8 Haziran 2020 Pazartesi

Yaşam iyileşme süreci

Hayat, bir gelişim ve iyileşme süreci, tekamül, öğrenme süreci. 
Bu süreçte en önemli yapılacak iki şey;
*içe dönüş ve *pozitif olma. 
Bunu nasıl kolaylıkla yapabiliriz? *tek gerçek enerjinin “saf sevgi” olduğunu bilerek
*dua, ibadet şekilleri, meditasyon, nefes çalışmaları yaparak, sevdiğiniz size iyi gelen “şeyleri” yaparak (ben akrilik boya ile ahşaba ağaca resim yapmayı, şarkı söylemeyi, mırıldanmayı çok seviyorum mesela, benim için terapi, keyif, huzur, neşe🥰😎🧘🏼‍♀️🎨💃🎤)
*doğada vakit geçirerek/anda kalarak, doğayı izleyerek, hissederek
Yapabiliriz. Bunlar benim bildiğim yöntemlerin birkaçı. 
Ve bu süreçte, yaşam sürecinde bunları yapmak;
İç huzuru
Kendi başarı/mutluluk odağında olmayı
Başkasının başarısından/mutluluğundan mutlu olmayı
Sağlığı 
Sağlar. 
Başka deyişle;
Tekamül, öğrenme, gelişme, iyileşme yolunda iyi, güzel ilerleyen kişi; “genel olarak” (yaşamda iniş çıkış vb var, bundan dolayı alıp kabul ederek öğrenir) iç huzuruna, (öz) sevgi,saygı, güvene, sağlığa sahiptir. 
Sevgiyle dostlar
Dilara Koç

#içedön #kendinibul #pozitif #ol #var #huzur #sağlık #resim #şarkı #dua #doğa #by.dk 

6 Haziran 2020 Cumartesi

Gerçekse tango gibi

İlişkilerle ilgili birkaç notum vaaww😎🥰
Kalpten başlar
Emekle gelişir
Akılla yol alır
Değer vermek
Özenmek gerekir.
Bunlar Olursa;
Getirisi, Öğretisi müthiş olur. Nadir, orijnal, özel olur.
Sabır şart
Güven ver güven al şart 
Mutluluk, umut, özlem içerir.
Bunu başarmanın gücü, öğretisi, getirisi müthiş olur. 
Hayaller kurdurur, planlar yaptırır,
Keyfini çıkarttırır.
Bunlar için ilişkiye bakış açısı önemli
Özenilirse, safça bağlı olunursa. Nadirdir. Yoğun yaşatır her duyguyu. 
Yaşamayı bilirsen her ilişki güzeldir.
Anlayış hoşgörü farkındalık şarttır
Gerçek sevgi ve şefkat varsa da ilgi olur.
“İlgi neredeyse enerji oradadır. “!!!!
O zaman ilişkinin tadına doyum olmaz.
Ve bu tüm kadın-erkek, özel ilişkiler, arkadaşlıklar, dostluklar için de geçerlidir.
İlgisi, enerjisi sende olmayan sevgili, eş, arkadaş, dost gerçek midir? sormalı. Kendimizi sevmeli, öz değerimizi bilmeliyiz. 
Önce kendine, sonra gerçekten sevdiklerine sevgi ve şefkat gösterdiğin an huzur tamamdır. 👍💃🕺
Gerçek olursa;
Tango gibi, şarkılar gibi; aşk, melankoli, tutku, neşe, güvenle sarılmalar, ahenk, armoni, huzur...
“Sevgi ve şefkat aksın bedenimize, ruhumuza, aklımıza, duygumuza🙏” duası ile dostlar
Dilara Koç

