olanla zaten barınamayız ki, aksi olan da bizimle olamaz, yapamaz, sevmez bizi, kıskanır, bozar, yorar, üzer, kullanmaya çalışır vb birçok negatif ilişki haline sebep olur bu durum. En önemlisi de "güven" içermez. Aksi olanla olabilen, çıkarı için/akılsızlığından/bana dokunmasın da gibi düşüncesinden herhangi bir sebepten bir şekilde iletişimde, ilişkide, etkileşimde ise aynı kefede ne yazık ki, zaten O'nun da "saf sevgi ve akıl" durumunu bu durumda iyi analiz etmek gerekir, kendiniz söylemişsiniz güvenebilir misiniz ki? 
Bunlar, bu ilişki halleri, hayatımıza giren kişiler, onlarla yaşadığımız olaylar, tekamül sürecinin birer parçası. Siz bu süreçten geçerken, saf sevgiye ve akla sahip bir kişi iseniz, yer yer agresif, konuşan, anlaşmaya çalışan, kızan, büyük küçük tepki veren olabiliyorsunuz ya da pasif, sessiz, ezilen ya da doğuştan "üstad" olgun, bilge davranabiliyorsunuz. Süreç ilerledikçe, zamanla öğrendikçe anladıkça özet iki haliniz oluyor; -sakince konuşan, dile getiren ve çekilen -susan hiç belirtmeden çekilen. 
Sevgisizliğin, saygısızlığın, kötülüğün, bilinçli zarar vermenin, üzmenin kabul edilebilirliği yoktur. Bu halde olanın ve bu halde olanla olan ve/veya bu halde olana susan da aynı kefededir. Her iki grubun da "saf sevgiyle ve akılla" bağlantısı kopmuştur. Saf sevgi ve akla gelir gelir, değil ise ne kadar yakınınız olursa olsun iş yerinde bile olsa mesafe koymak, uzak durmak sizin için doğru olandır. Ki bunu yine sevginizle ve aklınızla çok da başarıyla gerçekleştirirsiniz, çünkü zaten saf sevgi ve akıldaki kişi kendine yeten kişidir ve ayrıca hayatına da bunu yaptıkça yer açıldıkça gerçek saf sevgi ve akılda insanlar her an akar. Bunu yaptığınızda bir bakarsınız hafiflemişsiniz, yolunuz daha da açılmış, görürsünüz. Kazanan olursunuz. 
Sevgili dostlar;
Bakın bugün hikayemde bir şey paylaştım. Fotolarda yer alan ceviz fotosuyla
Doğa şifa, aş, huzur dolu
İncelesene şu kabuğu, içini...
Renklerine, yeşil sarı kahve beyaz krem😯👏,şekillerine, katmanların bir arada duruşuna, birbirini tutuşuna, tadı ayrı müthiş, folik asit, E vitamini, demir, fosfor, magnezyum, potasyum, çinko mineralleri, omega 3 yağ içermesine ne demeli, kalbe beyne iyi gelmesi vb.
Doğaya "dolu" bak dost!!
Dilara Koç👩‍🎤❤️
Herkese; Her "şeye" akıl ve sevgiyle "bakmayı ve görmeyi" diler.
🙋💜✨🔮☀️
"Bana", "size" yani "saf sevgi ve akıldaki" "insana" böyle bakamayan, göremeyen, değerini vermeyen, üstüne bir de daha da aksine kötülük, dedikodu, iftira, maddi manevi zarar veren insanla olmamız zaten birkaç beden küçük kıyafete girmeye çalışmaya benzer.
Hayat kısa, an da, anımı saf sevgi ve akıl sahibi insanlarla paylaşmak doğrusu, mutlusu ve seçimim, çok şükür bunu sağlamama sebep olan kalbime ve aklıma. 
Siz saf sevgi ve akılda kalın, kalbiniz tertemiz, niyetiniz hep iyi de kalsın, bakın ne kadar hafif, huzurlu ve içiniz hep sevinçle dolu olur. Ve bu müthiş büyük bir güçtür.

Dilara Koç👩‍🎤❤️