20 Mayıs 2020 Çarşamba

Kaliteli İnsan


Bana çok soruyorlar insani kalite diyorsun, nedir bu?
Kaliteli insan; 
-kendine ve ilişkilerine değer katan insandır
-iş ve özel hayatında işbirlikçi ve destekçidir.
 -hep söyledigim saf sevgi ve akılda kişidir. Bu O’nun herkese buyrun gelin demesi anlamına gelmez. Hep söyledigim bir söz var, ben Mevlana değilim ne olursan ol gelme, insan ol gel.
-önce kendini sever, sayar, güvenir. Bu O’nu çıkarcı yapmaz. Kendi menfaatini gözetir, bunu yaparken yapıcı ve adil bir şekilde, kazan kazan ilişkisi ile, her iki tarafında menfaatini gözeterek yapar. -Gözü, karnı toktur. Bedavacıdan,  açgözlüden hoşlanmaz.
- duygularını, düşüncelerini direkt kabalaşmadan yer yer tatlı sert, çoğunlukla tatlı ifade eder. Amacı sevgiyi, adaleti, doğruyu, dürüstlüğü sağlamaktır. -ilişkilerde duyguları kullanmaz, duygusal tehditlerle insanları sömürmez. 
-Yalakalıktan, statü ve güç odağından hiç hoşlanmaz. Gücün etkisi altında kalmaz. Kimseyi pohpohlamaz, olduğu gibi duruş sergiler. Gücünü iyi niyetle kullanır.
-dedikodu, başkası hakkında yeren, eleştiren, küçümseyen, eksik ve açık odaklı konuşmalardan hoşlanmaz. Bir kişiyle ilgili konuşacaksa, bu yapıcı, iyilik için başarı odaklı olur. Ki aksi ve farklı düşünüyorsa, farklı bir duygu içinde ise zaten ilgili kişiye bunu açıkça söyleyecek özgüvene sahiptir.
- iyi niyeti suistimal etmez, kalitesiz kişi suistimal eder ve kişiyi kullanır, haddini aşar. 
-kaliteli olmaya çabalamaz.  Gerçektir, samimidir, doğaldır, içtendir. Samimiyetsizlik, sahtelik, yapay ilişkiler O’nu iter. Kaliteli insan olduğu gibi davranır, dürüsttür. 
-kendini geliştirir. Tek konusu kendisidir. Başkası ile ilgili konusu destek ve sevgi amaçlıdır. Birilerinin adamı olmaz, paranın kölesi ve bunun gibi kölelikler içinde bulunmaz.
 Kimseye eyvallahı yoktur. Bu gücü yukarda yazdığım tüm maddelerden otomatikman oluşur. Birliği savunur, sevgi, akıl, güven özgürlüğüyle.
Aslına bakarsanız “insan” nasıl olması gerekiyorsa, insanın özü, safı ne ise, kaliteli insan dediğimiz de odur. 
Dilara Koç 

10 Mayıs 2020 Pazar

İlişkiler


İlişkiler:
Ego sevgisizliktir. Sevgisizlik korkudur. Biri acımasızsa, öfkeliyse, dedikoducuysa, iftira atıyorsa, çıkarcı ise korkuyordur. Sevgisizlik korkaklıktır, korkunun var olduğu yerde, sevgi olmaz. 
Bunlarla yüzleşirsek örneğin öfkeliysek, öfkemizi bastırarak pembe bir tablo çizerek sevgiye geçemeyiz. Ben öfkeli değilim diyerek önce kendimizi kandırırız, ben öfkeliyim bunun sevgiye dönüşmesini niyet ediyorum diyerek başlamak bunun en  temel çözüm yoludur. Duygumuzu alıp kabul edip onu iyileştirmeye çalışmak.  İyileştirmeye gönüllü olmalıyız.
En önce yargısızca, hem kendimizi yargılamamalıyız, hem de başkasını. Duyguya inmek, gerek kendi duygumuza, önce kendimizi anlayıp, karşı tarafında yaptığı şeyde en asgari de bir korku olduğunu bilmek, sevgi eksikliği olduğunu bilmek, yargılamamamızı kolaylaştırır.
İlişkiler; ödevlerimiz, sınavlarımız. Tekamülümüz için, öğrenmemiz için varlar.
Hiçbir ilişki özünde başarısız değildir. İllaki bir öğreti içerir. İllaki herkesden hoşlanmamız gerekmez, yine de sevgide ve akılda davranmayı bilmeliyiz ve kişilere karşı nötr ve yargısız olabilmeyi.
Herkes ruhu ikizini, ruhu eşini,  en doğru kişiyi bulmaya çalışır. Dostluklarında da en kendi gibi olanı. Aslında bu da bir nevi egodur, korkudur.  Bir duygusal boşluktur. Biri gelsin ve bizi tamamlasın isteriz. Kimse kimseyi tamamlamak zorunda değildir ki. Herkes birdir ve özgürdür. İlişkilerdeki temel “özgür birliğe” dayanmalıdır. Beni arasın, bana bunu yazsın, şunu yazsın,  bana çiçek alsın, işime anlayış göstersin, gece hayatımı anlasın, yoğun bir adamım anlasın, nazik bir kadınım anlasın, iki tarafında aslında olsun olmasın, karşı tarafın istediği şekilde olmasını istediği ilişki. 
Bu bir egodur, korkudur, boşluktur, suçluluk duygusu ve bencillik içerir.
Bu tarz ilişkilerde genelde kişiler, diğerinin sahip oduğu kendi sahip olmadığı bir şeye sahip olmak için bir araya gelir ve ona sahip olduğunda ilişki sona erer, çünkü artık ona sahip olmuştur. Bu her çeşit “farklılık” olabilir. Buna farklılık diyorum. Kendinin sahip olmadığı, farklı herhangi bir şey. Para, güzellik, yakışıklılık, statü, özgüven, neşe, maddi manevi herhangi bir şey, ten mutluluğu diyelim, gibi gibi. 
Farklılık her ne ise ona sahip olana dek birlikte kalınır sonra ilişki biter. Örneğin evlilik ise bu aynı çatı altında olsalar da, ayrı dünyalarda yaşayıp dururlar. Dostluk ise biter gider ya da mesafe girer. 
Tüm ilişkilerin özü, gerçeği, maskesiz olanı; dönüşüm geçirmiş, gelişmiş kişilerin, kendi içine dönmüş, kendini bulmuş, hiçbir eksiklik hissetmeyen, yolda olduğunu bilen,  kendi tamlığını kabul etmiş, kendisi gibi diğerinin tamlığını da kabul ederek, daha büyük ve üst kapasiteden bakarak birliği büyüten ilişkidir. 
Bu sadece kadın erkek ilişkisi için değil, tüm ilişkiler içinde geçerlidir. Biz birbirimizden çalmak, birbirimizi sınavdan geçirmek, istediklerimizi yaptırmak ve kendi ihtiyaçlarımızı tatmin etmek üzere bir araya gelmiyoruz, buna birlik denmiyor, ayrılık deniyor.
Kendimize bakmalıyız, birilerine karşı duyduğumuz çekimler ya da nefretler, bu bizim saf sevgi halimizden uzak bir nev’i nevroz potansiyelimizden mi kaynaklanıyor? Yaralarımızı sarmak için mi insanlarla ilişkiye giriyoruz?  Sadece erkek kadın ilişkisinden bahsetmiyorum, oda dahil. Bir illüzyonu mu yaşıyoruz, gerçeği mi?  Rahatlık bölgemizi asla ihlal etmeyen ilişkiler, gerçek ilişkiler midir acaba? Ya da ihlal edenler bize öğreten saf sevgi ilişkiler midir? Saf Sevgi ilişkilerde biz birisini değiştirmeye değil, onun ne kadar güzel olduğunu görmeye çalışırız, oldukları halleriyle kabul etmeyi başarırız ve sorunları bize aksi gelen konuları konuşarak halledebiliriz, birbirimizden öğreniriz. Kadın erkek, anne çocuk, dostlar, arkadaşlar hepsi için geçerli.
“Romantizm, onunla eğleniyorum, her istediğimi yapıyor” dan daha uzak, üst kapasiteden bir bakış. 
Her ilişkinin de acıdan, negatiften, iyiliğe evrilmesi gerekmiyor, direk saf sevgi ilişkilerde yaşıyor olabiliriz. Kardeşlerimizle, sevdiğimiz adam kadınlarla, dostlarımızla, işin içinde ego yoksa, saf sevgi ve akıl varsa zaten olayı çözmüş oluyoruz. Aslında bir insanı sadece insan olduğu için sevmek çok kolay. Hiç kimse tamamlanmış değildir, tamamlanma yolunda saf sevgi kişiyle ilerlemek kadar güzel bir şey yoktur. Bundan daha çekici, daha mutlu olabileceğimiz bir ilişki yoktur. Her iki tarafta “var”dır, tamamlanma yolundadır ve huzurdadır.
İşin romantizmi meyvenin dökülen çiçeğidir. Çiçeğin meyve olması, rengi, tadı, olgunluğu sonsuz faydası olan, gerçek aşktır.
“Kusurlarıyla var olan tüm kusursuz ilişkiler”, korkusuz, saf sevgi ve akıl içerir, olduğu gibi kabul etmeyi içerir, kendini ve karşındakini olduğu gibi kabul etmeyi ve açıklığı, samimiyeti, netliği, için dışında olmasını, paylaşmayı ve anlamayı kapsar.
İşte saf aşk/sevgi ve akıl meselesi budur.
İlkelden gelişmiş duygu ve düşüncelere, alt kapasiteden üst kapasiteye geçişi gerektirir. 
Aslında öz ve saf ve sade ve çok da kolaydır. Kolaylaştırın dostlar.
Dilara Koç

5 Mayıs 2020 Salı

Dünyanın iyiye evrilmesi için...


Umutluyum
Çünkü dünya kaynakları tüm dünyayı doyuracak kadar yaratılmış, bunu sık sık söylüyorum. Dünyada insanlar yemeğinin üçte birini çöpe atıyor, istatistiklere göre. Bu üçte biri de atmasa, zaten tüm dünyaya yetecek. Su içinde aynı şey geçerli. Suyu da israf ediyoruz. Örneğin tüm marka kıyafet ayakkabı çantaları üretmek için inanılmaz su tüketimi yapılıyor biliyor muydun? Sen o dolaplarını doldurduğun ayakkabılar için ihtiyacının dışında ya da fazla ya da gösteriş için aldığın artı her 2-3-5 çanta için dünyanın su kaynaklarının tüketildiğini biliyor muydun? 
“İşte bunun farkına varırsak dostlar zarardan dönersek kar, işi kurtarırız.”
Dünyanın kaynakları hepimize yetecek kadar yaratılmış! Konu 2;
Avrupa ve Amerika’nın cicili bicili süslü yıldızlı yaldızlı dünyasına kananlar için, özenenler için özellikle yazmak istiyorum.
Latin Amerika’dan,  Asya’ya Afrika’daki sömürdükleri coğrafyadaki insanların geleceğini çalarak  bu zenginliklerini yapmadılar mı? Tarihi “doğru” okuyunuz, inceleyiniz. Bir biz miyiz tarihinin hesabını, net bilip bilmek arasında olsak da,  negatif yüklerini taşıyan...Kendimizi eleştirip dururuz, “bilip bilmeden”. Yereriz. 
Bunları biliyor muydunuz?
Belçika çikolatalarındaki tek el olayı nedir? O çikolatalar iyi çalışmadıkları düşünüldüğü için kolları kesilen Kongoluların elleri. Bizzat kendi vahşetlerini bugün tatlılaştıran bir beyin ve kalp nasıl olabilir? Bir zamanlar yurtdışında şuraya gideyim diye listemde Belçika vardı bunu öğrendiğimde hemen anında vazgeçmiştim. Akıl şart, araştır anla ara bul. İngiltere’nin kendi tarzıyla Hindistan’ı sömürmesi. Sömürgeci devletler Fransa, İngiltere, Portekiz, İspanya, Hollanda, Almanya, İtalya ve Belçika. Bugün dünyaya karşı, “tüm”e karşı ayıktığımızda, insan ve bir olmanın anlamını idrak ettiğimizde dünya kurtulur, iyiye evrilir. Nokta.
Dilara Koç



2 Mayıs 2020 Cumartesi

Katarsis

Düşmek güzel şey, “dibimdekiler, kalbimdeki, aklımdakileri fark etmiş olanlar” bilir benim düşüşlerimi. Hep pozitif misin diyenlere gelsin.🥰
Düşmek derken...
Bunları bir tek ben yaşamadım hayatta. Çoğu kişiye de ses, söz olayım madem. 
Bir nev’i katarsis. Kendimizi duygusal, zihinsel ve manevi anlamda temizlemek, arınmak için önce kendimize, kendimizi, olayları, durumları ifade edebilmeli ve onlardan özgürleşmeliyiz. Çok soran olunca bu ara, bu iç huzuruna nasıl ulaştığımı (çok şükür), buyrun tüm açıklığıyla, uzatmamaya çalışarak....
Düşüş insanın içinde oluyor, çok güvendiğin, inandığın annen, baban, ablan, abin, kardeşin, beraber büyüdüm dediğin, ailem, akrabam dediğin, aile dostu dediğin, büyüğüm küçüğüm dediğin, sevdiğin... Bunların; gözünün, kalbinin tam da önünde, içinde düştüğünü ve paattt diyerek içlerinden müthiş pis kirli bir şeylerin çıktığına şahit oluyorsun. Nerede hata yaptım diyorsun ve bir yandan da öyle şanslıyım ki, hemen, belli gelişmişlik seviyesi üstü aklım kalbim devreye giriyor ve yahu ben saf sevgiyim, iyiyim, niyetim hep iyi, e o zaman yanılmışım diyip devam ediyorsun. Enteresan duygular. Maddi iniş çıkışlar... Maddi iniş çıkışların bunların yanında bir hiçmiş dediklerin. Örneğin iftiraya, yalan dedikodulara uğradım ben de, en yakınlarım tarafından ve buna sessiz kalan ilk annem oldu, eski kafa “idare et, ele güne karşı” bence eskiden çok,  kötü bir kafa🤷‍♀️ ve diğer bazı aile fertlerim, hatta bazısı destek verdi, çanak tuttu, bazısı bu durumları kendi çıkarlarına göre fırsata çevirdi. Üstelik bu çanak tutanlar 1.,2.,3. derece kan bağım olanlar ve konu yarı veya tam para özünde, temelde, çokça da kıskançlık gibi sağlıksız duygular, bence a-normallik, sağlıksızlık, yani aslında “sevgi ve akıl” noksanlığı. İlk başta acıttı mı? Evet. Ama sonra ne oldu? 
Kısa sürer bende, burası bence önemli dostlar “ben kendimi bilirim”, saf sevgimi, iyi niyetimi vee hemen aklını kullan arın, temizlen. Herkes ektiğini biçermiş şu bu, düşünmem bile, yahu kirli ki, zaten yaşadığı o ki, ya da bana ne ki, onun sorunu. Ben hep kazandım, çünkü hep sevdim. Nefesim var, kendimdeyim, sonra anneyim, eşim vb devam etmeliyim, aş, arın ve devam et. Ettim. Bitti gitti. Çok şükür. Farkındalık çok önemli bence, en önemlisi kendimle ilgili, nasıl büyük bir sevgi ve akıl gücüne sahip olduğumu fark etmek müthiş oldu benim için. 
Bir açıkça yorum daha🥰 ;
Sonuç olarak; aile, sülale, akraba, kan bağına inanmıyorum, gönül, akıl bağına inanıyorum. 😇😁🥰 
Niyetlerin iyi olduğu, saf sevgi ve akılların var olduğu ilişki ve bağlara inanıyorum. 
“Özgür birliğe” inanıyorum. Ben buyum, böyleyim, sen de öyle, farklılıkların saf sevgi ve akıl birliğine inanıyorum.
Çok da takılmayın, sevin aklınızı kullanın yeter. Formül kolay; Sevgiye akla uymuyorsa güle güle, yorulma, uyuyorsa zaten seninle.
🥰İç huzuru aksın kalplerinize ve akıllarınıza dostlar
Dilara Koç

23 Nisan 2020 Perşembe

Evrenden mesaj var



Evrenden gelen mesajlar;
Dostlar ben bu olayla evrenden bize mesajlar geldiğini düşünüyorum ilginç tesadüfler izliyorum.
Mesela;
-Havanın gökyüzünün rengi değişti, hava temizlendi, 
-doğadaki çiçek çeşitleri, kuş çeşitleri, balık çeşitleri arttı, kuşlar artık 7/24 ötüyorlar. 
-Meyve ağaçlarındaki çiçekler çoğaldı ve canlandı. 
-Ozan tabakasındaki delik 30 yılın en düşük seviyesine gerilemiş.
-Fakir, zengin, para seviyesi, statü, kral, kraliçe, patron, çalışan, kadın, erkek kim olduğunun önemi olmadan virüs herkese virüs. 
Dünyada çağlar boyunca ilk kez “insan olmak” konuşuluyor. 
İyi insan olmak. Şimdiye kadar bireysellik, bencillik, mikro insan konuydu, krallığını sürüyordu. Paran varsa kralsın, sevilirsin, statün varsa adamsın, kadınsın, alkışlanırsın, ister topluma faydalı bir şey yap ister yapma, paran ve statün varsa sen büyüksün. Parası olan kraldı, padişahtı, herkes onun etrafındaydı. Para tek güçtü, aile mefhumu, saf sevgi ve akıl olayı, Dostluk, gülünen, dalga geçilen, itilen, ötekileştirilen bir konuydu. Hatta birisi iyi ise, gerçek ise, doğruyu dürüstçe söylüyor ise ve bir de üstüne parası yoksa arkasından önünden iftiralar, onu aşağı çekmeye çalışmalar gibi bir tiyatro oynanıyordu. Ötekileştirme, bencillik, bireysellik konuşuyordu. 
Para konuşuyordu, insan = para. 
Tek başına Yaşamalar, çocuktan sıkılmalar, eşten sıkılmalar, Dostan sıkılmalar, gerçek ve saf sevgi olan akılcı olan her şeyin itici geldiği bir dünya. Herkes aklını ve sevgisini yolda bırakmış, Beyni ve kalbi sanki durmuş bir insan, mikro insan.
Bugün konumuz; makro insan. Olaya daha makro, daha kavramsal, bireysel değil bireyin önemli olduğu, bireyin önemli olmasıyla beraber birlik olunduğu, benim “özgür birlik” dediğim şey. 
Burada bir mesaj daha var;
Başkalarının hakkına saygı, paylaşmak. Birliğin gücünü sağlar. Yasak denince evinize 2 paket yetiyorsa 10 paket almak değil! Mesaj bu. 
Açlık bilincinden, bencillikten, tokluk bilincine, birlik bilincine geçme zamanı. 
Ve bugünlerde dikkatimi çeken mesajlar;
-.
23 Nisan da virüs için yapılan bazı tıbbi bilimsel çalışmalardan ışık alınmaya başlandığı haberi
.Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramı
.Ramazan ayının ilk orucuna 23 Nisan Perşembe gününü 24 Nisan Cuma gününe bağlayan gece yarası sahura kalkarak niyet edilmesi 
-19 Mayıs 2020 Kadir Gecesi
Bu denk gelmeler manidar.
Bence; bütün bu konular, bilim, ilim, kadim bilgi, bayramlar, özgürlük, birlik, barış mutluluk, saf sevgi ve akıl ve insanlık konusu. 
Evrenin bize artık tüm bu konuları tek başlık altında toplama verme mesajı,
“İnsanlık”. 
Anlayacağınız bu süreçten, insan olanlar kurtulacak, var olacak, sonsuz mutlu olacaklar, “insan olanlar”. 
İnsan dediğimiz şey sever, aklını kullanır, kendini, diğeri, başkasını, doğayı, canlıyı, cansızı, dünyayı sever, sayar ve aklını kullanır ve tüm bunları iyileştirmek için yararlı, faydalı şeyler yapar ve dolayısı ile doğalında mutludur. Sakin, dingin, tatlı bir neşededir. Sonsuz saf sevgiyle ve akılla ve tüm endamıyla.
Dilara Koç